--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Benzinli çağın son virajı! Sessiz devrim, gürültülü daralmayı yeniyor

Onur Yılmaz
Onur Yılmaz
0

Küresel ekonominin sert rüzgarları, yüksek faiz koridorları ve daralan kredi muslukları otomotiv sektörünün çarklarını zorlamaya devam ediyor. Yollara çıkan her yeni plaka, aslında makroekonomik dengelerin, tüketici eğilimlerinin ve teknolojik dönüşümün birer yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) tarafından açıklanan eylül ayı verileri de bu tablonun en somut vesikası niteliğindedir.

Rakamların soğuk yüzüne baktığımızda, otomotiv pazarında belirgin bir yavaşlama, tabiri caizse sert bir fren sesi duyuluyor. Ancak bu gürültülü daralmanın derinliklerinde, geleceğin şafağını müjdeleyen sessiz ama çok güçlü bir devrim yaşanıyor. Türk tüketicisi yüksek borçlanma maliyetlerine ve piyasa durgunluğuna rağmen yönünü yeşil enerjiye, yerli teknolojiye ve vizyona çevirmiş durumda.

Verilerin fısıldadığı hakikatlere ekonomi ve otomotiv penceresinden birlikte göz atalım.

Yılın ilk 9 ayında Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,39 oranında daralarak 803 bin 465 adet seviyesinde gerçekleşti. Yalnızca eylül ayına odaklandığımızda ise tablonun daha da sertleştiğini, toplam pazarın yüzde 24,33 küçülerek 83 bin 469 adede gerilediğini görüyoruz.

Sadece otomobil özelinde eylül ayı satışı 63 bin 736 adetle geçen yıla göre yüzde 27,80 gibi ciddi bir düşüş kaydetti. İşte tam bu noktada, geleneksel içten yanmalı motorların tahtı sallanırken, yeni nesil mobilitenin adeta küllerinden doğduğuna şahitlik ediyoruz.

Sektör genel olarak kan kaybederken, elektrikli otomobil satışları eylülde yüzde 18,6 artarak 15 bin 128 adede ulaştı. Bu da eylül ayında satılan her yüz otomobilden neredeyse 24’ünün tam elektrikli olduğunu gösteriyor.

Elektrikli araçların aylık pazar payı yüzde 23,7 ile tüm zamanların rekorunu kırarken, ilk dokuz ayın toplamında satılan 120 bin 329 adet elektrikli araçla pazar payı yüzde 19,2’ye kadar yükseldi.


Meseleyi sadece piller ve kablolardan ibaret görmemek gerekiyor. Bu dönüşümün bir de hibrit cephesi var ki geleneksel yakıtlardan kopuşun en büyük basamağını oluşturuyor.

Yılın ilk dokuz ayında binek otomobil pazarında benzinli araçlar yüzde 41,2 pay ile liderliğini korusa da hemen arkasından gelen hibrit otomobiller 204 bin 956 adetlik satışla yüzde 32,6’lık devasa bir pazar payına ulaştı.

Elektrikli ve hibrit araçların gücünü birleştirdiğimizde, Türkiye’de satılan otomobillerin yüzde 51,9’unun yani yarısından fazlasının artık elektriklendiğini görüyoruz.

Dünün hayali olan, yarının uzak geleceği sanılan bu teknoloji, bugün caddelerimizin hakim gerçeği haline gelmiştir. Bu değişim yalnızca bir tüketim tercihi değil, aynı zamanda cari açığa, petrol bağımlılığına ve enerji ekonomisine vurulmuş yerli bir neşterdir.

Peki, bu sessiz devrimin bayraktarlığını kim yapıyor?

İşte burası, köhne zihniyetlerin “yapamazsınız, üretemezsiniz” diyerek küçümsemeye çalıştığı milli gururumuz Togg’un destan yazdığı yerdir.

Eylül’de satılan 15 bin 128 adet elektrikli otomobilin tam 6 bin 692 adedi Togg amblemi taşıyor. Bir başka deyişle, eylül ayında ülkemizde satılan her yüz elektrikli araçtan 44’ü Togg imzasını taşıyor.


Milli markamız, küresel devleri, asırlık otomotiv devlerini arkasında bırakarak tek başına en yakın 7 rakibinin toplamından daha fazla satmayı başardı.

Model bazında incelediğimizde Togg T10X, 4 bin 237 adetlik eylül satışıyla sadece elektrikli liginde değil, tüm Türkiye binek otomobil pazarında ayın en çok satan otomobili unvanını göğüsledi.

Markanın sedan gövdeli yeni yüzü T10F ise 2 bin 455 adetlik performansıyla genel listenin dördüncü sırasına yerleşti.

Yıl genelinde ulaşılan 37 bin 426 adetlik teslimat ve yollardaki toplam 126 binden fazla milli akıllı cihaz, Türkiye’nin sanayi dönüşümündeki kararlılığını gösteriyor. Sektör yüksek faiz kıskacında daralırken, Togg’un LFP batarya teknolojisine geçişle üretimde yakaladığı bu ivme, yerli üretimin küresel rüzgarlara karşı nasıl bir kalkan olduğunu ispatlıyor.

Otomotiv sanayimiz, kabuk değiştiren bu dünyaya ayak uydurmakla kalmıyor, Togg öncülüğünde bizzat oyunun kurallarını yazıyor.

Faizlerin ve finansman zorluklarının gölgesinde daralan konvansiyonel pazar, yerini vizyona, teknolojiye ve milli sermayenin gücüne bırakıyor. Caddelerimizi sessizce fetheden bu yüksek teknoloji, Türkiye’nin endüstriyel bağımsızlığının ve ekonomik geleceğinin en parlak müjdecisi olarak yankılanmaya devam edecek gibi görünüyor.

 

Onur Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle