AB gibi, siz de endişeleniyor musunuz, sola yanaşan sağcılar!
Tartışmayı Ahmet Taşgetiren başlattı.
“Utandırın bizi” diye başladı.
“Utanmıyor musunuz” diye devam etti.
Koca bataklığı görmezden gelip, küçük küçük hataları gözümüzün içine sokarak, bize vicdan çağrısı yaptı.
Muhafazakar olup, CHP’ye payanda olanların, “vicdan” diye bir dertleri olabileceğini gösterdiği için...
Biz de o yoldan devam edelim.
Onlar; solcuların, Kemalistlerin, ateistlerin dışında kalan, muhafazakar insanlar içindeki hataları gösterip, “Utanmıyor musunuz” diye sorsunlar.
Biz de, yolsuzlukta-rüşvette-ahlaksızlıkta ateistlerle yarışan, solcularla yarışan bizim mahallenin insanları var ise, “Utanıyoruz. Kınıyoruz. İstemiyoruz.” diyelim.
Ama muhataplarımıza da, “Ya siz? Siz işbirliği yaptığınız/birlikte yol yürüdüğünüz kemalistlerin, ateistlerin ahlaksızlıklarından dolayı hiç utanmıyor musunuz” diye de soralım.
Yazmaya başlayınca, bir çırpıda köşe dolacak.
Yarının köşesini bile dolduracağım.
O kadar çok ki; solcuların, CHP’lilerin, Kemalistlerin sergiledikleri yolsuzluk, ahlaksızlık, sahtekarlık örnekleri...
Bitmek bilmiyor.
Ama başladık bir defa. Bugünü bitirelim.
Gerisini muhataplarımız kendi kendilerine sorsunlar ve kendi cevaplarını arasınlar:
“Biz niye utanmıyoruz? Biz niye utanmaz olduk? Solcuların yanında durduğumuz için olmasın? Utanmak ve CHP... Yan yana gelmesi mümkün olmayan iki kelime...”
Dünkü aktüel olaylardan başlayalım, Ahmet Taşgetiren’in şahsında, Kemalistlerle iş tutan, fonlanmış muhafazakarlara “Utanmıyor musunuz” sorumuza...
Cumhuriyet gazetesinden aktarayım:
“AKP’ye geçen Mesut Özarslan’dan tepki çeken ihbar hattı: Gerici uygulamaya suç duyurusu” başlığı ile vermişler.
Ne olmuş acaba?
Gerici uygulama dedikleri, gerçekten dindar insanların da savunamayacağı, hiçbirimizin onaylayamayacağı, yanlış bir faaliyet mi?
Spotlarında olayı detaylandırmışlar:
“CHP’den istifa ederek AKP’ye katılan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın kamusal alanda içki içen kişilere yönelik ihbar hattı kurması tepki çekti. Türkiye Sosyalist Partisi Ankara İl Örgütü, Özarslan hakkında suç duyurusunda bulundu.”
Muhterem ağabeyim Taşgetiren, bu konuda ne düşünürsünüz? Ortağınız Cumhuriyet gazetesi ve Tayyip Erdoğan’ı devirmede işbirliği yaptığınız Sosyalist Parti gibi, siz de bu çalışmayı gerici bir uygulama olarak mı görüyorsunuz? Kamusal alanda zaten içki içilmesi yasak iken... Bu konuda vatandaşların duyarlı davranmalarını, devletin yetişemediği noktalarda, insanlarımızın da katkı sunmasını istemek suç mudur, gerici uygulama mıdır?
Bununla birlikte, şunu da ek olarak soralım: “Bu adamlarla birlikte hareket etmekten, hiç utanmıyor musun, Taşgetiren?”
Cumhuriyet’ten devam edelim.
Ama öyle eski günlere falan geçmeyeceğim. Sadece bir günlük haberlerde, Taşgetiren ve benzerleri için utanılacak haberleri sıralayacağım.
Başlık şöyle: “AB’den ‘Ailem Güvende’ operasyonlarına tepki: Endişeyle takip ediyoruz”
Soruşturma kime?
“Velev ki i...yiz” diye afiş açanlara. Bunların soruşturulmasını, cadde köşelerinde araç durdurup eşcinsel ilişki karşılığında pazarlık teklif edenleri soruşturmayı, Avrupa Birliği endişeyle takip ediyormuş. Cumhuriyet de bu endişeyi haklı görmüş ve endişelenenlerin ağzından haberleştirmiş.
Ben de Taşgetiren’e sorayım: “Siz de endişeleniyor musunuz, Ahmet Ağabey?”
Haberden bir bölüm daha aktarayım, olur ya Ahmet ağabey konuyu tam anlayamamıştır.
O; Üsküdar Belediye Meclisi’nde asrın skandalları (!?) diye algıladığı olaylara odaklanmış. Bakalım şu eşcinselliğin savunuculuğu yanında, Üsküdar’da ne olmuş ne olmamış, ne kadar değeri var, birlikte değerlendirelim..
Haberin ayrıntısını da aktarıyorum: “AB, Türkiye’de LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlerine yönelik ‘Ailem Güvende’ operasyonlarına ilişkin endişelerini dile getirerek, gözaltı ve yasal işlemlerin yanı sıra sosyal medya hesapları ile internet sitelerine getirilen erişim engellerine dikkat çekti. AB, Türkiye’ye ayrımcılıkla mücadele edilmesi ve LGBTİ+ bireylerin her türlü ayrımcılıktan korunmasına yönelik tavsiyelerini uygulama çağrısını yineledi.”
Haydi söyle Taşgetiren.
“Bu ifadelerle eşcinselliği meşrulaştırmaya çalışan, normal gibi gösteren, lezbiyenliğin-homoseksüelliğin hak olduğunu söyleyen, cadde başlarında ilişki karşılığında pazarlık yapılmasının hak olduğunu savunan bu adamlarla birlikte hareket ettiğin için utanmıyor musun?”
Cumhuriyet’ten, Sözcü gazetesine geçiyorum.“Öğretmenler tayin bekliyor, ilahiyatçı öğretmen atanıyor” başlığı atmışlar.
Şanlıurfa’da 16 ilahiyat mezunundan 15’i sınıf, 1’i İngilizce öğretmenliğine atanmış. Şırnak Silvan’da, 18 ilahiyat mezunu sınıf öğretmenliğinde görevlendirilmiş. Diyarbakır Bismil ve Diyarbakır Kulp ilçesi de, Sözcü’nün itiraz ettiği diğer ilahiyat mezunlarının görevlendirildiği yerleşim birimleri.
Ahmet ağabeye desteğe soyunacak solcular, yardıma koşacaklar:
“Ne var bu haberde? Neyi eleştireceksin? Öğretmen ataması bekleyen başka daldan adaylar varken, sınıf öğretmenliğine ilahiyatçıların atanmasını doğru mu buluyorsun?”
Solcular muhatabımız değil.
Onlar her türlü yalan eşliğinde, binbir fırıldağı çevirmekten hiç utanmazlar. Ben Taşgetiren’e soruyorum, “bunlarla işbirliği yaptığın için hiç utanmıyor musun?”
Sınıf öğretmenliğine ilahiyat mezunları kadrolu olarak atanmamış. Boş kadroların bulunduğu yerleşim birimlerine dikkat ettiyseniz, hepsi Güneydoğu’da. Büyük ihtimalle mahrumiyet noktalarında, kimsenin görev yapmak istemediği ilçelerde ve sözleşmeli olarak, öğrencilerin dersleri boş geçmesin diye yapılmış görevlendirmeler...
Şöyle haber yapılsa, ben de katılırım:
“Atanamayan İngilizce öğretmenleri aynı göreve talip oldular ama, onların talebi reddedildi, ilahiyat mezunlarının talebi kabul edildi.”
Böyle bir ek bilgi var mı?
Yok.
Ama İlahiyat mezunlarına saldırı, tam hız. Sektirmeden sürüyor.
Bir de Birgün gazetesinden verelim.
Bakalım Taşgetiren o habere imza atanlarla işbirliği yapmaktan utanacak mı?
“Biat etmeyen herkes hedef”
Başlık bu.
Ve diyorlar ki, “Saray rejiminin adeta düşman kategorisine oturttuğu LGBTİ’lere yönelik operasyonlarda ...”
Habere daha devam edemeyeceğim..
Taşgetiren ağabeye döneceğim: “Siz LGBT’lere operasyondan rahatsız mısınız.”
Açık açık söyleyin.
“Utanmayın..”







