--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türk-ABD ilişkileri koptu kopacak

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
10

Uzun süredir Türk-ABD ilişkilerinin iyi olmadığı bir gerçektir.

Karşılıklı güvensizlik devam ediyor. 

Yunanistan, Kıbrıs, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz ve Kafkasya jeopolitiğinde karşı karşıyayız. 

Çünkü ulusal çıkarlar çatışıyor.

ABD Başkanı Biden yönetiminin hedefi,  ABD’nin politikalarını kabullenen bir Türkiye yönetimidir.

Yani; sorgulayan ve kendi başına kararlar alarak milli bir politikayı benimseyen yönetimi devirmek ve yerine teslimiyetçi ve işbirlikçi siyasi kadrolara iktidar yolunu açmaktır.

Bu beklenti ve niyet artık gizli değildir. 

Başkan aday adaylığı sürecinde senatör Joe Biden, “Başkan seçilirsem Erdoğan’ı darbeyle değil seçimle devireceğim, muhalefete destek vereceğim” şeklinde küstahça ifadelerle Türkiye’nin içişlerine müdahale etmiş, gizli niyet ve planlarını kusmuştu.

Peki, ama Sn. Erdoğan’a bu düşmanlığın sebebi nedir?

Aslında asıl hedef Türkiye’dir. ‘Erdoğan Düşmanlığı’nın ise tek sebebi onun kendi değirmenlerine su taşıyan bir işbirlikçi olmasıdır.

İşte onun içindir ki, mucidi ABD’nin olduğu, F-35 ve S-400’ler, FETÖ ile PKK bölücü örgütünün Suriye uzantısı YPG’nın silahlandırılması başta olmak üzere birikmiş sorunlar konusunda bir arpa yol alınamamasının sebebi de bu gerçekte gizlidir.

Bu olumsuz gidişatın, kısa bir zaman önce BM 76. Genel Kurulu sonrasında gerçekleşen heyetler arası ve ikili görüşmelerde de devam ettiği görülmüştür.

Başkan Sn. Erdoğan’ın, kalabalık bir kafileyle gittiği ABD seferinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında ABD Başkanı Joe Biden ile bir görüşme gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği en çok merak edilen konuydu.

Maalesef, ABD tarafının olumsuz yaklaşımları sebebiyle buluşma gerçekleşmedi. 

Başkan Erdoğan hem ABD’ye hareket öncesi ve hem de ABD’ye gelir gelmez yaptığı açıklamalarda uzlaşıcı ve iyi niyet mesajları vermesine rağmen ABD yönetiminin karşı tavrını hissettiren yaklaşımları ve ABD Başkanı Joe Biden’in buluşmaya yanaşmamış olması siyasi nezaketsizlik ve bir karşı politik tavrın ifadesidir.

Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendiren Sn. Erdoğan’ın, “İki NATO ülkesi olarak şu andaki gidiş pek hayra alamet değil” ifadesini kullanarak, “Sayın Biden ile iyi başladık diyemem. Çünkü ABD dürüst davranmıyor” şeklindeki değerlendirmesi gelecek adına ümitsizliğin bir yakınmasıydı.

Doğrusu Türkiye heyetinde, daha yapıcı ve olumlu bir hava oluşacağı ve iki liderin bir araya gelecekleri beklentisi vardı.

Aslında ikili görüşme olsa bile bu iki ülke arasındaki sorunların çözümü için yeterli olmazdı. Ancak gelecek adına olumlu bir başlangıca kapı aralanmış olabilirdi.

Halbuki; Brüksel’de 14 Haziran’da gerçekleşen NATO liderler zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden (Joe Biden’in Başkan seçilmesinden sonra) arasında ilk kez yüz yüze bir görüşme gerçekleşmiş ve her ikisi de görüşmenin “çok iyi” geçtiğini ifade etmiş, Türkiye-Amerikan ilişkilerinde olumlu bir döneme geçiliyor” ümidini vermişti.

Ancak Başkan Biden’ın o olumlu mesajının asıl sebebi başkaydı. 

Yani öyle görünmesi gerekiyordu. 

Başkan Biden, o görüşmede Afganistan’dan çekilecek askerlerinin güvenliği konusunda Türkiye’nin sorumluluk üstlenmesini istemişti. 

Türkiye’de sorumluluk almaya hazırlanıyordu, ancak Taliban’ın hızla tüm Afganistan’ı ele geçirmesiyle Türkiye’ye ihtiyaç kalmadığını gören Joe Biden’ın tavrı değişti ve Türkiye karşıtlığı politikalarına geri döndü.

Bunun en bariz örneği, daha önceden başlatılan ve BM Genel Kurulu sonrasındaki heyetler arası ve liderlerin gerçekleştirdiği ikili görüşmelerde Joe Biden ve yönetiminin güven vermeyen yaklaşımları, baskı, tehditlerle zorlayıcı ve dayatmacı tutumdur.

Anlaşılan ‘Erdoğan düşmanlığı’ ve ‘Türkiye karşıtlığı’nınartarak sürdürüleceği hatta işbirlikçiliğe hazır siyasilerin önünü açma adına Türkiye’nin içişlerine müdahale yapmaya bile kalkışabilirler(!)

Ancak ne hazindir ki, ülkemizde dışarıdan müdahalelerle kendilerine iktidar yolunun açılacağını sanan veya ümit eden siyasi angutların da var olduğu bir gerçektir. 

Ancak herkes bilsin ki; Türkiye, milli iradenin belirlediği kadrolar tarafından yönetilir. Ülkemiz siyasetinin dışarıdan birilerinin dizayn etmesine milletimiz asla izin vermez!

‘15 Temmuz’daki milli ruhun depreşmesiyle başlayan o şanlı direniş bunun ispatıdır.

 

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bülent

25 Eylül 2021 22:50

Biz sade vatandaş şeytan amarika nin bütün çevirdiği dilimlere sahitiz. 

Yaşar

25 Eylül 2021 22:47

Amerika ya anladığı dilden cevabı ancak Türkiye verir verecek de inşallah

günaydın

25 Eylül 2021 21:46

Türkiye ABD ilişkileri 1 Mart tezkeresi itibariyle sonlanmıştır. Ancak ortada duran cenaze kaldırılmamaktadır, üşengeçlikten..

Şahika

25 Eylül 2021 18:35

Allah satılmış hainlere fırsat vermesin, başımıza tek gayesi, milletine, dinine, devletine hizmet etmek olan insanların gelmesini nasip etsin, başımızdaki böyle devlet adamlarının önünü açsın, hepsine gayret, kuvvet ve sabır ihsan eylesin, ayaklarına taş gözlerine yaş değdirmesin...

memo

25 Eylül 2021 16:24

japon yapıştırıcısı tutar mı hocam?

Sadettin

25 Eylül 2021 15:15

Hocam ALLAH Razı Olsun çok güzel bir konuya değinmişsiniz Türkiye de Angut da çokkk sazanda Zağarda Aslan dan kalan kemikler i yalamak için bekleyen çakallar acaba bana biraz etli bir kemik Kalırmış diye bekliyorlar

Oğuz Han

25 Eylül 2021 15:06

Amerika'yla gelen Amerika'yla gider.

Sedat

25 Eylül 2021 14:13

Oyumuz millet ittifakı na

Can

25 Eylül 2021 08:51

ABD yerine rusya ve Cin gecti. Yoksa uygur konsey baskanini niye bizimkiler apartopar sinirdisi ettiler izahini bir verin. Putin bir defa ankara ya geldi bizimkiler kacinci defa ayagina gidiyor. Suriye de putin ayar veriyor. Gerisi hamaset ve ahmaklari uyutma operasyonu.

Okur

25 Eylül 2021 08:49

FETÖ' nün koruyucusu ve kurucusu durumunda olan ABD ile tabiki ilişkiler iyi olmaz. ABD ile ilişkiler iyi olsaydı gülencileri türkiyeye teslim ederlerdi. ABD'den Sovyet dönemindeki iyi ilişkiyi bekliyemeyiz. Sovyetler döneminde ABD ve AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı vardı bugün ihtiyaçları kalmamıştır. Sovyetler döneminde islamı ve İslamcıları seven ABD ve AB bügün İslam'ı ve islamcılığı yasaklamaktadır. Sovyetler döneminde sevdikleri ülkücüleride yasaklamaya başladılar bile. İslam ve ülkücülük bugün batı için bir tehlike olmaktan başka bir şey degildir. ABD ve EU'nun gözüne girmek istiyorsak başka konular bulmalıyız mesela Kırım, Uygur, Kafkas konularını daha çok işlemeliyiz.. EU'nun Türkiye'ye kara sınırı kalmamıştır duvar örerek duvar sınırına dönüşmüştür. İslam'ı sevmeyen İslam'la savaşta olan ABD ve EU müslüman Erdoğan'ı tabiki sevmez. Hem müslüman hemde ABD ve EU dostu olunmaz. İslam'dan çıkacağımızı ABD'ye bildirmedigimiz müddetçe ilişkilerimiz düzelmez. Erdoğan İslam'ı savunan bir liderdir ABD ve EU'ya İslam olmiyan bir lider lazım. ABD ve EU Türkiye'de ve dünyada ülkücülük ve islam çağını kapatmak istiyor.

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle