• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI
08 Nisan 2021

Mele’ takımı…

Büyük olmadığı ve bunu hak etmediği halde “kendini büyük ve üstün görüp gerçekleri kabul etmeyen, hakka karşı inatla direnen kimse”ye ‘Müstekbir’ denmektedir. (TDV. İ.A)

Buna ilk yeltenen iblis olmuştu. “Meleklere: ‘Âdem’e secde edin’ dediğimiz zaman da hepsi secde ettiler. Ancak İblis secde etmedi. O bundan kaçındı, büyüklendi ve kâfirlerden oldu.” (2-Bakara 34) 

Ve İblis, büyüklenme hakkının sadece Allah’a ait olduğunu herkesten daha fazla bildiği halde buna cüret etmişti. Ki bunun için de ebediyen rahmeti ilahiden lanetlenerek tardedilmişti...

“Göklerde ve yerde ululuk O’na aittir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (45-Casiye 37)

İstikbarda bulunan şeytan, sadece kendi nefsinde büyüklenmekle de kalmıyor; azamet sahibi Allah’a rağmen tehditler savuruyor: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.” (7-A’raf 16) diyor.

İblisi takiben de Allah’ın seçtiği elçilere hakkı tebliğ ederlerken karşılarına kendi tebaalarını ve gönderilen peygamberleri küçümseyerek ve onları yalanlayarak ululuk taslayanlar olmuştu. 

Rabbimizin deyimiyle bunu yapanlar, çok büyük günah işleyen “mücrim” (kâfir) bir toplum oluvermişlerdi. (45-Casiye 31)

“Müstekbir”lerin olduğu bir yerde mutlaka “mustazaf”ların da olduğunu biliriz. 

Madden ve manen zayıf ve biçare kalmış bu garibanlar, lanetleyerek bu ekâbirin kahrından kurtulmak istemişlerdir hep.

“Size ne oluyor da Allah yolunda: ‘Ey Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar. Bize katından bir sahip ve yardımcı gönder’ diyen mustazaf (zavallı) erkek, kadın ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” (4-Nisa 75)

Bu ezilenler ve kaleler/kuleler yükseltmek için cesetlerine basılanlar, gerek Hz. Musa’nın kavmini (nesillerini tüketmek için) boğazlayan-kazığa oturtan Firavunların zamanında ve gerekse de Hz. İbrahim’in milletini aynı yöntemle öldüren Nemrutların zamanında rastlanıldığına daha çok tarih, kayıt düşmüş…

Ama bu kibirlenme ve tehditleriyle halkları sindirme, ezme hastalığı sadece o dönemlere has olup öyle kalmamış, yakın çağımıza kadar da kesintisiz süregelmiştir.

Ve ne yazık ki bugün de o kanlı kırbacı ensemizde hissediyoruz.

Rabbimiz kitabında Müstekbirler için Mele’ ve Mütref/Mütrefin kelimelerini de kullanır.

Bu iki kavram birçok yerde aynı manayı ihtiva etmekle beraber

Mele’, “dine davet sürecinde kurulu düzeni ellerinde bulunduran varlıklı ve imtiyazlı kişilerden oluşan gruplar, iktidar güçlerini kaybetme ve bazı imtiyazlardan mahrum kalma korkusuyla hareket ederek sahip oldukları otoritenin hak din ve peygamber tarafından yıkılmasına ve çıkarlarının bozulmasına karşı çıkan liderler”(TDV. İ.A) için kullanılmıştır.

Kur’ân-ı Kerîm’de, 30 yerde geçer.

Mütref de, “nimet, varlık ve refah içinde şımarıp azmış” kişilere denilir ki, (İsra 16) Kur’ân’da 7 yerde geçer.

“İyi de bunlardan bana ne?” der gibisiniz.

Diyeceğimiz şu ki bugün, Kur’an’ın tasvir ettiği bu vasıflarla kendi egolarını tatmin etmek için mevki makamlarını, içinde yüzdükleri nimetleri ve varlıklarını kullanarak hakka, halka parmak sallamaktan vazgeçmeyen uluların(!) yoğun olduğu bir dünyadayız.

Hakk’a ve halka inananlara bunların hiçbir çağda tahammülleri olmamıştır.

Kendi rahatları bozulmasın diye içinde bulundukları halka ne olursa olsun umurlarında olmaz böylelerin!

Vatan sevgisiymiş, toprak ve bayrakmış…

Halk ekonomik çıkmaza girermiş, düşman güçleri sevinirmiş…

Geç onları.

Peki, yarın, öbür gün halkın karşısına geçme ve onlardan tekrar yararlanmak gerekirse…

Mesela bir seçim arifesinde.

Ondan kolayı mı var?

Bir Yasin/Tebareke’yi okudun mu, hele bir de medyanın önünde ve bir Selatin camiinde… Sen geçmişte ne kadar zulümlerle anılmış olsan da onları unutur, kesinkes seni ulular, baş tacı ederler…

Yaşamadık mı tüm bunları!

Yaşadık, yaşıyoruz…

Diğerleri yaptıkları hizmetleriyle övünüp dursunlar!

Ve “Ülkeyi şu çıkmazdan şu ferahlığa çıkardık. Vatanın her tarafını oto yollarla döşedik. Şehir parkları, şehir hastaneleriyle yurdu donattık” desinler…

Biz bunların hepsini bir çırpıda unutturur bir de üstüne oturur; biz yapmışız gibi gözlerini çok kolayca boyarız!

Hadi insanları kandırdılar sayalım, Allah’ı da mı kandıracaklar?

“İman edenlerle karşılaştıkları zaman: ‘İman ettik’ derler. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise, derler ki: Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay edicileriz. Allah da onlarla alay eder ve tuğyan (azgınca taşkınlık)ları içinde şaşkınca dolaşmalarına belli bir mühlet verir.” (2 Bakara 14-15)

Ve bilmezler ki, kandırsalar kandırsalar bir dönem kandırabilirler bu milleti.

Ya sonra!

Sonra da bu “geçmişi unuttu/unutur” dedikleri bu halk, hiç ummadıkları ve kâle almadıkları birilerini içlerinden çıkarır, hayal bile edemedikleri bütün makamlarla onları taltif eder ve feriştahları dahi gelse Allah istemedikçe bir daha indiremezler.

19 yıldır iktidar olanları, bunların bu müstekbirce tepeden bakmaları olmadı mı sanıyorlar?

İşte yanıldıkları ve gözden kaçırdıkları burası! 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Meselenin özü

şaşkınca dolaşmalarına belli bir mühlet verir.” (2 Bakara 14-15) şaşkınca dolaşmalarına belli bir mühlet verir.” (2 Bakara 14-15) şaşkınca dolaşmalarına belli bir mühlet verir.” (2 Bakara 14-15)....... Dikkati çekmek için yüz defa da yazılsa az Allah onlardan etmesin bizi amin
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23