• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Dünkü cahiliye bugün medeniyet olmuş!

01 Nisan 2021


Nusret Reşber İletişim:

Cahiliyeyi İslam öncesi dönem/hayat tarzı olarak biliriz. Ve bu köhne dönemin adet ve alışkanlıklarını bir şekilde canlandırmaya kalkışan veya barındıran, Asrı Saadet’te, Kur’an ve sünnet ile “sen hâlâ cahiliye inancını mı taşıyorsun” şekliyle hep kınanmış ve yerilmiştir. 

Bugün, maalesef modern çağda geldiğimiz noktada İslam dönemi ve sonrası, “irtica/gerici” gibi yaftalamalarla yerilmekte, hor bakılmakta ve diğer tarafta İslam’ın yok saydığı ve hükmünü kaldırmak istediği cahiliye ise model alınıp adına “medeniyet” denilmektedir.

Böylece de insanlar medenileşmiş oluyor, güya.

Tüm dünyaya batıdan yayılan dünkü “cahiliye adetlerini medeniyet addetme” furyası, ne yazık ki İslam Bayraktarlığını yapan ülkemizde de kabul görmüş, baş tacı edilmiştir.

İslam’ın cahiliye diye tanımladığı o dönem toplumu, sanıldığı gibi hiçbir şeyden haberi olmayan, okuma-yazma bilmeyen insanlar değillerdi.

Bilinenin tam tersi onların döneminde de edebi eserlerin yarıştırıldığı, adına panayırlar/fuarlar düzenlendiği, okuma yazmanın ve kısaca çeşitli kültür ve sanatın kendi içinde zirve yaptığı bir asırdı.

Düşünün, bugün edebi ve mefhumunu idrak etmek için yazmakla bitmeyen eserlerin uğrunda verildiği ve elimizdeki mevcut olan bu Kur’an’ı onlar, rahatlıkla anlayabiliyor, yorumlar getirebiliyorlardı.

Neydi öyleyse onların yerilen ve adına “cahiliye hayatı” denilen yanlışları?

Evvela, o asırda insanlık ahlâken çökmüştü.

Adaletsizlik hüküm sürüyordu...

Bir tek Allah’a inanma ve ibadet etmenin yerini kirli ibadet ritüelleri almıştı.

Ne Allah’ın ve Peygamberinin, ne de akıl ve mantığın kabul etmeyeceği saçmalıkların bin bir çeşidi o dönemde hükmediyordu.

Çok enteresan olan, bugün o zırvalıkların alası, benzer adlarla ya da farklı isimler adı altında dünya toplumlarının kahir ekseriyeti tarafından “medeni yaşam” halini almış olmasıdır.

“Arap cahiliyesi” de denilen o dönemde:

-Çeşitli nesneler “put” tanrı edinilmişti. 

-İçki, şarap, o kadar yoğun kullanılıyordu ki kullanmayana adam gözüyle bakılmıyordu.

-Kumar, falcılık vazgeçilmez alışkanlıklardı.

-Faiz, fuhuş ve tefecilik artık ar perdesinin de ötesinde çok yaygın bir şekilde geçim kaynağıydı.

-Kız çocukları, farklı gerekçelerle diri diri toprağa gömmek belki de Allah’a şirk koşmaktan sonra en büyük vahşetleriydi.

Bu saydıklarımızın bir benzerini Habeşistan Kralı Necaşi’nin karşısında söz alan, muhacirlerin sözcüsü Cafer bin Ebu Talip’in ağzından şöyle dile getiriliyordu:

“Ey hükümdar! Biz cahiliye zihniyetine sahip bir kavimdik. Ağaçtan/taştan putlara tapar, ölmüş hayvan eti yer, kız çocuklarını diri diri toprağa gömer, insanlık dışı bütün kötülükleri yapardık. Akrabalarımızla ilgilenmez, komşu hakkı tanımazdık. Kuvvetlilerimiz zayıflarımızı ezer, zenginlerimiz fakirlerin sırtından geçinirdi. Hak hukuk nedir bilinmezdi… 

Biz bu halde iken Allah Teâlâ, içimizden asil-soylu, doğru, güvenilir, iffetli olarak bildiğimiz birini peygamber olarak gönderdi. O, bizi bir olan Allah’a inanmaya ve yalnızca O’na ibadet etmeye çağırdı. Atalarımızdan miras kalan putlara tapmaktan bizleri kurtardı. Doğru söylemeyi, emanete riayet etmeyi, akrabalarla iyi geçinmeyi, komşuları gözetmeyi emretti. Bütün kötülük ve günahları, kan dökmeyi, yalancı şahitlik yapmayı, yetim malı yemeyi ve namuslu kadınlara iftira etmeyi ise yasakladı.”

Ne acı ki saydıklarımızın kat kat fazlası bugün dünya toplumlarının vazgeçilmez hayat tarzları olmuş…

Kendi ülkemizi ele alsak…

İçki, kumar, faiz ve fuhuş o kadar meşrulaşmış ki, sadece yaş kıstasları getirilerek bununla bir tık daha aşağı inilmesinin önüne geçilmek istenmiştir. Ne yazık ki o da küçük çocuklarımızın bu yollara düşmesine engel olamamaktadır.

Harıl harıl içki fabrikaları üretim yapmakta...

Zina ve fuhuş evleri vergi rekoru kırmakla bugün övünmekte…

Sadece görsel basında fuhuş yollarının envai şekli reklam yapılmaktan, özendirilmekten çekinilmemektedir.

Kültür, sanat bahanesiyle kamuoyu önünde mahremiyetler çırılçıplak teşhir edilmekte, alkış tutularak destek görmektedir. 

Bunun yanı sıra eşini, kızını veya bir yakınını kem gözlerden sakınmak isteyen ve bu konuda hassas davranan ise aşırı kıskançlık göstermekle suçlanıp, hor bakılmaktadır.

Sosyal medyada önü alınamayan özgürlükleri(!) zikretmeme gerek yok.

Hakeza kumarhaneler, meyhane ve bar tipi zehir saçan şer yuvaları, her gün artan Covid-19 vakıalarına rağmen tıklım tıklım…

Artan faiz sebebiyle iflas eden küçük esnafın sesi duyulamamakta, öyle ki devlet bile yürürlükte olan faizi kaldırmaya güç yetirememekte.

Cinayetlerin haddi hesabı yok. Çete, mafya, uyuşturucu şebekeleri ve terör örgütlerinin sesi, siyasi ağızlarda bile destek bulabiliyor.

Ama bir ayet okuyan veya Allah’ın bir emrini kürsüde veya sosyal medyada paylaşan bir müftü, hoca, öğretmen veya yazara şer odaklarının baskı kurmasıyla dava, soruşturma açılabiliyor ve tenzili rütbeye gidilebiliyor.

“Yoksa onlar câhiliye idaresini mi arıyorlar? İyi anlayan bir toplum için hükümranlığı Allah’tan daha güzel kim vardır?” (5-Mâide 50)

Medeniyet buysa yaşasın cahiliye demeyeceğim…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ünsal

Allah razı olsun kardeşim.Malesef durum ortada.insanlar kendi durumlarını düzeltmedikçe rabbim o topluğu asla hidayette indirmez.
  • Yanıtla

Şahika

Hem de bunlar "dindar" bir iktidar döneminde bile böyleyse chpkk başa geldiğinde nasıl oluruz düşünemiyorum...Yani anladığım kadarıyla işimiz Allah'a kalmış durumda...
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23