Tunus halkı, despot Cumhurbaşkanı Said’i cezalandırdı
Tunus’ta diktatör Zeynel Abidin rejiminin devrilmesinin ardından 2011 milletvekili seçimlerine katılım oranı yüzde 53 iken, ‘Tek adam rejimi’ olarak kabul edilen Cumhurbaşkanı Kays Said’e daha fazla yetki veren yeni anayasa referandumu ise % 27.5’de kaldı.
Halbuki, Tv kanalları ve radyolardan yapılan özel propagandalar ve Başkent ile tüm büyük şehirlerdeki ilan panolarında yapılan çağrılarla Tunuslular anayasa referandumu için oy kullanmaya teşvik edilmişti.
Ancak Tunus halkı, bu propagandalara itibar etmediği katılımın düşük olmasından anlaşılmaktadır.
Siyasi krizleri bahane ederek, 25 Temmuz 2021’de Meclis’in çalışmalarını askıya alarak milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmış, 22 Eylül 2021’de yeni kararnamelerle yetkilerini genişleterek yürütme organını tamamen kendisine bağlayan Cumhurbaşkanı Kays Said’i bu referandumda aradığı desteği bulamadı.
Tunus halkı, referandumu boykot ederek her geçen gün despotikleşen Cumhurbaşkanı Said’i cezalandırmış oldu.
•
Tunus’ta gerçekleşen yeni anayasa referandumuna katılımın geniş halk katmanlarında karşılık bulmaması ve halkın referandumu boykot etmesinin asıl sebebi Cumhurbaşkanı Said’in 2011 de gerçekleşen halk devrimi ile elde edilen kazanımlardan biri olan ve halkın kahır ekseriyetinin onayı ile kabul edilen 2014 anayasasını hedef almasıdır.
Ayrıca bu denli büyük tepki gösterilmesinin sebeplerinden bir diğeri ise Cumhurbaşkanı Said’in insan hak ve özgürlükleri kısıtlayan dayatmacı uygulamalar ile tüm yetkileri elinde toplamak suretiyle ‘tek adam rejimi’ kurmaya yönelmesidir.
Şu bir gerçek; feshedilen parlamentoda çoğunluğu temsil eden Milli Meclis Başkanı Raşid el Gannuşi’nin liderliğindeki Nahda Hareketi başta olmak üzere Tunus’un Kalbi, Onur Koalisyonu ve Özgür Anayasa Partisi gibi siyasi partilerin ve birçok sivil toplum kuruluşunun boykot kararı aldığı yeni anayasa referandumu tartışmaların gölgesinde gerçekleştirildi.
Yeni anayasa taslağında tüm bireysel ve kamusal özgürlükler, insan hakları evrensel beyannamesine, uluslararası insan hakları standartlarına ve sözleşmelerine uygun olmadığı gibi ‘tek adam rejimi’ne yol vermektedir.
…Ve yine Cumhurbaşkanı Said’in kendi başına hazırladığı yeni anayasa, cumhurbaşkanının hesap vereceği herhangi bir mercinin yer almadığı, bağımsızlık garantisinin olmadığı tek adam sistemini öngörüyor. Ayrıca yeni anayasa ile hak ve özgürlüklerin kısıtlanabilmesinin yolu açılıyor.
•
Anayasa referandumu, 25 Temmuz 2021’deki olağanüstü kararlarıyla hükümeti görevden alarak parlamentoyu ve Yüksek Yargı Konseyi’ni fesheden Cumhurbaşkanı Kays Said’in Aralık 2021’de duyurduğu “krizden çıkış için yol haritasının ilk adımı” niteliğindeydi.
Referanduma katılımın yüksek olacağını ve 17 Aralık 2022’de parlamento seçimlerinin yapılacağını ilan eden Cumhurbaşkanı Said, yeni anayasaya katılımın düşük olmasıyla kendinin de halk nezdinde %20 oranında bir karşılığı kaldığını görmesinden sonra siyasi tavrının ne olacağı ise merak ediliyor.
Seçmen referandumu boykot ettiği gibi tüm yetkileri kendinde toplayarak ‘tek adam rejimi’ inşa etmeye yönelen modern diktatör Cumhurbaşkanı Kays Said’nin de meşruiyetini oylamış oldu.
Siyaset bilimcileri, bu referanduma katılımla itibarsızlaşan Cumhurbaşkanı Kays Said’in istifa etmesini gerektirir görüşünde.
Zira referandum sonuçlarını değerlendiren Tunus’taki muhalif siyasilerden oluşan Ulusal Kurtuluş Cephesi, anayasa referandumunun sonuçlarını reddetti ve Cumhurbaşkanı Said’i istifaya çağırdı.
Çünkü Tunus’ta, 348 bin 876’sı yurt dışında olmak üzere toplam 9 milyon 296 bin 64 kayıtlı seçmenin bulunduğu hesaba katılacak olur ise referanduma katılımın %27.5’de kalması, tek kelimeyle bir hezimettir.
Nitekim; Nahda Hareketi de dahil beş muhalif partiyi ve bağımsız aktivistleri içeren Ulusal Kurtuluş Cephesi, 2014 anayasasına bağlı kalıyor ve Said’in meşru olmadığını düşünüyor.
Tunus’ta gerçekleşen referandum sonuçları demokratik temayüllere göre bir hezimettir ve yeni anayasa bu katılım düzeyi ile asla meşru kabul edilemez.
Çünkü anayasa; toplumdaki uzlaşmanın özünü oluşturan; devletin kuruluş felsefesi ile temel organlarını, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini belirleyen ana ilkeleri düzenleyen ve hükme bağlayan temel üst normlar bütünü olması hasebiyle halkın kahır ekseriyetinin onayını gerektirir.







