--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Taş kalpli olmayanlara selam olsun!

Nusret Reşber
Nusret Reşber
9

 

Dünya var olduğundan beri hak-batıl mücadelesi verilmektedir.

İlk insan Âdem ve mel’un iblis ile başladı bu mücadele.

Sonra Âdem’in çocukları, şeytanın da baştan çıkarmasıyla birbirleriyle verdiler bu mücadeleyi.

Kimi ilk atasının yolundan giderek ve O’nun haklı davasını sahiplenerek, hak cephesinde durmayı sürdürdü, kimiyse farkında olarak veya farkında olmayarak atasının düşmanı iblisin saptığı batılı tercih etti, onu sahiplendi.

İnsanoğlu hem unutkandır hem de nankördür. Ve bu sebeple olsa gerek hem nefsine hem de çevresine karşı zalimdir, zulümkârdır.

En büyük unutkanlık, dün savunduğu ve bu uğurda mücadele verdiği hakkı ve durduğu doğru noktayı unutarak, ondan saparak karşı tarafa, mücadele ettiği batıl safına sapmadır!

“Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.” (A’râf 27)

Dün seçilmiş, üstün millet kılınmış Yahudiler, durdukları noktayı unuttular. Birçok peygambere karşı geldikleri gibi kimini de şehit ettiler!

“… ‘Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim’…” (Saff 6) diyen Meryem oğlu İsa’yı (a.s.) “Bu, apaçık bir sihirdir” diyerek yalanladılar ve öldürmeye teşebbüs ettiler. Son peygamber Hz. Muhammed’e de (s.a.s.) suikast girişiminde bulundular, müşriklerle birlik olup O’nunla savaşa girdiler.

Dün onların nesillerini daha doğarken kazıklara oturtarak öldüren Firavun’u ve onları fırınlarda yakarak soykırım uygulayan Alman Nazilerini unutan İsrail kavmi, dünkü düşmanlarının misyonunu bugün kendisi üstlenmiş...

146 gündür İsrail’in Filistinlilere uyguladığı vahşet karşısında ne yazık ki insanlık da insanlığından utanır hale düşmüştür.

Haberleri izlesen bir türlü, izlemesen bir türlü; her halükârda kahroluyorsun, insanlığından utanıyorsun. 

Elinden bir şey gelmiyor.

Ya da imanının gerektiği kadar, insânî vicdanının elverdiği kadar “üzerime ne düşüyor” diye herkesin elinden geleni yapmasının insanlığın son noktası olduğu bir durumu yaşıyoruz.

Fert olarak, toplum olarak, devlet olarak bir cemiyetin/toplumun bir üyesi olarak herkes üzerine düşeni ne kadar yapabiliyor?

“Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz…” buyuruyor Rabbimiz.

Ama herkes üzerine düşeni ne kadar yapabiliyor, bunu da sorgulamak ve kendini hesaba çekmek zorundadır.

Alt yorumlarda dalga geçip, “sen hâlâ gitmedin mi?” diyen insanlıktan nasiplenmemişler yine çıkabilir. Onlara hidayet diliyorum.

Bununla beraber biz üzerimize düşeni, gücümüzün son noktasını kullanarak yapıp yapmadığımızı sorgulamakla ve gereğini yapmakla mükellefiz!

Kim neye gücünün yettiğini imanını, vicdanını ortaya koyarak kendisi elbette daha iyi bilir.

Dün (2003’te) dini, milleti ve yaşamı benim gibi olmayan ama vicdanı Filistin için atan Rachel Aliene Corrie, geldi, canıyla “gücüm buna yeter” dedi ve kendini vicdan sahibi bütün insanlık nezdinde unutulmaz kıldı.

4 gün önce de ABD ordusunda görevli olan Aaron Bushnell, “Artık soykırıma ortak olmayacağım” diyerek, kendini ateşe verdi. Ve alevler içinde “Filistin’e özgürlük” diye haykırarak aktivist Corie’nin kervanına katıldı.

O da vicdan sahibi herkes indinde unutulmaz oldu artık.

Peki, biz ne yapabiliyoruz?

İnsanlık nezdinde, en önemlisi bize bir sorumluluk yükleyen Rabbimiz katında kendimizi sorumluluktan kurtaracak ne yaptık, ne yapmayı planlıyoruz!

Kalbi olan, (imanı olanı geçtim) vicdanı olan herkes, yapılan bu soykırım, vahşet karşısında gücünün son noktasını ortaya koyup koymadığını gözden geçirmelidir.

Kalbi taşlaşmamış her insan, kime karşı olursa olsun yapılan vahşet ve haksızlık karşısında gücü, her neye yetiyorsa onu ortaya koymalıdır.

Paraysa para, can ise canını, makam ise makamını düşünmeden tepkisini göstermeli.

Tepkisiz kalan, duyarsız davranan, hiçbir şey hissetmeyen taş kalplilere hiçbir sözüm yok.

Biliriz ki “kalpleri taş gibi, hatta daha da katı…” olanlar inanmadıkları gibi hissiyatları da yoktur.

Zira kalpleri taşlaşmamış insanlar, üzüntü hisseder, dini, milleti, yaşamı kendisi gibi olmasa da haksızlığa uğrayan herkese karşı vicdanı kanar; o haksızlığı ortadan kaldırmaya çalışır.

Taşların bile bağrından, Allah korkusundan nehirler fışkırdığını biliriz.

“Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer.” (Bakara 74)

Taş kalpli olmayanların, kalplerini, vicdanlarını ortaya koyma vakti geldi geçiyor!

Taş kalpli olmayanlara, hassaten Rachel Aliene Corrie, Aaron Bushnell’e selam olsun!

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

29 Şubat 2024 17:28

Selamlar ağzına diline sağlık Allah kalemine bereket versin

Toplumsal şuur geliştirmeliyiz

29 Şubat 2024 15:10

Çevremizdeki insanları Filistin konusunda duyarlı olmaya davet etmeli...onlara bu davanın boyutunu anlatmalıyız... şuur sahibi her insan buna duyarsız kalamaz...Selâm olsun onlara ve selâm olsun Filistin'in acısını yüreğinde hissedenlere...karınca misali ateşi söndüremeyiz ancak şu taşımaya devam...zulme rıza gösteremeyiz...

bir mumun arkasında Rüzgar ışıksız ruhumu sallar da durur

29 Şubat 2024 10:44

peki Filistin için biz ne yapıyoruz denilir mi kardeşim ya etrafa bakmıyor musunuz yeni bir tarih dizisi Fatih başladi muhtemelen o da en az 180 bölüm falan olur yaaa şimdi anladınız mı 50-60 bölüm falan da değil en az 150 olmazsa olmaz hem kaynanam darılır hem Almanya o zaman bizi kıskanmaz şöyle Almanya'nın çatır çatır çatlaması lazım işte 2 yıl sonra falan biter ve tabii ki yine TRT yapımı yani buda devlet bütçesinden siz hala duygulanmadınız mı eğer duygulanmadı iseniz bu dizi işlerinden anlamıyorsunuz o dizinin ilerleyen sahnelerinde Filistin mesajı da verilecektir hiç merak etmeyin peki gerçekten filmlerle değil de gerçek mesajlar ne zaman vereceğiz derseniz çok acele ediyorsunuz yav şimdi acele ettiğiniz için bu değirmenin suyu nereden geliyor diye de sormaya başlarsınız aaaaa sakın öyle bir soru sormayın sorarsanız cahapeye çalışmış olursunuz dizilerimizi durduramiyacaksinizzzz daha da güçlendikçe 380 bölümlük diziler yapacağız 15 yıl sürecek bütün dünya parmak ısıracak ne demişti ünlü bir iletişimci herkes 15 saniyelik meşhur olacak falan mı ne demiş ya işte işçi emekli bakkal manav öğretmen ogrenci hepimiz yakında 500 bölümlük dev dizilerde rol alacağız peki kim çalışacak kim üretecek derseniz orasını fazla karıştırmayın kardeşim ya

fetösavar

29 Şubat 2024 10:13

usta işini bilir usta... bizim dava açmamızın anlamı, hükmü olmaz... bizim orası zaten... biz savaşı kaybetmişiz, topraklarımıza sahip olamamışız... ticaret diyen arkadaş sen de devam ediyorsun ticarete... bu corrie ve bushnell için iyi dileklerini sunanlara selam olsun. kalbinde zerre imanı olan kurtulacağını biliyoruz. herhalde bizlerden daha fazla bir imana sahip olmuşlar ki artık rahat yaşamak onlara haram olmuş... kendimize bir bakalım, reise bile hakkıyla sahip çıkmayan, karton bardakla uyduruk bir şeyler içmeden duramayan, hissiyatsız bir kalabalık olmuşuz....

Fatmanur

29 Şubat 2024 09:59

Ben İsrail malı almıyorum, ama İsraille ticaret artmış, bunu anlayamıyorum.

Görüş

29 Şubat 2024 09:01

Bildiğiniz gibi kıyamet alametidir; " güneşin batıdan doğması "

Elin ecnebisi yerine yerli milli örnekler veriniz..

29 Şubat 2024 07:13

İmanlı ferasetli yerli milli vatandaşlarımız da cafe basıyor,,,onlardan bahsetmemişsiniz,,haksızlık etmeyin..

Ve biz hala

29 Şubat 2024 04:21

 ticaretimize devem ediyoruz.

Şeref

29 Şubat 2024 03:44

Usta, Reis'e Filistin konusunda Güney Afrika'yi òrnek al desene..!!!

Nusret Reşber Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle