• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Nusret Reşber
Nusret Reşber
TÜM YAZILARI
11 Mart 2021

Allah’ı saf dışı bırakamazsın!

Bir saniye sonra ne olacağını bilemeyecek kadar kudretsiz ve zavallı olan insan, Allah’ın kendisinin faydasına sunduğu hakikatlere nasıl habersiz ve lakayt kalabilir?

İnsan bilmez mi ki; Allah, her şeyi bizim istifademize sunmuştur. Neyin yararımıza, neyin zararımıza olacağını gerçek manasıyla ancak O, bilir.

Ki O, elçilerini Kitaplarla donatarak bize göndermiş ve takip edeceğimiz yolu da ayan, beyan bize açıklamıştır.

Kalkıp bu hakikatlerden sonra O’na isyan bayrağı açarsak nasıl iflah olabiliriz?

Böyle yaptığımızda yeryüzünde ilk bozgunculuk yapan, peygamberlerine ilk başkaldırıyı sergileyen, Kitaplarla ilk alay ederek fesat çıkaran Yahudi ve Hıristiyanların durumuna düşmüş olmaz mıyız?

Ve suçlarından dolayı onlar için, “aşağılık maymunlar olun” lakabını bizler de hak etmiş olmayacak mıyız?

Çünkü onlar, Allah’ın gönderdiği elçileri yalanlayıp, yurtlarından çıkarmışlar birçoğunu katletmişlerdi.

Ellerinde bulundurdukları ve bu sayede imtiyazlı olduklarını sandıkları kitaplarını da tahrif etmiş; kendi kıt düşüncelerini Allah’ın düşünceleriymiş gibi uygulamaya koymuşlardı.

Misal olarak, Allah’ın zina edenleri recmedin ayetlerini Yahudiler beğenmemiş, buna mukabil bu suçu işleyenlerin yüzlerini siyaha boyayıp, eşeğe ters bindirerek sokaklarda dolaştırmayı yeğlemişler… 

Nitekim Efendimiz zamanında da bunu sürdürmek istemişlerdi. Gerçek kitaplarında farklı olduğu halde Allah’ın Resulüne bunu yutturmaya kalkışmışlardı ve olayın farkına varan Allah Resulü de Tevrat’ta geçen hükmü uygulamıştı; suçluları recm etmişti.(Müslim)

Bugünlere işaretle de şöyle haber vermişti: “Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin (Yahûdi ve Hristiyanların) yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir kertenkele deliğine girecek olsalar da, siz de onları takip edeceksiniz.” (Buhari, Müslim)

Ne yazık ki bugün, İslam âleminin her yerinde Allah ve Resulünün rızasının zıddı, batılı Yahudi ve Hıristiyanlarca ihdas edilen kanun ve hükümler icra edilmekte...

Bu uygulamalar, insanlığa şimdiye kadar hiçbir fayda sağlamadığı gibi bundan sonra da bir fayda getirmeyeceği aşikârdır.

İnanılması güç ama şu uygulamalar dikkatlerden kaçmıyor. Beşer eseri olan bu yönetim tarzlarını savunanlar, sadece İslam/Müslümanlar söz konusu olduğunda efelenip sahiplendikleri kanunları hatırlıyorlar. Terörizmin her çeşidi, ihanetin, rüşvetin ve hayâsızlığın bin bir çeşidi sergilendiğinde, savundukları yasaları rafa kaldırıyorlar.

Ve yine dikkate şayandır. Allah ve Resulünün helal kıldıkları bugün haram, yasak saydıkları da bugün serbest. 

Bunu dile getirdiğiniz an karşınıza her zaman olduğu gibi yine “demokrasiyle, laiklikle idare edilen bir ülkeyiz; siz tarihi geçmiş, yobazlık ürünü Şeriatı mı savunuyorsunuz, yoksa” nakaratlarıyla çıkarlar. 

Tamam, anladık, Allah’ın eskimez dediği Kur’an’ın hükümleri demode(!) olabiliyor da, teknolojinin âlâsının uygulandığı, bu teknolojiyle karşılaşma fırsatı bulamayan insanların ürünü (kim olursa olsun) ve uygun gördükleri dünkü kanunlar neden rafa kaldırılamıyor; değiştirilmesi teklif dahi edilemiyor!

Bu savunduğumuz çağdaş, uygar bir ülke olma inancımıza da ters düşmez mi? 

Ecdadımız Osmanlı’nın yüz yıllarca uyguladığı ve dört kıtaya hükmettiği uygulamaları bile Tanzimat gibi düzenlemelerle rafa kaldırmadık mı?

En basit uygulama ile İslam’ın bir emri olan Kısas’ı ya da İdamı (recm) uygulayamıyoruz!

Her şeyi hakkıyla bilen Allah boşuna mı buyurmuş: “Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır, umulur ki sakınırsınız.” (2-Bakara 179)

Evet, terörizme karşı koyarken de, cinayetleri önlemeye çalışırken de, taciz/tecavüz ve türlü haksızlıklarla mücadele ederken de Allah’ı (maazallah) saf dışı bırakırsanız, Allah’ın gazabı ve lanetine uğramaktan kaçamazsınız.

Bugün yeni bir anayasa teklifinin dile getirildiği bir ortam ve zeminde dahi, “Biz Allah’a inanmış ve tüm Müslüman ülkelerin, lider gösterildiği Müslüman bir ülkeyiz” Allah’ın kitabı Kur’an bize bu konuda ne diyor, ona da bir bakalım” diyemiyorsak, diyemeyeceksek yazık bize!

Nasıl ki dün savaşta kılıç, mızrak, ok vs. vardı, bugün insansız bombardıman uçakları, füzeler hatta İHA-SİHA’lar var.

Geçmişte kâğıt yerine taş levhalar, deri parçaları üzerine kazılarak yazı yazılıyordu, resmi mektuplar dahi öyleydi, ama bugün Mobil-Bilgisayar ürünü, materyaller var.

Bu değişimler nasıl doğalsa bizim faydamıza çıkardığımız kanunlar da değişebilmeli değil mi?

Kendi güvenliğimiz için oluşturduğumuz bir teminat olan yasa, askeri veya güvenlik gücü bize tehdit oluşturmamalı. 

Tehdit oluşturabiliyorsa ya da bizden daha imtiyazlı olabiliyorsa burada bir sıkıntı yok mudur?

Allah’ın yarattığı mülkü, O’nu devre dışı bırakarak idare edemezsiniz!

İlla da Onsuz idare ederiz derseniz de bocalarsınız; elinize yüzünüze bulaştırır bir türlü karanlıktan; kan ve gözyaşından düze çıkamazsınız! 

Rabbim, bizi doğru bildiği yoluna iletsin ve bizi bize bırakmasın temennisiyle…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

miralay

Güzel fikir beyan etmişsin sn. yazar lâkin yazının başlığı yanlış oldu; Allah safda mıdır (haşa) ki `safdışı` diye kelime kullanılmış. Allah`ın sıfatlarının ve isimlerinin mahiyetine karşılık bulmaz öyle tarifler. Belki farkında olmadan, onu kasdetmeden söylenmiş olsa da dikkat etmek lâzım.
  • Yanıtla

Abdullah

Demokrasi ve laiklik Allahın hükümlerinin sad dışı bırakılmasıdır. İnsanın iradesinde olan bunları değiştirmek. Buna odaklanmak lazım.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23