Ne mutlu elhamdülillah diyebilene!
İmtihan dünyasının bin bir çeşit yolları, sıkıntıları var. Önemli olan bunları sabırla, titizlikle aşmaktır.
Nefsin ve ebedi düşman Şeytanın oyunlarına gelmeden Allah’ın belirlediği istikamette yol almaktır.
Kimi zaman insan hemcinsiyle sınanır kimi zaman varlıkla-yoklukla kimi zaman ailesiyle, çocuklarıyla imtihan olur.
Bazen de hastalıklarla, dert tasalarla pençeleşir.
Tüm bunları atlatmanın yollarını rabbimiz öğretmiş, düşünüp ibret alana ne mutlu.
Teknoloji çağında gündem de teknoloji hızında ilerliyor.
Bazı gündemler aylarca ve haftalarca sürerken bazen de bir gün içinde birden fazla değişik gündemle karşılaşılabiliyor.
Özellikle son günlerde yeni oluşan veya oluşturulan ulusal veya uluslararası gündemler çok yoğun, yetişmek mümkün değil.
Temmuz öncesi ve sonrası en yoğun gündem NATO zirvesiydi. Bir hafta önceye kadar da BM zirvesi konuşuluyordu.
Her iki zirvede de ana aktör, kim ne derse desin, Türkiye ve tecrübeli, başarılı ve de dünya lideri Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dı.
Ama ne hikmetse bir haftadır da borsa ve fon vurgunları ana gündemi meşgul etmektedir.
Özellikle Ak Partili eski bir milletvekili ve bakan işin içinde olunca gündem daha farklı seyrediyor…
Şunu belirtelim evvela.
Hata ve yanlışı yapan kim olursa olsun savunmak ve korumak gibi bir derdimiz yok.
Hele ki yanlış, büyük bir camiayı hedefe koymaya, töhmet altında bırakmaya müsaitse…
Evet, günlerdir fon vurgunu hakkında herkes çok şeyler söyledi. Halen de konuşulmaktadır.
Özellikle arsız, hırsız, ırz düşmanlarının bulundukları çukurdan başlarını kaldırıp utanmadan karşı atağa geçmeleri şaşırtıcı tarafı.
Ve onları şimdiye kadar görmeyen bir kesimin de aynı nakaratı dillerine dolamaları.
Ama herkes kendine yakışanı yapar ve yapıyor.
Mesela en çok da haksızlığa muhatap olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendine yakışırcasına en net tavrını koydu.
Şimdiye kadar bildiği doğrulukta nasıl davrandıklarını, bundan sonra da aynı doğrultuda nasıl hareket edeceğini açık açık hatırlattı.
Kem küm etmedi. Yanlışa yanlış, doğruya doğru…
Ne mutlu ki Erdoğan gibi doğruya doğru, yanlışa yanlış diyen ve her ikisine de hakkını teslim eden bir liderimiz var! Elhamdülillah.
Tüm bunlar yaşanırken İmam Azam Ebû Hanîfe’nin bir duruşu geldi aklıma.
Ve herkes gibi ben de kendime (empati yaparak) sordum, böyle devasa bir vurgunla ben karşılaşmış olsaydım ne yapardım dedim.
Ebû Hanîfe’ye, bir gün ticaret kervanlarındaki develerin (bugünkü tır zincirlerini düşünebiliriz) üstündeki mallarla beraber kaybolduğu kendisine haber verilir. İmam, kısa bir duraksamadan sonra “Elhamdülillah” der.
Derken az önceki haberci tekrar gelerek kervanın bulunduğunu bildirir. İmam yine aynı vakarla “Elhamdülillah” deyiverir.
Haberci bu duruma şaşırır.
Efendim, develer kayboldu diye haber verdiğimde de bulundu diye bildirdiğimde de aynı şekilde “Elhamdülillah” dediniz bunun anlamı nedir?
Ebû Hanîfe, develer mallarla beraber kayboldu haberini verince kalbimi yokladım baktım bir üzüntü yok ve Elhamdülillah dedim.
Deve yüklü mallar bulundu diye haber geldiğinde de kalbimi yokladım mala karşı bir teveccühüm var mı baktım yine değişen bir şey yok tekrar elhamdülillah dedim.
İşte püf nokta burası.
Haberlerde nice para dolu çantaları bulup da dokunmadan sahiplerine ulaştırıverenleri çok okumuşuzdur.
Ne mutlu onlara da.
Derken ben de kendime sordum ben olsaydım ve böyle bir fırsat önüme düşseydi ne yapardım acaba diye?
Hemen aklıma yıllar öncesi geldi. 2000’li yıllar.
Gazetemizin reklam servisinde çalışıyorum. Ve haliyle bankalarla, parayla işim oluyor. Çek tahsilatları vs.
Hemen üç tane örnek geldi aklıma ve ben de İmam Azam gibi ister istemez elhamdülillah dedim.
Başa çıkamayacağımız, yoldan çıkaracak olanlarıyla da rabbim karşılaştırmasın.
O zamanda söylerdim şimdi de aynı fikirdeyim.
Kasiyer parayı makinadan saymasına rağmen ben emin olmak için bir kez daha elle sayıyorum. Sebebini soranlara şöyle diyorum.
Makine doğru sayar ama komutu veren, miktarı belirleyen kasiyer.
Kasiyer, 1000 TL yerine 100 TL diye de saydırabilir, 10 Bin lira da. Bu düşüncemde hem haklı çıktım hem de bin kere elhamdülillah kârlı çıktım.
Bundan sebep en az üç kez üç farklı banka kasiyerine yanlışlıkla fazla sayılan ve alacağımın iki üç misli fazla miktarı geri iade ettiğimi hatırlıyorum.
İkisinde çok takdir ve teşekkür aldığımı hatırlıyorum. Ama birinde 2000’lerin bir batık banka çalışanı, o da kendi bankası gibi farklı zihniyetli ki beni azarlarcasına “ne demek yanlış olmuş” diye bir de bana çıkıştı... Ona çok pişman olmuş, keşke parayı ona değil de bir fakire verseydim dediğimi de hatırlıyorum.
Allah kimseyi yoldan çıkaracak, baş edemeyecek imtihanlarla karşılaştırmasın.
Başa çıkılmayacak makam mevki, para, hemcinsiyle sınama, evlat ve aileyle imtihan ederken başarıyla imtihanı verebilmeyi ihsan eylesin.
Sınarken de İmam Azam gibi yüreklilikle elhamdülillah diyebilme mukavemeti ve ferasetini gösterebilmeyi nasip eylesin.







