• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI
28 Ocak 2021

Köprüden önce son çıkış!

Mute’ye üç bin kişilik bir ordu hazırlanmıştı; “Resulullah (s.a.v.) başlarına Zeyd bin Harise‘yi kumandan yapmış ve ‘Eğer Zeyd şehit olursa, ordunun başına Cafer bin Ebu Talip, o da şehit olursa Abdullah bin Revaha geçsin’ buyurmuştu.

Ordu hareket etmek üzereyken halk da onlarla vedalaşmak için toplanmıştı. O sırada az önce şehadet müjdesi verilenlerden olan Abdullah bin Revaha’nın çok tesirli bir şekilde ağladığı görülmüş ve kendisine niçin ağladığı sorulduğunda Abdullah şöyle cevap vermişti: 

“Allah’a yemin ederim ki dünyayı sevdiğim yahut da sizden ayrılmak istemediğim için ağlıyor değilim.

Ben, Allah’ın Resulünden şu ayeti işitmiştim, ayette şöyle buyuruluyordu:

‘(Ey insanlar!) Sizden cehenneme uğramayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir.’ (Meryem 19/ 71) 

İşte oraya girdikten sonra çıkışım nasıl olacak, bilmiyorum bu yüzden korkuyorum ve ağlıyorum.” (İbn İshak)

Şurası bir gerçek ki, insan hayatı keşkelerle doludur. Ve bu yüzden insanı memnun etmek çok zordur.

İyi günleri için de kötü günleri için de mutlaka bir pişmanlık duyar. Bu hal, gözünü toprak doldurduktan sonra dahi bitmeyecektir.

İyilik görse, “Acaba şöyle şöyle yapsaydım daha mı iyi olurdu” deyip memnun kalmaz; kötülükle karşılaşsa da “Keşke bunu şöyle yapmasaydım, böyle olmazdı” deyiverir.

Bundan daha garibi, son pişmanlığı son dönemece bırakmaktır. Oysa dünyalık fırsatlar kaçsa da bir yenisi daha gelir ama manevi fırsatlar bir kaçtı mı bir daha yakalamak mümkün olmayabilir. 

Hele can boğaza dayanınca bütün fırsatlar hayalden de uzak kalır.

Mesela ayette geçen kıyametten bir safha: “Onların ateşin karşısında durdurulup ‘Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha rabbimizin âyetlerini yalan saymayıp inananlardan olsak’ dediklerini bir görsen!” (En’âm 6/27)

İşte önemli olan, böyle bir pişmanlık günü gelmeden önce aklı kullanıp, fayda sağlayacak bir pişmanlık göstermektir. Derin uykudan uyanmak için bu ayeti duymak bile büyük bir fırsatın var olduğunu anlamaktır.

Değilse, sonu gelmez arzu ve istekler deryasından silkelenme zamanı gelmeyecek mi hiç?

İbni Hacer El-Askalani Münebbihat’ında buyurur:

“Ey dünya işleriyle meşgul olup duran adam

Sonu gelmeyen emeller seni aldatıp duruyor

Ecel gelip çatana kadar bu gaflete son veremeyecek misin?

Bilmiş ol ki, ölüm aniden geliverir.

Kabir de amellerin sandığıdır, yaptıklarını orada bulacaksın…”

Peygamberimiz (s.a.s.) de bir hadislerinde şöyle uyarmışlar:

“Bir kişi doğduğundan itibaren ihtiyarlık sebebiyle vefat ettiği güne kadar, Allah rızâsını kazanma uğruna yüz üstü yerlerde sürünse, yani ibadet, tâat ve hizmetlere koşmak için her türlü meşakkate katlansa dahi, kıyâmet günü bu yaptıklarını çok az görecek ve daha fazla amel yapmış olmayı hasretle arzu edecektir.” (Ahmed, Beyhakî)

Evet. Kişi ister salih bir kul ister bedbaht biri olsun er geç ölüm denen hakikatle yüzleşecek… Tükenmez sandığı emeller, arzu/istekler son bulacak…

Akıllı insan, o dönüm noktası ve pişmanlığın fayda etmeyeceği gün gelmeden evvel kendisini hesaba çekip, o gün ve sonrası için güzel eylemde bulunandır.

Zira inanmayanlar dahi inadı bırakıp kendilerine düşünme fırsatı tanıdıklarında bu fani dünyanın hiç kimseye yâr olmadığını anlayacak ve kabul edeceklerdir.

Nitekim kâinatın yegâne sahibi şöyle uyarmaktadır: “Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacak. Ancak yüce olan ve ikram sahibi Rabbinizin zatı kalacaktır. Şimdi Rabbinizin hayat kanununu nasıl inkâr edersiniz?” (Rahman 55/ 26,27,28)

Yine A’râf 7/53’te şöyle buyurulmaktadır:

“Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır.”

Ve “O gün dini inkâr edip. Resul’e isyan edenler yerin dibine girmek, yerle bir olmak isteyeceklerdir.” (Nisa 4/42)

Resûlullah aleyhisselam şöyle buyurmuşlar:

“Yedi şey gelmeden önce, sâlih ameller işlemekte acele ediniz! Yoksa gerçekten siz; unutturan fakirlik, azdıran zenginlik, (her şeyi) bozup perişan eden hastalık, aklı ve idraki zaafa uğratarak saçma-sapan konuşturan ihtiyarlık, ansızın geliveren ölüm, gelmesi beklenen şeylerin en şerlisi deccal ve kıyametten başka bir şey mi beklediğinizi sanıyorsunuz? Kıyamet ise, belâsı en müthiş ve en acı olandır.” (Tirmizî, Zühd)

Sırat köprüsünün ayağına gelmeden ve yanlış yola sapmadan gelin bir kez daha düşünelim, bu gittiğimiz yol cennete mi, cehenneme mi bizi götürüyor… 

Geç olmadan ve bu dünyadan itibaren cennetin yoluna girmek ümidiyle…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bir Müslüman

Allah razı olsun.Gayet güzel ve sarsıcı bir yazı.Sağolun
  • Yanıtla

Şahika

Allah ilminizi ve ömrünüzü artırsın...Allah razı olsun...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23