--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Suriye sorununda Davutoğlu dönemi…

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
25

Arap Baharı ile Orta Doğu’daki statüko değişmeye başlamıştı. 

2011 yılında sınırlı bir halk hareketi şeklinde başlayan Suriye İç Savaşı, kısa

sürede bölgesel ve küresel çapta ağır sonuçlar doğuran ve çok sayıda aktörü

içine çeken bir gelişme olmuştur

Arap Baharı öncesi kurulan güç dengeleri de doğal olarak bu süreçten etkileniyor.

Aktör ülkeler, ABD ve Rusya hem bölgede hem de Suriye’de etki sağlamak ve çıkarlarını korumak için kimlik politikalarını, İran ise mezhepçiliği araç olarak kullanmaktadır.

Tarihi birikimi, vizyon ve misyonu ile güçlü bir ülke olan Türkiye, tüm bu gelişmelere seyirci kalmadı, kalamazdı.

Türkiye, ilk iş olarak bölgedeki güvenlik ve çıkar politikalarını korurken, diğer yandan da dış politikasını güncellenmiştir ve halen de güncellemelerini sürdürmektedir.

Çünkü, güç dengelerinin değiştiği Orta Doğu’da yaşanan Defacto gelişmeler sürekli güncellemeyi mecbur ediyor.

Gelinen noktada ise ülke olarak zor bir dönemeci aşmanın zorlukları içinde olduğumuz bir gerçektir.

Suriye sorununda içine düştüğümüz zor süreçte, telâfisi çok zor, ciddi hataların sebep olduğu kayıplarımız olmuştur.

Uluslararası ilişkilerde sonuçlar kadar sebepler önemlidir.

Bu gerçeklerden hareketle bizim açımızdan fevkalade önem arz eden ve bu duruma nasıl sürüklendiğimizi anlamak adına 2014-15 ve 2016 yıllarına tekabül eden A. Davutoğlu dönemi iyi okunmalı ve yapılan yanlışlardan dersler çıkarılmalıdır.

Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde geleneksel dış politikanın dışına çıkılmış ve aktif dış politika izlemek suretiyle ‘komşular ve uluslararası toplum ile sıfır sorun’ politikası temel esas kabul edilmişti.

Sosyolojik bir afet ve bir insanlık dramı halini alan Suriyeli mülteciler sorununun, bölücü terör örgütlerinin ABD ve Rusya, kısmen de İran desteğiyle palazlanıp, Türkiye’nin güvenlik sorunu haline gelmesi, 

Kürt sorunu, Suriye üzerinden dış güçler tarafından kışkırtılıp, büsbütün içinden çıkılmaz bir hale gelmiş olması ve Suriye harabeye dönerken, barışçıl çözüm umutlarının kaybedilmiş olması,

…Ve daha birçok soruna karşı Sayın Davutoğlu’nun sunduğu ve ısrarla savunduğu tezler ve izlediği politikalar etkili olamadığı inkârı mümkün olmayan bir gerçektir.

Elbette tek kişiyi eleştirmek yanlış olur. 

Fakat; Abdullah Gül ve Ali Babacan ikilisinin bıraktığı çizgiden devam eden Sayın Davutoğlu, o tarihlerde Türk dış politikasını tek başına yönlendiren adam olarak karşımıza çıkmıştı.

Ayrıca Ahmet Davutoğlu, teoriler ve kurguladığı yeni politik hamleleriyle Türk Dış Politikasına yeni bir vizyon, yeni bir rota, yeni bir derinlik vaad ediyordu.

Ancak,  önceden yapılan planların her zaman istendiği gibi gitmeyeceği anlamına gelen “Evdeki Hesap Çarşıya Uymaz” atasözü misali, Sayın Davutoğlu’nun “Bölgesel barış” ve “Komşularla Sıfır Sorun” politikası maalesef fiyaskoyla sonuçlandı.

Kim ne derse desin, bugün Suriye krizi nedeniyle yaşamakta olduğumuz büyük sıkıntıların asıl sebebi 2015-2016 yılları arasındaki Sayın Davutoğlu, döneminde yapılan yanlışların bir sonucudur.

Başkan Sayın Erdoğan’ın öncülüğündeki Türkiye yönetimi, Suriye’de izlenen yanlış politikaları izale etmek için hem sahada hem de uluslararası arenada yoğun bir siyasi, askeri ve diplomasi mücadelesi vermiştir.

Suriye’nin kuzey bölgesinde Türkiye’yi tehdit eden, dış destekli bölücü terör örgütlerinden oluşturulan yapıları bertaraf etmek için şimdi 4’üncü büyük operasyona hazırlanılıyor.

Sayın A. Gül ve Ali Babacan’ın izini süren ve Türkiye’yi yanlış politikalarıyla karşı karşıya bırakan Sayın Davutoğlu, o yanlış politikaların baş sorumlusunun kendisi olduğunu cesaretle kabul ederek, Türk devleti ve milletinden özür dilemeli.

Ayrıca onun yanlışlarını düzeltme yönünde büyük bir gayretle çalışan Başkan Erdoğan’a teşekkür ve tebriklerini bildirmelidir.  

 

Yorumlar

(25)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

osman can

21 Ocak 2023 23:31

davutoglu donemi mi? davutoglu bunlari yaparken akp ne yapiyordu?

bir

27 Ağustos 2022 04:41

eşcinsel sevici, Fahri, eşcinsel LGBT ci kemal kılıçdaroğlu milletin sorunlarına bak nasıl çare bulmuş bulacakmış, SSK'yı batıran İBB otobüslerini bitiren İBByi batıran İstanbul'luyadeğer vermiyenchpkk, HDPKK Zerdüşt nasıl yönetir???????? PKK, FETÖ = CHP, HDP, ip, ve destekçileri

bir

27 Ağustos 2022 04:29

HAY ALLAH cc razı olsun, şu yazıyı saklamak gerekir.

Abuzer

25 Ağustos 2022 15:40

Cumhurbaşkanı değilmiydi ben ne dersem bakanım onu yapar diyen Emevi caminde namaz kılacak diyen ama fatura sayın davutoğluna kesiliyor kardeşim Esat ne oldu yaz tatillerini beraber yapan kim artı fatura şahsa kesilmez hükümete kesilir baş olana kesilir

Ahmet dere.

24 Ağustos 2022 20:05

Çok doğru yazıldı . Içerik gerçekleri söylüyor.

Saban

24 Ağustos 2022 18:50

Davutoğlu bu politikalari akp de yapti ve bi akp nin politikasidir basta kimin olduğunun onemi.yoktur biden tv lerde konusma yapar ama elune kagidi verirler o politikada bagli oldugu partinin politikasidir yani davutoglu evet yanlis yapti sorumludur eline verilen politikanin uygulanmasindan ama politika akp nindir sorumlulukta akp nindir isteseler aninda davutoglunu gorevden alırlardı aldilarda degilmi yazar bunu bu yonden yazmamis

Kani

24 Ağustos 2022 18:33

Ümmetin beli kırıldı Mehmet bey dönuslerinize yetisemiyor

Yaşar

24 Ağustos 2022 17:42

Çok doğru. Davutoğlu hala nasıl siyasette anlamak zor.

Oğuz Han

24 Ağustos 2022 16:34

Yani Davutoğlu Tayyip erdoğan'ı kandırmış. Ne çok kandırıyorlar?

Okır

24 Ağustos 2022 14:45

Reyiz baştacı dır davutcular şimdi cehabeli ve iyibartili zenginner ile beraber oldı

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle