--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Moskova işgal kararı aldı. Peki şimdi ne olacak?

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
3

Geleneksel olarak her yılın Şubat ayının ikinci hafta sonunda toplanan Münih Güvenlik Konferansı, 1963 yılından beri düzenlenen ve uluslararası siyaset için en önemli buluşma ve tartışma forumlarından biridir.

Resmi olmayan diyalog ortamında gündemdeki güvenlik konuları masaya yatırılır.

Konferans son yılların en gerilimli toplantılarından birine şahit oldu.

Çünkü konferansın, Ukrayna krizi üzerinden ABD ve AB ile NATO’nun da içinde yer aldığı Batı Cephesi ile karşı karşıya geldiği bir dönemde gerçekleşmiş olmasıydı. 

ABD adına ise Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile Dışişleri Bakanı Antony Blinken, konferansta bulunduğu halde Rusya’dan üst düzeyde bir katılım olmadı.

Davet edildiği halde Rusya Devlet Başkanı Putin boykot ettiği konferansın yerine Rusya Güvenlik Konseyi’ni Kremlin’de topladı. Putin’in bu davranışı aslında kendi başına bir meydan okumaydı. 

Putin, “Ben sizin kontrolünüzdeki toplantıları tanımıyorum. Ben kendi görüşlerim yönünde kararlar alma gücü ve kabiliyetine sahibim” anlamına gelen bir davranış sergiledi.

Bilhassa Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk ve Luhansk’taki ayrılıkçıların ilan ettiği bağımsızlık kararlarını tanıma kararı aldıklarını açıklamasının haberi Münih’teki konferansa bomba gibi düştü. 

Rusya Devlet Başkanı Putin, Donbass bölgesinin tarihsel olarak Rusya toprağı olduğu iddiasını bu kararıyla tescillemiş oldu. 

Putin, Ukrayna’nın ayrılıkçı bölgelerinin bağımsızlığını tanımakla yetinmedi, kararının ardından bölgeye ‘barış gücü’ gönderme kararı alması gerilimin daha da artmasına sebep oldu.

Daha önce gizlilik içinde ve kapalı kapılar ardında gerçekleşen Rusya Milli Güvenlik Toplantısı ilk defa canlı olarak yayınlanması ayrı bir anlam ifade ediyor. 

Böylece canlı yayında dünyaya Ukrayna konusundaki Putin’in kararlı tutumunda bir değişiklik olmadığını ve de olmayacağı gösterilmiş oldu.

ABD öncülüğündeki Batı cephesi, Putin’in kararından sonra konferansta da sürdürdüğü suçlamalar, restleşmeler ve meydan okumalar ile tehditlerini artırması dikkat çekti.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Moskova’dan benzer şekilde ve sertlikte karşılık vermesiyle gerilimin arttığı, tansiyonun yükseldiği anlar oldu.

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’nın bağımsızlıklarını tanıdığını açıkladığı Donetsk ve Luhansk ile ABD’li kişi ve kurumların tüm ticari ve finansal ilişkilerini yasaklayan bir kararname yayımladı. İngiltere, Fransa ve Almanya, Rusya’nın tanıma kararına yaptırım alma yönünde anlaştı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell da, Putin’in söz konusu bağımsızlıkları tanıması durumunda AB’nin “sert bir yanıt vermeye hazır olduğunu” açıklamasının karşılığının ne olacağını zaman gösterecek.

Ancak bütün bunlar, basit ve Rusya’yı kararından caydırıcı girişimler olmadığı açıktır.

ABD Başkanı Biden Ukrayna topraklarına bir metre girmeyi işgal sayıp, savaş sebebi kabul edileceğini açıklamıştı. 

Şimdi gözler ABD Başkanı Biden da, bu kararı savaş ilanı kabul edip harekete geçip geçmeyeceği ise endişeyle bekleniyor.

Çünkü Putin, Uluslararası hukuk ve Minsk protokolünü ihlal etmiştir ve Ukrayna toprağınınönemli bir bölümünü işgal etme kararı almış oldu.

ABD öncülüğündeki Batı Cephesinin kışkırttığı Ukrayna’ya sahip çıkıp çıkmayacağı merak ediliyor. 

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin Münih Güvenlik Konferansı’ndaki konuşmasında, “Ukrayna sizin Rusya’ya karşı kalkanınız; ülke bombalandıktan sonra yaptırımlarınıza ihtiyacımız yok” şeklindeki yakınmasında ne kadar haklı olduğu görülmüştür.

Çünkü Batılılar, sahadan kaçıyor. Rusya’ya karşı yaptırımlar uygulamakla yetiniyorlar. 

Putin’in bağımsızlıklarını tanımakla yetinmeyip Donbass bölgesine ‘barış gücü’ adı altında Rus askerini sokmak suretiyle Rusya, Ukrayna toprağını resmen işgal etmiş oluyor.

“Peki şimdi ne olacak?” 

Anlaşılan o ki, Ukrayna, Gürcistan benzeri bir sonuçla karşı karşıya kalacak.

(Gürcistan, 2008’de ABD ve NATO’ya güvenmenin bedelini ülkenin bölünmesiyle ödemişti.) 

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

+++

23 Şubat 2022 12:35

Şimdi nemi olacak? Türk milleti enflasyonun banasını görecek, rusyaya ticaret yasağı getirdi ABD ve AB.

Eyüp

23 Şubat 2022 07:25

Artık şunu herkes bilmeliki kendi modern silahlarını üretiyorsan küçük büyük ülke farketmez mesela İsrail bir milyardan fazla islam dünyasına kafa tutup yerle bir ediyor. Rusya desen süper güç avrupalı topları dinleyecek hali yok. Insan hakları diye diye avrupa orduları homolarla doldu. Tek bildikleri Türkiyeye yaptıkları gibi gizli ve açık ambargolar. Rusya takmaz hiçbirini. Işgal mutlaka olacak. Ve yumuşak lut kavminin torunları olan batı sadece kınayarak seyredecek. Ķışkırttıkları ukraynaya batı niçin tank top uçakları yığarak destek vermiyorlar. Batı yaşlı ve hastadır bitmiştir artık.

Okur

23 Şubat 2022 05:04

ABD gelecek Rusya seçimlerinde Putin'i devirmek için Rusya muhaletiyle çalışacaktır. Rusya'daki muhalefet ABD ve NATO dostudur. ABD, Rusya'daki dostlarını destekliyerek Putin'i devirecektir bunu darbe ile degil muhalefeti destekliyerek yapacaktır. ABD'nin gelecek seçimlerde İlk devirmek istedigi kişi Erdoğan dır Türkiye'deki muhalefeti destekliyerek yapacaklardır. Erdoğan'dan sonra Rusya'da olan seçimlerdede Putin'i devirecektir. ABD artık hiç bir ülkede darbe yapmayı düşünmüyor dostlarını destekliyerek ülkelerdeki yönetimleri degiştirmeyi tercih ediyor. Geçen yüzyılda ABD birçok ülkede darbe yaparak iktidarları degiştirdi bu metot bu yüzyıl için geçerli değildir. Geçen yüzyılda ABD'nin darbelerle degiştirdigi ülke yönetimleri ekonomik ve siyasi olarak ABD'ye kısa sürede bir kazanç sağlasada uzun sürede bir kazanç sağlamadı. ABD bugün dünyada yanlız kalmıştır.

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle