--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Afganistan’da ‘büyük güçler’ sürekli kaybeden oldular. Peki neden?

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
5

Afganistan’da büyük bir değişim yaşanıyor. Tüm yabancı unsurlar ülkeyi terk etti. Son gelişmelerin ardından Taliban’ın yönetim yapısı belli olmaya başladı.

Bir yanda süreç egemen güçlerin kontrolünde devam ederken, diğer yandan farklı yorumlar, çeşitli senaryolar ile komplo teorileri üzerinden tartışmalar devam ediyor.

Son zamanlarda ABD’nin çekiliş sebepleri pazarlıklar ve kirli hesaplar irdelenerek “Emperyalist işgalci güçler neden başarılı olamıyor” sorularına cevap aranıyor.

Bir gazeteci olarak bende ister istemez bu tartışmalara dahil oluyorum.

Elbette her soru ve cevabının bir önemi ve anlamı vardır. Fakat bazı tarihi hakikatlerin yeniden tezahürü anlaşılmadan yapılacak tüm analizler kifayetsiz kalacaktır.

Dünyanın en modern ve güçlü silahları ile eğitimli ordularına rağmen işgalci emperyalist güçler, neden netice alınamadığı sorusu yorumdan ziyade cevaba muhtaçtır.

Benim araştırmalarıma göre, bunun bir değil birden fazla sebebi olsa da iki önemli sebep konunun anlaşılması için yeterli olduğu kanaatindeyim.

Konuya açıklama getirmeye çalışırken yaşadığım bir olayı nakletmek istiyorum.

Aralık 1995’de 80 bin kişilik askeri güçle Ruslar tarafından kuşatmaya alınan Çeçenistan’a girmeyi ve Çeçen direnişinin lideri, Çeçenistan Cumhurbaşkanı rahmetli Cevher Dudayev ve diğer öncü siyasilerle buluşmak bana nasip oldu.

Cepheleri dolaşırken gördüklerim karşısında şok olmuştum. Çünkü sayıca 6 bin kişi ancak ellerlindeki silahlar kızıl orduya karşı direniş için hiç mi hiç yeterli değildi.

Rahmetli Dudayev’e “Bir milyondan fazla ve güçlü silahlarla donanımlı bir orduya karşı 6 bin askeriniz var. Ki; bunlar yeterli eğitim almamış elindeki silahlar ise Kızıl Orduya karşı direnişi sürdürecek bir güç olmadığı açıktır. Siz nereye güvenerek işgale karşı cihat ilan ettiniz? Korkmuyormusunuz?” şeklindeki soruma gülerek cevabı şöyle olmuştu:

“Dünyanın en tehlikeli ordusu inanmış insanlardan oluşan ordulardır. Savaşçı haklı olduğuna inanmıyor ise elindeki silah ve aldığı eğitim ne olursa olsun. Hangi Orduya mensup olursa olsun o savaşçı savaşı baştan kaybetmiş demektir.

Benim ordum küçük ama bir başkasının toprağını işgal için değil, kendi vatanını müdafaa ettiği için savaşıyor. Küçüktür ancak inançlı ve imanlıdır.

Haklı davasını sahipleniyor ve bir beklenti içinde olmadan aç ve susuz savaşıyor. Bunu da isteyerek yapıyor.

Ancak esir aldığımız Rus askerleri ağlıyor “biz istediğimizden değil mecbur olduğumuzdan buradayız” diyorlar.

Ben de onları tekrar Rus ordusuna değil, annelerine teslim edin talimatını verdim.

Biz davamızda haklıyız ve savaşçılarımız o ruhla savaştığı için koca kızıl Orduyu dize getirdik” demişti.

Bu anekdottan sonra konumuza dönelim.

Tüm işgalci güçler gibi ABD öncülüğündeki son işgalci güçler de 20 yıl Afganistan topraklarında jakoben bir anlayışla Afganistan’da yaşayan insanları kendilerine göre “medenileştirmeye” çalışırken, yerli Afgan halkının onur, gurur ve şerefini hiçe saymış olmaları kaybetmelerinin diğer bir önemli sebebidir.

Milli ve manevi değerlerini yok etmeye ve ülkeyi sömürmeye gelmiş olmalarıdır.

Diğer işgalci güçler gibi ABD’nin öncülüğündeki işgalci güçler, 20 yıl boyunca Afganistan halkına kendi kurallarını ve hayat tarzını benimsetmeye zorlamıştır.

