Türkiye’nin operasyonlarına karşı çıkmak teröre destektir
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrasında güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinlikte güvenli bölgeler oluşturmak için başlatılan çalışmaların eksik kısmını tamamlamak üzere harekete geçilebileceğini ifade ederek yeni bir operasyonun sinyalini vermişti.
Daha sonra ise konu Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) toplantısına taşındı.
Ayrıca, askeri ve siyasi çevrelerde Suriye’nin kuzeyine olası bir askeri operasyonun ülkenin güvenliği açısından gerekli olduğu yönünde bir kanaat oluştu.
Ancak ABD yönetimibu gelişmelerden ciddi endişe duyulduğunu ifade etti.
Başkan Erdoğan, karşı tepkilere aldırmadan bölgedeki terör örgütlerini silahlandırıp destekleyen ABD’yerağmen TSK, istihbarat, emniyet güçlerine ”operasyona hazır olun” emrini vermiş oldu.
Böylece açıklama ve girişimleriyle Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’nin kuzeyinde, 30 kilometre derinlikte PKK ve YPG’den arındırılmış güvenli bir bölge kurmak için talebini uluslararası müzakere masasına koymuş oldu.
ABD karşı tavrını sürdürse de Türkiye geçmişte olduğu gibi gereğini yapmakta kararlı.
•
Terör örgütlerinden arındırılmış güvenli bölgeler planı ilk olarak Başkan Erdoğan tarafından 2013 yılında önerilmiş, ardından 2019 yılında Birleşmiş Milletler (BM) forumunda ayrıntılı bir haritası sunulmuştu.
Söz konusu dönemde ABD, Avrupa ve Rusya tarafından karşı çıkılmış ancak Türkiye, kendi güvenliği için olmazsa olmaz şartlarından biri olan terörle mücadelesi kapsamında tüm itirazlara rağmen operasyonlar gerçekleştirmişti.
2016 yılında Halep’in kuzeyindeki Cerablus’ta ‘Fırat Kalkanı’, 2018 yılında Halep kırsalındaki Afrin’de ‘Zeytin Dalı’, 2019 yılının sonunda Fırat’ın doğusunda Tel Abyad ile Rasu’l-Ayn arasında ‘Barış Pınarı’ harekatları olmak üzere düzenlediği operasyonlarla Suriye’nin kuzeyinde terörden arındırılmış kısmı özel bölgeler oluşturmayı başardı.
2019 yılında Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı başlatması üzerine ABD’nin 30 kilometrelik alanda terörist örgüt PKK ve uzantısı YPG faaliyetler olmayacağı güvencesi vermesi üzerine imzalanan mutabakat gereği harekat durdurulmuştu.
Suriye’nin kuzeydoğusu konusunda ABD’yle Türkiye arasında 17 Ekim 2019’da 13 maddelik mutabakat metni imzalanmış ancak, ABD mutabakatın gereğini yerine getirmedi. PKK’nın Suriye kolu olan YPG’nin Menbiç, Afrin gibi bölgelerden çekilmediğini ve bu bölgeden Türkiye’nin hali hazırda kontrolü altındaki güvenli bölgeye sivil halka yönelik kanlı saldırı eylemlerini sürdürdü.
Hem ABD hem de Rusya imzalanan mutabakatlardan dolayı üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmedikleri için Türkiye, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi uyarınca, sınırlarını korumak için askeri müdahale hakkını kullanmaya hazırlanıyor.
ABD ve yandaşı ülkelerin karşı tavrı ise beyhude bir uğraştır.
Unutulmasın ki; Türkiye, terörle mücadelesinde haklıdır, bu hakkı engellemeye kalkışmak ise Türkiye ve bölge ülkelerinin barış ve huzurunu tehdit eden terör örgütlerinin suçlarına ortak olmak demektir.
•
ABD ve Batılı emperyalistlerden oluşan güç odakları, bölgedeki teröristlere üniforma giydirip, silahlandırmak, elebaşlarını komutan ilan edip muhatap kabul etmek, NATO içinde müttefiki olan Türkiye’ye karşı bu örgütleri kullanmak gibi bir yanlışın içindedirler.
ABD öncülüğündeki emperyalist ülkeler, Türkiye’nin terör unsurlarından arındırılmış bölgeler oluşturmak üzere başlatmayı planladığı operasyonlara karşı çıkan ABD ve yandaşları emperyalist ülkeler, hem müttefiklik ruhuna aykırı hareket etmektedirler, hem de Beynelmilel hukuka göre suç işlemektedirler.
Çünkü Türkiye, ülkenin bölünmez bütünlüğü ve devlet otoritesini tehdit eden terör örgütlerine karşı meşru mutafa hakkını kullanarak terör örgütlerine karşı mücadele etmektedir..
Gelinen noktada Türkiye ye karşı ikiyüzlü politikalar uygulayan ABD ve AB üyesi ülkeler ile NATO kararını açık ve net olarak ortaya koymalıdır.
Ya Türkiye’yi, ya da terör örgütlerini tercih edecekler…
Çünkü her iki tarafı idare etme dönemi bitmiştir.







