• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
02 Aralık 2020

Türkiye-AB ilişkilerinde ‘RCEP’ etkisi

İnsanlık Covid-19 salgını ile boğuşurken, dünyanın diğer ucunda, Asya Pasifik’te dünyanın en büyük serbest ticaret bloğu kuruldu. 

Bölgedeki 15 ülkenin oluşturduğu Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (Regional Comprehensive Economic Partnership-RCEP) anlaşmasının yakın gelecekte küresel ticaretteki dengeleri değiştirmesi bekleniyor. 

Bu gelişme ve yeni yapılanma hafife alınamayacak kadar önemlidir. 

Çünkü bu gelişme dünya ekonomik, siyasi ve iktisadi alanlarını olduğu kadar askeri güç dengelerini de etkileyecek düzeydedir.

Dünyanın en büyük serbest ticaret alanı kabul edilen Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) adlı bu yeni yapılanmanın içinde Çin, Japonya, Güney Kore, Endonezya, Avustralya, Malezya gibi dünyanın önde gelen ekonomilerinin bulunduğu 15 Asya Pasifik ülkesi yer almaktadır.

Ayrıca, Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) adlı bu yeni ticaret oluşumunun üyesi ülkelerde toplam 2,2 milyar insan yaşıyor ve bu ülkeler küresel ticaretin yüzde 30’unu gerçekleştiriyor. 

Bu veriler dikkate alındığında; Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ile “dünyanın en büyük serbest ticaret alanı kurulmuş oldu” denebilir.

Ülke olarak biz bir yandan pandemi krizi ve ekonomik durgunluk, diğer yandan ‘reform’ gündemi ile meşgul olurken, bir diğer yandan ise bu gelişmeleri de yakından takip eden ülkelerin başında gelmekteyiz. 

Bu oluşum, ABD ve AB için korkutan bir güç durumunda olacak olmasının asıl sebebi (RCEP) anlaşması küresel ticarette yeni ve etkili bir dönem başlatacağı gibi hem bölgesel hem de küresek ekonomik dengeleri sarsacaktır.

Diğer bir önemli sebep ise anlaşmaya imza koyan ülkeler arasında gümrük duvarlarını kaldıran RCEP’nin ABD ve Avrupa ülkelerinin bölgeye olan ihracatına büyük darbe vurması bekleniyor olmasıdır.

AB DEĞİŞMEK ZORUNDA

AB içindeki değişik eksenlerden değişik açıklamalar gelmeye devam ediyor. Hâlâ şantaj, baskı ve tehditler savruluyor. 

Avrupa Birliği (AB)’nin 10-11 Aralık 2020’deki zirvesinde bu Türkiye karşıtı cephe; Türkiye ekonomisini yavaşlatmaya yönelik ‘ekonomik yaptırım’ kararları çıkartmanın uğraşı içindedir.

Ancak bu uğraş beyhudedir ve onların bu girişimleri başarısız kalacaktır.

Çünkü Türkiye’nin önünde yeni seçeneklerden biri de RCEP adlı ekonomik bloğu bulunmaktadır.

Uzmanlara göre, Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ile birlikte oluşacak yeni ticaret blokları içinde Türkiye ve Avrupa Birliği’nin yeniden yakınlaşması bir zorunluluk haline gelecek.

Unutulmasın ki: Pasifikteki anlaşma hem ABD’yi hem de Avrupa’yı yakından ilgilendiriyor.Bu durum “Türkiye için de yeni bir fırsat yaratabilir” gerçeğini AB dikkate almak mecburiyetindedir.

Yani, Avrupa Birliği (AB), değişen dünya şartları içinde küresel ekonomide yeni bir bloklaşma yaşandığını gerçeğini dikkate alarak Türkiye gibi güçlü partnerini Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) adındaki bu yeni oluşuma kaptırma gibi bir şansı yoktur.

İlkeler ve değerler üzerinden değil, çıkarlar üzerinden hesaplarını yapan AB, bu yeni ekonomik blok karşısında gücünü koruyabilme adına başlatacağı yeni yol haritasında Türkiye ile arasındaki buzlar eritmeye yönelecektir.

AB, bunu istediği için değil, konjonktürel şartların getirdiği bir mecbur olduğu için yapmak zorunda kalacaktır.

Bu gerçeği gören AB içindeki ana akımın siyasi aktörleri “Biz Türkiye’yi ötekileştirerek, yalnızlaştırarak nereye varabiliriz. Bu yanlış politik operasyonlar bu güçlü bölgesel partnerimiz Türkiye’yi farklı arayışlara yöneltecektir. Yani baskılarımız sonucu Türkiye’yi kendi elimizle Atlantik’ten Avrasya’ya doğru itelemiş oluruz. Bu bizim için büyük bir kayıp olur gerçeğini göz ardı etmemeliyiz” diyerek hem uyarıyor hem de AB, içindeki Türkiye Karşıtı Cephe’de olan kesimin Türkiye karşıtı politik tezlerine karşı çıkıyor.

Bu gelişmeler, Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin başını çektiği AB içindeki Türkiye Karşıtı Cephe’nin “AB ile Türkiye’nin arasını açma planı” tutmayacağını gösteriyor. 

Kısacası, elbette bir anda AB-Türkiye politikaları değişmez ancak değişim rüzgârları başladığı yönünde sızan haberlere bakılırsa 10-11 Aralık AB zirvesinde Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırım mümkün görülmediği gibi “Vize serbestisi” konusunda yeni bir adım atılabilir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Şu hayattır Susuzluk susuzluk yağmurlar yağmur gibi yağmıyor aniden yağıp ve aniden denize ulaşıyor. Kurumaya başlayan veya kuruyan golleri derinleştirilsin ki obruk lar oluşmasın. Susuzluk ve Orman yangınları. Neden ormanlara yagmur toplama göletleri yapılmaz. Yangın esnasinda kullanmak, yaban hayvanlarını sulamak veya ateşin aşmasına engel şu havuzları. Dereleri nehirleri derinlestirin genişletin ama istinat duvarları yapmayın. Nekadar şu dere nehir ve çay yataklarında tutulursa okadar suyumuz ve balığımız olur. Denize ulaşmadan nehirler yatağı çamurdan temizlenmiş kuruyan veya kurumaya yüz tutmuş göllere ponpalanmaz. Karada kalan bizim denize ulaşan bizim değil . Neden Manavgat suyu büyük Menderes küçük Menderes denize karışıyor neden biraz yağmur yağmadığında nehirlerin ortasında adacıklar oluşur. Her yağmur yağmadığında İstanbula gazeteciler cekilen suyun altından cıkan mezarlıkta haber yaparlar, göller derinleştirilsin artı su toplama yatakları da derinleştirilsin daha çok su tutulmuş olsun. Bu sular aynı zamanda yeraltı sularını da besler ler. Bu adacıklar nehir kenarlarına yığılsın yağmurun yatağa ulaşmasına engel olmayacak yerlerine yığılabilir.Heryıl Bulgaristan baraj kapaklarını açar yerleşim alanları ve tarım alanları sular altında kalır. Sular çekildiğinde ikiyüz üç yüz metre yürüyerek karşıya geçilir sığ su kalır . Bu geniş alanların camurları temizlensin ve nehir yatakğı derinleştirilsin Bulgaristan'ın bırakacağı su bereket olarak nehir yataklarında her türlü balık orada kalır. Su savaşları başlamadan suyla barışalım ki yer üstünde suyumuz kalmasada böyle bir çalışmayla yeraltı sularımız hep var olur. İnsanın dörte üçü su ise yer üstünden daha çok yer altındaki suya muhtacız. Gelin yer altınında dörtte üçünü su depolayalım. Hic bir iş makinasının yatması bize birşey kazandırmaz iş makinaları doğru nehir temizlemeye. Birde bu işleri bir bilenle uzmanlarla prof larla inceleyin ki yanlış yapmıyalım,
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23