• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI
11 Şubat 2021

Dinini bilmeyen devletini de bilmez!

Boğaziçi Üniversitesi’nde terör estirmeye devam eden militan görünümlü şahısların yaptıkları, adeta “özrü kabahatinden büyük” dedirtiyor.

Hani milyonlarca Müslümanın kıblesi Kâbe’nin resimlerini yerlere atarak kötü emellerinin bir parçası haline getirdikleri yetmezmiş gibi bir de bu ahlaksızlıklarına karşı çıkan duyarlı öğrencileri not edip fişlemişler... İnsan arlanır, sıkılır; “bir terbiyesizlik yaptık…” filan der. Bunlarda o da yok.

Benim bildiğim, şimdiye kadar Kâbe’ye, kutsal değerlere saldırı ve hakarete kalkışan hiç kimse iflah olmamıştır.

Cahil olunur; bilgisiz, habersiz kalınır da bu kadar olmaz! 

Bir de burası, sadece Hz. Muhammed’in (a.s.) değil, Hz. Âdem, İbrahim, İsmail gibi birçok peygamberin kutsal mabedi ki, buraya en son saldırma teşebbüsünde Ebrehe ve ordusu bulunmuştu ve onları da Ebabiller, adeta kodlayıp memleketlerine kadar takip etmiş, hepsini kahretmişti. 

Bunu da bilmeyen yok. 

Ha bildiği halde Kâbe’ye hakaret edenler ve onları destekleyenler için de sadece şunu diyebiliriz: “Temennimiz bu sefillerin pişmanlık gösterip ve aynı şekilde Allah’ın gazabına uğramamaları...”  

Boğaziçi eylemleri ve oradan gezi isyanları aklıma Diyanet’i getirdi…

Getirdi de yüce değerlere saldıranlar sadece Boğaziçi’nde yapılanlarla sınırlı değil ki!

Zira aklını din düşmanlığıyla bozan güruhun ağababaları var.

Ve bunlara göre terörizm ve ihanete hizmet eden tüm legal veya illegal grup ve yapılara yaşam hakkı var. Ama iş Din-Diyanet’e, kutsal değerlere geldi mi “ezan sesini işitmemek için yellenip uzaklaşan Şeytan” (Buhari, Müslim) misali ya akıl, izandan uzaklaşıp saldırıya geçerler ya da hakikati duyurmamak için homurdanırlar…

İster kabul etsinler ister etmesinler; dini kültürel bir yapıdan hiç nasiplenmemiş bir gençlikten ne vatanına, milletine ve ne de dinine hiçbir hayır gelmemiştir, gelmez de!

Ve böyle bir gençlik, ya kendini uyuşturucu, kumar gibi dipsiz bir çukurda veya içinden çıktığı ailesini bile tanımayacak kadar gözü dönmüş bir terör ininde bulur. 

“Diyanet” demiştim. Geçenlerde Diyanet, gençler için geniş çaplı “Cami Gençlik Kolu (CGK)” diye bir çalışmadan bahsetmişti ki, bu çalışmayı 2016’dan beri ara ara duyurmuştu. 

Her hayırlı çalışmanın karşısında gördüklerimiz, madde madde amaç ve esasları açıklanan YÖNERGE’ye bakmaya dahi tenezzül etmeden hemen atağa geçmişlerdi, “Diyanet’in ürkütücü ve tehlikeli projesi” diye…

“Bunların başını yine kim çekiyor” derseniz, tabii ki geçmişte Diyanet, bu çalışmadan ilk söz ettiğinde o gün karşı çıkanlar bugün de karşı çıkıyorlar…

Din düşmanlığında sınır tanımayanve Cumhurbaşkanı’nı dahi darbeyle tehdit edecek kadar pervasızlaşan Can Ataklı da bir başka tehditkâr Rıfat Serdaroğlu’nun yazısının altına kendi imzasını atmış: 

“Sayın Cumhuriyet savcıları, Allah rızası için söyleyin; sizler ne iş yaparsınız?” diyerek kampanyaya müdahale edilmesini istemiş.

Tabii, milletvekillerinden yazarlara, internet sitelerine kadar karşı çıkan onlarcası var…

Velhasıl tüm solaklar vatana, millete ve bu vatanın genç kuşaklarına fayda getirecek her oluşuma karşı çıktıkları gibi buna da karşı çıkıp adeta yırtınıyorlar. 

Tam da işte şimdi “asli yapısına kavuşacak” diye sevineceğimiz Diyanet’in bu oluşumundan bunlar neden rahatsızlık duymuş olabilirler, acaba?

Çünkü biliyorlar ki, inançlı gençlik olmazsa meydanlar, her tarafı yakıp, yıkan ve devletin polisine bile saldıran terör destekçisi militanlara kalır ve isteyen istediği tarafa çeker onları, ondan.

Ama bunun yanında 28 Şubat’ın o zorlu, baskıcı şartlarında dahi korktukları o dindar gençliğin, bir polise el kaldırdığı ya da gerek devletin gerek vatandaşın bir malına/canına zarar verdiği görülmemiştir.

“(İnsanları) Allah’a çağıran, iyi iş yapan ve ‘Ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel kim vardır?” (Fussilet 41/ 33)

Aslında vatandaşları her türlü dini, ahlaki bilgiyle aydınlatmak asli görevi olan Diyanet Teşkilatı, çok geç kalmış bile!

Nitekim dört dönem milletvekilliği yapmış ve TDED Genel Başkanı Ekrem Erdem de o çalışmaya “Geç kalmış ve doğru bir çalışma” sözleriyle destek çıkmıştı.

Zira on beş yıl öncesine kadar vatandaş, dinini öğrenmek için boş ve sahipsiz bırakılan cami ve mescidlerde kimi bulduysa ona yapışıyordu.

O dönem, kimi duyarlı insan, İslam’a aç kalmış halka gerçekten Allah rızası için yardımcı olurken, kimileri de o boş bırakılmışlığı karanlık örgütlere hizmet için kullanıyordu…

Neyse, olanlar geçmişte kaldı.

Diyanet bugün bu projeyi fazla geciktirmeden yürürlüğe koymalı!

İsteyen istediği notu tutsun ve dilediğini yapsın. Onların bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı ve notu vardır elbet.

 “… ‘Ey Rabbim! … İçimizden birtakım beyinsizlerin işlediği (günah) yüzünden hepimizi helâk edecek misin? … Sen bizim sahibimizsin, bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en hayırlısısın.’” (A’raf 7/155)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Salih

Zinanın selbest olması,süresiz nafaka alınması kutsal değerlere bir saldırı değilmidir.Dine en büyük zararı,dindar geçinenler vermiş olmuyorlarmı?
  • Yanıtla

Mehmet

Dinini bilmekle,yaşamak aynı şey değil Faiz haram ama dindar siyasetçiler sayesinde dünyanın en fazla faiz ödeyen ülkesiyiz.Laf ile müslüman olunmaz
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23