• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

ABD, çöküşünün bedelini dünyaya ödetiyor!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
ABD, çöküşünün bedelini dünyaya ödetiyor!

Katil ABD ve soykırımcı İsrail'in İran’a karşı başlattığı savaş, ticaret yollarını ateşe atarak küresel ekonomiyi ağır bir çıkmaza sürükledi.

Katil ABD ve soykırımcı İsrail'in İran’a karşı başlattığı savaş, ticaret yollarını ateşe atarak küresel ekonomiyi ağır bir çıkmaza sürükledi.

Washington’ın haydutluğunun bedelini yükselen petrol, doğal gaz, gıda ve borçlanma maliyetleriyle bütün dünya öderken, kriz yoksul ülkelerin yanı sıra ABD’yi de vurdu. Ülkede motorin fiyatları rekor kırdı ve Amerikan halkının geçim sıkıntısı daha da derinleşti.

ABD ve soykırımcı israilin İran'a yönelik başlattığı savaş, küresel enerji ve tedarik hatlarında büyük bir krize yol açtı. Dünya Bankası, savaş nedeniyle küresel büyüme tahminini sert şekilde düşürürken; petrol, doğal gaz, gıda ve borçlanma maliyetlerindeki yükselişin faturasını dünyanın dört bir yanındaki tüketiciler ödüyor.

İran’ın saldırılara karşılık Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji arzında büyük bir kesintiye neden oldu.


 

Dünya Bankası, Brent petrolün 2026 yılı ortalama fiyatının varil başına 94 dolar olmasını bekliyor. Bu rakam, geçen yılın ortalamasının yüzde 36 üzerinde bulunuyor. Küresel devler ise fiyat bekelntisini 150 dolara kadar çıkardı.

Savaşın ilk döneminde 126 dolara kadar çıkan Brent petrol, eylül ayında yeniden 100 doların üzerine yükseldi. Suudi Arabistan’ın petrol boru hattının kapanmasının ardından fiyatlar 108 doları aştı.

Savaş öncesinde yüzde 3,3 seviyesinde bulunan küresel enflasyonun, enerji ve taşıma maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle yüzde 4’e çıkması bekleniyor.

Enerji kesintilerinin daha da ağırlaşması hâlinde enflasyonun yüzde 4,4’e ulaşabileceği belirtiliyor. Petrol ve doğal gazdaki artış yalnızca elektrik ve ısınma faturalarını değil; üretim, nakliye, tarım ve gıda maliyetlerini de yükseltiyor.

Gübre fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimi pahalılaştıracağı ve bunun önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarına yansıyacağı tahmin ediliyor.


 

BU YIL NORMALE DÖNÜŞ OLMAYACAK

Uluslararası Enerji Ajansı, Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışının bu yıl normale dönmeyeceğini öngörürken küresel petrol talebinin günlük 2,5 milyon varil azalabileceği uyarısında bulundu.

IEA, Orta Doğu’daki savaşın uzaması ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin normale dönmemesi nedeniyle küresel petrol piyasasına ilişkin arz ve talep tahminlerini aşağı yönlü güncelledi.

IEA’nın son petrol piyasası raporuna göre, küresel petrol talebinin 2026’da günlük 2,5 milyon varil azalması bekleniyor. Ajans, böylece 2020’deki koronavirüs salgınından bu yana petrol tüketiminde görülen en sert yıllık düşüşün yaşanabileceğini bildirdi.

Ajans, dünya enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışının yıl sonuna kadar normal seviyelere dönemeyeceğini öngördü. Bölgedeki tanker saldırıları ve nakliye aksamalarının ham petrol ile işlenmiş ürün sevkiyatını ciddi biçimde sınırlandırdığı belirtildi.

IEA, Orta Doğu ve Rusya-Ukrayna savaşlarının etkisiyle küresel petrol arzının bu yıl günlük 5,7 milyon varil, yani yaklaşık yüzde 6 azalabileceğini tahmin etti. Önceki tahminde arz kaybının yüzde 4 seviyesinde kalması bekleniyordu.

Ham petrol tedarikindeki sorunların rafinerileri de olumsuz etkilediği belirtildi. Özellikle motorin ve diğer orta distilat ürünlerinin fiyatlarında sert yükselişler yaşanırken ticari petrol stoklarının hızla azaldığı kaydedildi.

IEA, küresel rafineri sisteminin kapasite sınırına dayandığını ve piyasadaki dengenin üretimin toparlanmasından çok tüketimin zorunlu olarak azalmasıyla sağlanabileceğini bildirdi.

Ajans, petrol piyasasında günlük ortalama 1,7 milyon varillik arz açığının yıl boyunca devam edebileceğini, yeniden arz fazlasına geçilmesinin ise 2027’ye kalabileceğini öngördü.

IEA’nın değerlendirmesinde, mevcut sürecin küresel petrol tüketimi açısından bir “kayıp dönem” oluşturabileceği uyarısına yer verildi.


 

BU KIŞ ÇOK ZOR GEÇECEK

ABD ve soykırımcı israilin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı başlattığı savaş bir yandan tırmanırken, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş da giderek şiddetleniyor. Bu iki savaşın arasında dünya; tarım alanlarını vuran, nehirlerdeki su seviyelerini ve mal akışını azaltan kuraklığın etkisi altında yaşıyor. Öte yandan Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’ten Karadeniz ve Azak Denizi’ne kadar uzanan hayati deniz geçitlerinin kapatıldığına ve bunun petrol, doğal gaz, emtia ve gıda tedarikini azalttığına ilişkin haberler art arda geliyor.

Bu nedenle dünya hükümetleri sert bir kış bekliyor. Sorun yalnızca ısınma maliyetlerinin ve enflasyonun yükselmesiyle sınırlı değil. Faiz oranlarının artması da tüketici harcamalarının gerilemesi, yatırım projelerine ayrılan kaynakların azaltılması ve hükümetler, şirketler ile bireyler açısından borçlanma maliyetlerinin yükselmesi anlamına geliyor.

Son verilere göre Avrupa’daki doğal gaz vadeli işlemleri çarşamba günkü işlemlerde yükselerek Ocak 2023’ten bu yana ilk kez megavatsaat başına 80 avro seviyesini aştı. Savaşın tırmanması ve kış mevsiminin yaklaşması, enerji maliyetlerinin artması ve enflasyonun daha da ağırlaşması tehdidini beraberinde getiriyor.

Avrupa’daki doğal gaz fiyatları, ABD ile İran arasındaki çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte cuma gününden bu yana yükselmeyi sürdürüyor. Rusya’nın başlıca doğal gaz üretim merkezlerinden biri olan Yamal bölgesinde insansız hava aracıyla saldırı düzenlendiğine ilişkin haberler de endişeleri artırdı.

Pazar günü deniz trafiğini takip eden sistemler, Hürmüz Boğazı’nda bir gemiye saldırı düzenlendiğine ilişkin yeni bildirimler aldı. İran devlet medyası, İran’a ait bir ticaret gemisinin pazar sabahı erken saatlerde ülkenin güney kıyıları açıklarında saldırıya uğradığını bildirdi.

Bu gelişme, küresel enerji tedariki üzerindeki etkilerine ilişkin endişeleri artırdı. Suudi Arabistan’ın günlük 4 ila 5 milyon varil petrol taşıyan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nı kapatması da kaygıları büyüttü. Bu miktar, küresel petrol arzının yüzde 4 ila 5’ine karşılık geliyor.

Tahminler, tırmanan savaşın enerji fiyatlarını daha da yükselteceğine işaret ediyor. Geçen hafta Brent petrolün varil fiyatı yeniden 100 doların üzerine çıkmıştı.

Rusya ile Ukrayna’nın Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki limanlara ve gemilere yönelik karşılıklı saldırıları, tahıl terminallerinin kapanmasına yol açtı. Saldırılar ayrıca, ihracat sezonunun en yoğun döneminde denizcilik şirketlerini onlarca sevkiyatın yüklenmesini ertelemeye veya iptal etmeye zorladı.

Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlanan rapora göre bu durum küresel tahıl fiyatlarını yükseltirken, buğday fiyatları Ocak 2026 seviyelerine kıyasla yaklaşık yüzde 25 arttı. Bunun sonucunda sert bir kış yaşanması riski ortaya çıkarken, merkez bankalarının faiz oranlarını yükselttiği bir dönemde dünya genelindeki hükümetlerin hayat pahalılığını hafifletecek önlemler almak zorunda kalabileceği belirtildi.


 

GIDA FİYATLARI YAKLAŞIK DÖRT YILIN ZİRVESİNDE

Enerji kaynaklarının yanı sıra Karadeniz limanlarına yönelik saldırılar da gıda fiyatlarının yaklaşık dört yılın en yüksek seviyesine çıkmasına katkıda bulundu. Bloomberg’in aktardığına göre Kuveyt Petrol Şirketi Uluslararası Pazarlama Genel Müdürü Şeyh Halid es-Sabah, bu hafta düzenlenen bir konferansta, “Kuzey Avrupa’da son derece sert bir kış göreceğiz. Bu yalnızca başlangıç” dedi.


 

YAKIT FİYATLARI İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte evlerin ısıtılmasında, sanayi tesislerinin çalıştırılmasında ve dünya genelindeki malların kamyonlarla taşınmasında kullanılan yakıtların fiyatlarına ilişkin alarm zilleri daha güçlü çalmaya başladı.

Bu yakıtların fiyatları, gösterge petrol fiyatının karşı karşıya olduğu baskıdan daha büyük bir baskı altında bulunuyor. Bu durum, ekonomi üzerindeki etkinin daha geniş kapsamlı olabileceğine işaret ediyor.

İran savaşının büyük bölümünde merkez bankası başkanları, en kötü senaryoların gerçekleşmemesi nedeniyle çatışmanın enerji arzı üzerindeki etkisini göz ardı edebilmişti.


 

DİZEL VE DOĞAL GAZ DAHA HIZLI PAHALANIYOR

Ancak petrol fiyatlarının yeniden yükselmesiyle birlikte dizel ve doğal gaz fiyatları daha hızlı artıyor. Bunun nedenlerinden biri de İran savaşının yakın zamanda çözüme kavuşacağına dair bir işaret vermemesi.

Avrupa Merkez Bankasının geçen perşembe yayımlanan yeni tahminleri, 2027 ve 2028 yıllarında enflasyonun daha hızlı seyredeceğini gösterdi. 2028 yılına ilişkin enflasyon tahmini artık hedefin biraz üzerinde bulunuyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Avro Bölgesi’ndeki enflasyonun bir süre daha yüksek kalacağını söyledi.

Lagarde, “Orta Doğu’daki çatışma devam ediyor. Yüksek fiyatların büyüme açısından da risk oluşturmasına rağmen enerji fiyatlarındaki dalgalanmanın ve baskının sürmesini bekliyoruz” dedi.


 

MERKEZ BANKALARI RADİKAL KARARLAR ALIYOR

Bu kapsamda Avrupa Merkez Bankası, İran savaşının petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükselişe yol açmasından bu yana geçen hafta ikinci kez faiz oranlarını artırdı.

Bloomberg’e göre yetkililer, şu anda yüzde 3’ün üzerinde seyreden enflasyonu düşürmek amacıyla faizlerin daha da artırılmasını bekliyor.

İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, İngiliz Parlamentosunda yaptığı açıklamada benzin ve dizel gibi tüketici ürünlerinin fiyatlarındaki artışın fiyat baskılarını güçlendirdiğini söyledi.

Piyasalar, enflasyonun kontrol altına alınmasına yardımcı olmak amacıyla şubat ayına kadar iki faiz artırımı yapılmasını bekliyor.


 

DİZELİN VARİLİ 200 DOLARI AŞTI

Dünyanın bazı bölgelerinde dizel vadeli işlem fiyatları varil başına 200 doları aşarken, vergilerle birlikte bazı tüketicilerin ödediği tutar 300 doların üzerine çıktı.

Avrupa’daki doğal gaz fiyatları ise kış mevsimi öncesinde stoklardaki yetersizliğin devam etmesiyle, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği 2022 yılının sonlarından bu yana görülen en yüksek seviyelere ulaştı.

ABD’DE DİZEL FİYATLARI REKOR KIRDI

ABD’deki akaryakıt istasyonlarında motorin fiyatları istikrarlı biçimde yükseliyor. Bununla birlikte, ısınmada, kamyonlarda ve SUV tipi araçlarda motorin kullanan ailelerin bütçelerini doğrudan etkileyen hayati önemdeki ürünlerin maliyetlerindeki artışa yönelik tepki de büyüyor. Bu durum, motorine bağımlı şirketleri de etkileyerek onları fiyatları artırmaya zorluyor; söz konusu artış ise gelirlerin azalmasına yol açıyor.

Batı Yakası’ndaki motorin stokları, 1998’den bu yana mevsimsel olarak en düşük seviyesine gerilerken, gösterge vadeli işlem sözleşmeleri galon başına 5 dolara yakın seviyelerde işlem görüyor. Bloomberg’e göre bazı ABD eyaletlerinde motorin fiyatları rekor düzeylere ulaştı. San Diego’daki bir akaryakıt istasyonunda motorinin galon fiyatı 9,99 dolara yükselirken, Amerikan Otomobil Birliğine (AAA) göre Kaliforniya’da ortalama motorin fiyatı galon başına 8 doların üzerine çıktı.

ABD genelinde ortalama motorin fiyatı bu hafta ilk kez galon başına 6 doların üzerine yükseldi ve İran’daki savaş ile Rusya-Ukrayna çatışmasının enerji akışları üzerindeki etkilerinin sürdüğü bir ortamda dün sabah, pazar günü de bu seviyede kaldı. Birlik, motorin fiyatının Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 2022’de kaydedilen 5,82 dolarlık önceki rekoru aştığını belirtti. Geleneksel olarak dünyanın en büyük rafine yakıt ihracatçıları arasında yer alan Rusya, rafinerilerine yönelik süregelen Ukrayna saldırılarının ardından ülke içindeki yakıt üretimini azalttı ve motorin ihracatını kısıtladı.

Savaş, Körfez petrolü ve rafine ürünlerin büyük bölümünün taşındığı hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışını azalttı. Wall Street Journal’a göre bu aksaklıklar, daha fazla alıcıyı ABD’ye yöneltiyor; bu da Amerikalı üreticileri motorin üretimini ve ihracatını en yüksek seviyeye çıkarmaya teşvik ediyor.

Bu rekabet, ABD motorininin değerini ve rafineri şirketlerinin kâr marjlarını artırıyor. Yükselen maliyetler ise nihayetinde perakende fiyatlarına yansıyor. ABD’de ham petrolün motorine dönüştürülmesinden elde edilen ve “motorin rafineri marjı” olarak bilinen kâr marjı, geçen ağustos ayında ilk kez varil başına 100 dolar sınırını aştı.

Motorin; kamyonların ve ağır makinelerin çalıştırılmasında, ayrıca elektrik üretiminde kullanılan bir yakıt. Motorin maliyetlerindeki artış gelirleri azaltıyor, işletme sahiplerini fiyatları yükseltmeye zorluyor ve artan enerji fiyatlarından kaynaklanan enflasyonun tüketicilere yansımasına neden oluyor.

Aynı zamanda tüketiciler yıllardır yüksek fiyatlarla mücadele ederken, şimdi de İran savaşı nedeniyle benzin fiyatlarının hızla yükselmesiyle karşı karşıya kalıyor. Enflasyon, ABD’li seçmenler açısından önemli bir sorun oluşturuyor. Fiyatlar geçen temmuz ayında yüzde 3,4 artarken, tüketici fiyatları Kovid-19 salgını öncesine göre yüzde 28 daha yüksek seviyede bulunuyor.

Trump, fiyat artışını İran’ın oluşturduğu nükleer tehdidi sınırlandırmak için katlanılması gereken kaçınılmaz bir bedel olarak savundu. Bloomberg’e göre Kaliforniya, eyalete yakıt taşıyan boru hatlarının yetersizliği, rafinaj kapasitesi kaybı ve ülkedeki eyaletler arasında benzine en yüksek vergiyi uygulaması nedeniyle ABD’de sürekli olarak en yüksek yakıt maliyetlerine sahip eyalet konumunda bulunuyor.


 

Kaliforniya ayrıca yağlar ve katı yağlardan üretilen yenilenebilir motorini ülkedeki diğer tüm eyaletlerden daha fazla tüketiyor. Bu durum piyasayı daha dalgalı hâle getirirken rafinaj maliyetlerini de artırıyor.

Motorin, taşımacılık tedarik zincirinde kritik bir rol oynuyor ve üretici fiyatlarının yükselmesine katkıda bulunuyor. Bu durum, Amerikalıların geçim maliyetlerini karşılamakta giderek daha fazla zorlandığı bir dönemde enflasyonist baskılara yol açabilir.

Financial Times’ın analizine göre bu yükseliş, Kongre’nin kontrolünü kimin sağlayacağını belirleyecek ara seçimlere yalnızca birkaç hafta kala, etkileri ekonominin tamamına yayılan ve giderek ağırlaşan bir enerji arzı şokunu yansıtıyor.

Motorin fiyatlarındaki artış, yakıtın tarım makinelerinde, ürünlerin hasat edilmesinde ve taşınmasında yoğun biçimde kullanıldığı sonbahardaki talep sezonundan önce yaşandı. ABD’nin “Mısır Kuşağı” bölgesindeki tahıl üreticileri, yakıt ve gübre fiyatlarındaki artışın kârlarını olumsuz etkilemesi nedeniyle krizle karşı karşıya olduklarını belirtti.


 

TRUMP’I GÖREVDEN ALMAYI BEKLİYORLAR

ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, yaptığı açıklamada, Demokrat Parti’nin gelecek kasım ayındaki seçimlerde Temsilciler Meclisinin kontrolünü yeniden ele geçirmesi durumunda Başkan Donald Trump’ı görevden almaya yönelik bir süreç başlatma ihtimalini dışlamadığını söyledi.

Jeffries, ABC kanalında yayımlanan “This Week” programındaki röportajında, Demokratların çoğunluğu elde ettikleri ilk günden itibaren azil sürecini başlatıp başlatmayacaklarına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Hayır, azil konusunda hiçbir seçeneği dışlamadık ve herhangi bir seçeneğe ilişkin kesin karar vermedik.”

New York’tan Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Jeffries, Maryland Milletvekili Jamie Raskin ile Kaliforniya Milletvekili Robert Garcia’nın, gelecek ocak ayında komisyon başkanlıklarına gelmeleri durumunda Trump yönetiminden hesap sorulmasına yönelik çalışmalara liderlik edeceğini belirtti.

Raskin ve Garcia, Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi ile Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesindeki en üst düzey Demokrat üyeler olarak görev yapıyor.

Jeffries, “Her ikisi de harika işler yapıyor. Gerçekleri takip etmeli, kanunu uygulamalı ve Anayasa’nın rehberliğinde hareket etmeliyiz. Ardından sonuçların Amerikan halkının çıkarlarına hizmet edecek şekilde ortaya çıkmasına izin vermeliyiz.” dedi.

Temsilciler Meclisi, Trump’ın ilk başkanlık döneminde iki kez azledilmesi yönünde oy kullanmıştı.


 

İlk azil kararı 2019 yılında, Trump’ın Ukrayna’ya yapılacak askeri yardımın serbest bırakılması karşılığında Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’ye dönemin başkan adayı Joe Biden hakkında soruşturma başlatması için baskı yaptığı suçlaması üzerine alınmıştı.

Temsilciler Meclisi ikinci kez, 6 Ocak 2021’de Kongre binasına düzenlenen saldırının ardından Trump’ın azledilmesi yönünde oy kullanmıştı. Senato, her iki davada da Trump’ı yöneltilen suçlamalardan aklamıştı.

Trump ise geçen ay yaptığı açıklamada, Demokratların Temsilciler Meclisinin kontrolünü yeniden ele geçirmesi durumunda kendisini azletmeye çalışacaklarını beklediğini söylemişti.Trump, Güney Carolina’da Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ile katıldığı seçim mitinginde, “Beni azledecekler. Bunun nedenini kendileri de bilmiyor.” ifadelerini kullanmıştı.

Decision Desk HQ tarafından cuma günü açıklanan verilere göre Demokratların Temsilciler Meclisinin kontrolünü yeniden ele geçirme ihtimali yüzde 68 seviyesinde bulunuyor. Demokratların Meclis başkanlığını geri kazanabilmesi için yalnızca üç sandalyelik net kazanç sağlaması gerekiyor.

Jeffries, Demokratların kasım ayında çoğunluğu elde etmeleri hâlindeki diğer öncelikleriyle ilgili üç ana başlık belirledi.

Bunların; Trump’ın ABD’nin ticaret ortaklarına uyguladığı gümrük vergilerinin kaldırılması, başkanın yedinci ayına giren İran savaşını sona erdirmeye zorlanması ve bu yılın başında ilgili mali desteğin sona ermesinin ardından “Obamacare” olarak bilinen Uygun Fiyatlı Sağlık Hizmetleri Yasası’na verilen desteğin yeniden sağlanması olduğunu belirtti.

Jeffries, “Bunlar, uygulamaya başlayabileceğimizi düşündüğüm konulardan bazıları. Ancak bu yalnızca ilk 100 gün boyunca değil, ilk yılın tamamında ve Kongre döneminin geri kalanında cesur, kararlı ve kesintisiz bir yasama çalışması gerektirecek.” dedi.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

ABD ve suç ortağı İsrail, kendi çürüyen hegemonyalarını ayakta tutabilmek adına tüm dünyayı ucu bucağı olmayan bir kaosun ve ekonomik yıkımın içine fırlatmaktadır. Kendi içsel çökmüşlüğünü, borç batağını ve ahlaki iflasını örtbas etmek isteyen Washington yönetimi, Orta Doğu’da yaktığı savaş ateşiyle sadece bölge halklarını katletmekle kalmıyor, küresel ticaretin şah damarlarını keserek tüm insanlığa karşı açık bir ekonomik terör estiriyor. Yüzyıllardır insanlığa "özgürlük ve refah" masalları anlatan bu emperyalist haydut, bugün bizzat kendi elleriyle küresel ekonomiyi acımasız bir çıkmaza sürükleyen en büyük barbarlık odağı haline gelmiştir. Bu gözü dönmüş saldırganlık, uluslararası hukukun, insanlığın ortak mirasının och küresel istikrarın tamamen ayaklar altına alınmasıdır. Stratejik ticaret yollarını, deniz rotalarını ve enerji koridorlarını pervasızca ateşe atan bu zihniyet, milyarlarca insanın ekmeğine, emeğine ve geleceğine göz dikmiştir. Kendi siyasi ve askeri ihtirasları uğruna küresel tedarik zincirlerini felç eden, yapay kıtlıklara, tırmanan enflasyona ve enerji krizlerine zemin hazırlayan bu ittifak, modern tarihin gördüğü en büyük ahlaksızlık şebekesidir. Washington’ın küresel çöküşünün bedeli, artık dünya halklarının kanıyla ve yoksullaşmasıyla ödenemez; bu bencil, gaddar ve sömürgeci zorbalık, insanlığın geleceğini karartan en net tehdittir. Tarihsel tecrübeler açıkça göstermektedir ki, Amerika Birleşik Devletleri'nin ayak bastığı, müdahale ettiği veya nüfuz kurduğu her coğrafyada uzun vadede derin bir yokluk, sefalet ve bitmek bilmeyen krizler baş göstermiştir. Washington’ın "istikrar veya demokrasi" vaadiyle girdiği her bölge, arkasında sadece yıkım, ekonomik çöküş ve toplumsal travmalar bırakmıştır. Bugün Orta Doğu'da yaşananlar da bu sistematik sömürgeci politikanın doğrudan bir uzantısıdır. Küresel ve bölgesel huzurun tesis edilmesi için yapılması gereken yegane şey; bölge ülkelerinin hiçbir ideolojik veya siyasi ayrım gözetmeksizin topluca ve kararlı bir şekilde ABD’ye karşı ortak bir cephe alması, siyasi-ekonomik baskı uygulayarak bu yıkıcı gücü bölgeden tamamen söküp atmasıdır. Bölge ülkelerinin bu emperyalist ablukayı dağıtmak ve ABD'yi coğrafyadan tamamen söküp atmak adına atması gereken en acil somut adım, ABD dolarına olan bağımlılığı kırarak yerel para birimleriyle ticarete geçmektir. Washington'ın en büyük silahı olan finansal hegemonyayı zayıflatmak, bölge ekonomilerini dış müdahalelere karşı korumanın ilk şartıdır. Bununla da kalmayıp, bölge devletlerinin kendi aralarında güçlü ve bağlayıcı ortak askeri ve savunma ittifaklar kurması, yabancı askeri üslerin topraklarından tahliye edilmesi için ortak bir takvim belirlemesi gerekmektedir. Güvenlik mimarisinin tamamen yerli ve bölgesel unsurlarla yeniden inşa edilmesi, Washington’ın müdahale zeminini tamamen kurutacaktır. Son olarak, diplomatik alanda topyekün bir boykot ve ortak hareket mekanizması geliştirilerek, bölgenin enerji kaynakları ve lojistik koridorları üzerindeki kontrolü tamamen yerel yönetimlerin eline geçmeli; böylece küresel şantaj mekanizmalarına son verilmelidir. Ancak bu emperyalist odak coğrafyamızdan temizlendiğinde, ticaret yolları yeniden güvenliğe kavuşacak, kaynaklar halkların refahı için kullanılacak ve kalıcı bir bölgesel huzur inşa edilebilecektir.

emekli

adam 100 lirasının 6 lirasını mazota veriyor bizde ise 100 liranın tamamı neyi anlatmak istiyorsunuz TL değer kaybettikçe bu oran yükselecek biz 110 dolarlık bir varili TL bazında 7000 TL alıyoruz adam 110 dolara alıyor
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23