Kendime güvenmem Ömer Bolat’a güvenirim
İrfan ehli insanı tarif ederken derler ki:
-“İki tür kimse vardır. Bir Rahman adına insanlığa hizmet eden ve hayırdan yana olanlar, bir de tam bunların tersi, şeytana hizmet eden ve münafıklık alametinin özelliklerini taşıyanlar.
Bunlardan bütün milletlerde olur, hangi toplumda yaşıyorlarsa bilinir ve tanınırlarmış. Kendilerinin şahitleri, kendi yapıp ettikleriymiş. Belgeye, görgüye, şahide gerek duyulmazmış.
Ömer Bolat’ı 30 yılı aşkındır yakından tanırım ve yıllardır da takip ederim. Bugüne kadar haktan, hukuktan ve insanlıktan ayrıldığını zerre görmedim.
Kendime güvenmem ama Muhterem Bolat’a güvenirim. Hatta daha da ilerisini söyleyeyim. Böylesine yakından tanıdığım için kendime çeki düzen veririm ki, bir yanlış yapıp, yanlış anlaşılmayayım ve mahcup olmayayım diye.
Ömer Bolat bir edep insanıdır. Bir hayâ insanıdır. Bir iffet insanıdır. Bir ahlak insanıdır. Yani Rahman’a hizmet yolundan hiç ayrılmamıştır, ayrılmaz da.
•
Tabi Ömer Bolat’ın bu özelliği, doğal olarak diğer sınıfa girenleri rahatsız eder. Çünkü bir yerde Rahman’a hizmet edenler varsa, öte yanda kötülüğe hizmet edenler olacaktır.
Yine Sayın Bolat, uzun yıllar MÜSİAD’da bulundu. Genel sekreterlik yaptı, başkanlık yaptı, MÜSİAD’ın kuruluşundan bu yana ve halen de binlerce iş insanını tanıdı, binlercesi onu tanıdı. Aleyhinde bir şey söyleyecek tek insan çıkmaz.
Ticaret Bakanlığına geliş sebebi de yukarıda saydığımız özelliklerinden dolayıdır. Daha önce de bir kez yazmıştım.
Ticarette ne kadar ahlaksız güruh varsa, ülkenin en dürüst insanı, bu ahlaksızlara karşı bakan yapıldı. Faaliyetlerini görüyorsunuz. Gücünün yettiği nispette milletimizin hakkını, hukukunu korumak için canhıraş şekilde çalışıyor.
•
Şimdi gelin de böyle bir insana karşı insanlıktan nasipsizler tezgâh kurmasın. Böyle bir insana iftira atılmasın, böyle bir insana bühtanda bulunulmasın.
Çünkü hırsızların, ahlaksızların, gaspçıların, hak hukuk tanımayanların kovanlarına çomak sokmaya devam ediyor. Haliyle iftiraya da uğramalı.
İftiraya uğrayınca bunun yayılması, haber yapılması da lazım. Çünkü bu ülkede garip bir fon arsızlığı ve hırsızlığı var. Kimin elin kimin cebinde belli değil.
Hiç anlamadığım bu fon işlerinden haksız kazanç elde edenlerin yanı sıra, bir de yurt içi ve dışındaki karanlık fonlardan içeride besleneneler varmış.
Yani cebir dersi gibi çarpanlar başka, çarpılanlar başka, bir de hiç ilgisi olmadığı halde sonuca ilave edilenler başka.
Yine eskiler derler ki:
-“İnsanlık öyle bir zamana erişecek ki, o zamanda münafıklar haklı olacak, müminler haksız olacak. Yani münafıklar, müminlerin önünü kesmek için ellerinden geleni artlarına koymayacaklar”.
•
Ezcümle Mevlana Hz.lerinden gelsin:
-“Ey Hak yolcusu! Musa da, Firavun da ölmediler, gözünü gönlünü aç ve Musa’yı da Firavunu da iyi tanı”.







