• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI

Başınıza gelen musibet kendi yaptıklarınız yüzündendir…

05 Ağustos 2021


Nusret Reşber İletişim:

Hâlâ söndürmekle uğraştığımız yangınları varsayalım ki PKK örgütü, “ateşin çocukları” üstlendi. Ya da zaten hiçbir işlevselliği bulunmayan THK uçaklarının, Ak Parti iktidarı tarafından geri plana çekilmesi yangınların ülke geneline yayılmasına sebep oldu… 

Her gün ülkemizin bir bölgesini bu yaz mevsiminde vuran sel felaketlerini neye bağlayacaksınız? 

Ya da heyelan ve müsilajların meydana gelmesine sebep ne?

Biraz geriye gidelim. Çığ felaketlerinin nedenini söyleyebilir miyiz?

Ardı arkası kesilmeden, her gün ülkemizin veya tüm dünyanın tamamen farklı ve birbiriyle ilgisi olmayan bölgelerinde meydana gelen ve sürekli devam eden depremleri neye bağlayacağız?

Tüm bunların sebebi de herhalde 19 yıllık iktidardır(!). Geçmişte meydana gelen hızlı tren kazalarında da sebep gösterildiği gibi. Veya başka sebepler…

Ama senin ve tüm kâinatın yaratanı Allah öyle demiyor.

“Allah’ın buyruklarını umursamayan şu insanların kendi tercihleri ile yaptıkları işler yüzünden karada ve denizde (bütün dünyada) bozukluk ortaya çıktı, nizam bozuldu. Doğru yola ve isabetli tutuma dönme fırsatı vermek için, Allah, yaptıklarının bazı kötü neticelerini onlara tattırır.” (30-Rum 41)

Başkasını bilmem ama ben ayetin ifadesine inanan olarak tüm bu bela ve musibetlerin ana sebebinin insanın kendisini ilahlaştırması olarak görüyorum.

Allah’ın kendisini elçi seçtiği insanın Allah’ı unutarak, tümüyle Allah’ın yerine kendisini koymasına bağlıyorum.

Kendisini kral görmüyor bugünün insanları artık. Kralın da ötesinde her şeyin sahibi ilah, yaratıcı, rızıklandırıcı ve evrenin hâkimi olarak görüyorlar kendilerini (hâşâ). 

Evet, “istediğim haltı yerim”, “istediğime, istediğimi yaptırırım; kimse bana karışamaz” diyor.

“Yaratıcı, din, kitap, peygamber safsatasını dayatmasın kimse bana; her şeyi dine, diyanete bağlayamazsınız!” denilmekte…

Kâinatın yegâne sahibi de demektedir ki,

“De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesâda uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (9-Tevbe 24)

Hz. Ömer (r.a.) bir gün Peygamber (s.a.s.)’e “Ey Allah’ın Rasûlü! Sen bana, nefsim hariç her şeyden daha fazla sevimlisin” demişti.

Peygamber (s.a.s.) ise ona “Hayır ey Ömer, nefsim elinde olan Allah’a yemin olsun ki; sen, beni nefsinden de daha fazla sevmedikçe gerçek iman etmiş olamazsın” buyurmuştu.

Ömer (r.a.)’de ona; “Vallahi şimdi sen bana nefsimden de daha fazla sevimlisin” dediğinde, Peygamber (s.a.s.); “Şimdi imanın kemâle ermiştir ey Ömer” demişti. (Buhârî, İman)

Bırakın Allah’a karşı gelerek kendilerini ilah ilan edenleri, Müslümanım diyenlerimizden kaçta kaçımız (lisanen söylemeyi kastetmiyorum) Ömer’in dediği gibi, samimiyetle, “Ey Allah’ın elçisi, sen bana anne-babamdan, aile efradımdan ve de öz nefsimden daha sevimlisin; feda etmem istense nefsim dâhil hepsini, gözümü kırpmadan feda ederim” diyebilir. 

Bunu diyemediğimizden iman-küfür hayatımızda birbirine girmiş. Hadiste geçtiği üzere, sabah mümin olarak çıkıyoruz evlerimizden, dinden çıkmış olarak da evimize dönüyoruz. (Tirmizi, Fiten)

Helal-harama dikkat etmeden midelerimizi tıka basa doldurma derdindeyiz. Yanı başımızda “aç, susuz var mı, yok mu” haramla beslenen idraklerimizin alanına bile girmemektedir. Bölgemize sığınmak zorunda kalan bir kısım mülteciyi, nimetlerimizin artmasına sebep saymamız gerekirken elimizdekilerin gitmesine sebep sayıyoruz. “Onlardan daha fazla nasıl yararlanabiliriz; elindekileri, kursaklarındakileri nasıl kapabiliriz” hesaplarını yapıyoruz…

Zina, fuhuş dibimize kadar gelmiş; ara mahallelerde, parklarda vs. alenen yapılır hale gelmiş, en dindar geçinenimiz bile ses çıkaramamakta; çıkaran ise suç işlemiş oluyor(!).

Faizin karışmadığı bir gelir kapımız kalmamış neredeyse. İçki, uyuşturucu neredeyse hayatımızın her alanına girmiş… Kumar evleri hakeza…

Ahlaksızlığa ahlaksızlık demememiz alenen istenmekte ve bu tür lanetli yaşamları savunanlar gittikçe çoğalmakta. 

Kısacası iyilikler, Allah’ın emirleri bugün yasaklanmakta ve Allah’ın yasakları ise emredilmekte, çoğu yasalarla korunmaktadır.

İyiliğe iyilik, kötülüğe kötülük diyecek cesarette biri görünmesin, üzerine hücum edilmekte; kendi camiamızdan dediklerimiz tarafından dahi “bu da söylenecek söz mü” diye eleştiri yağmuruna tabi tutuluyor.

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülüklerden nehyedersiniz ya da Allah, kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azab gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz de duanız kabul edilmez.” (Tirmizi, Fiten, 9)

“Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (42-Şûrâ 30)

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Okur

Yangın deprem dersen eyvellah ta hızlı tren kazaları...
  • Yanıtla

Dogan

Kayseri'de izindeyken şehrin ortasinda afedersiniz iki genç kafirler gibi o kadar insanin önunde öpuştuler dudak dudağa ve kimsede bir şey yapamadi/söyleyemedi. Öyle zoruma gittiki, adeta deli oldum kimse birşey yapamadigi için. Çünki serbest % 99'u müslüman olan ülkede böyle bir hadise.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23