Diğer önemli sebeplerin ayrıntılarında ise şu gerçekler vardır:

İşgalci güçler, Afganistan’da yaşayanların tarihi, kültürü, hayat felsefesinin dikkate alınmadığı ve geleneklerine saygı gösterilmediği için halkla beraber değil, halka rağmen anlayışla hareket ettikleri için.

Ancak İngilizlerden sonra Rusların ve en son ABD öncülüğünde ve NATO destekli güçlerin hezimete uğramasının sebebi sanırım anlaşılmış olmalı ki, daha fazla kayıp vermemek için ülkedeki tüm yabancı güçler kaçmak zorunda kalmışlardır.

İşgal kadar işgalden kaçışın ve tahliyelerde yaşanan beceriksizliklerin sonucu şu günlerde Afganistan’da derin ve acı trajedinin yaşandığı bir gerçektir.

Bugün ortaya çıkan “trajedi ve kayıp”ların çok olması ve Afganistan’da güçlü işgalci orduların başarısız olmalarının sebepleri bu gerçeklerde aranmalı.

Afgan halkı içeride farklı görüş ve etnik bölünmelere rağmen işgalci güçlere karşı vatan müdafaasını birlikte vermeyi benimsemiş bir millettir.  “Dışarıdan bir şey dayatmanın imkansız olduğunu” tüm yaşanan acı tecrübelerden sonra hem görülmüş hem de anlaşılmış olduğu kanaatindeyim.

Bütün bu gerçeklerin yanında işgalci emperyalist güçlerin Afganistan’da kaybetmelerinin hülasası ise Cevher Dudayev’in işaret ettiği gerçeklerdedir.

Yani işgalci savaşçıların isteyerek değil, savaşa mecbur edilmelerinden buna karşı ise direnen savaşçıların vatan müdafaası yaptıklarına inanmış olmalarıdır. 

Tüm imkanlara sahip olmalarına rağmen kaybetmenin ve imkansızlıklar içinde zafer kazanmış olmanın sırrı ise işte bu gerçeklerde saklıdır. 

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Vehbi Kara

5 Eylül 2021 02:10

Çok güzel bir yazı. Çok istifade ettim. Allah razı olsun.

Ömer

4 Eylül 2021 12:26

Afganistan ABD ye karşı tüm yokluklara rağmen büyük zafer kazanmıştır . ABD ve işbirlikçileri defolup gitmiştir . Asıl mesele bından sonra . Taliban güven sağlamalı İslami bir yönetim ile birliği sağlamalı. İç ve dışardan tahrik fitneye fırsat vermemeli . Birlik ve bütünlük sağlar mı şimdiden zor görünüyor . Türkiye yardımcı olabilir ( sakın demokrasi falan deyip dayatma yapmasın ) . Pakistan Türkiye Malezya işbirliği yapabilir . Sakın İran’ı karıştırmayın . zaten Taliban İran’ı istemiyor doğru olanı yapıyor.

sahici

4 Eylül 2021 07:14

asıl mesele afganistanlıları yok etmek idi. ve bunu da her islam ülkesinde olduğu gibi bir kayıp bile vermeden yapmalı gerekliydi. onun için bizde de zaman zaman ajanları yoluyla içte sağ sol ve mezhep ırk çatışmaları çıkarıp içten çökerttikleri gibi orada da müslümanları birbirlerine kırdırarak yok ediyorlar. BUNDA DA çok BAŞARILILAR. nerede müslüman halk varsa orada iç çatıma var. bu abdullah ibn-i sebe nin yahudi takdiğidir. o zamanda sıffın da cemel de ölende öldüren de müslümandı. İRAN, IRAK, ÇEÇNİSTAN, SURİYE, YEMEN LİBYA, TUNUZ CEZAYİR, FİLİSTİN de müslümanlar bir birlerine kırdırılmıyor mu? ölende öldürende müslüman değil mi? abd rusya afganistandan almaları gereken zenginlikerini alıp gittiler. geriye müslümanları bir birlerine yok ettirmek için kendi kurdukları taliban deaş el kaide terör örgütlerini bıraktılar. kargaşa devam edecek islam dışa karşı kötü görünecek batının top yekûn müslüman olması engellenecek. YANİ BAŞARILILAR.

099

4 Eylül 2021 06:31

Aynen öyle. Rabbbimiz de nice az topluluk çok topluluğa galip gelir buyurmuştur. İman ihlas ile savaşan Müminin Allah yardımcısıdır. Afganistan da da olan budur.

..n

4 Eylül 2021 06:02

Sayın memed bey sanırım rahmetli cevher den akıl almışsın.Emperyalist güçlerin hedefleri işgal etmektir.Zaten işgalden sonra sumermek tir ve sonunda kendilerine kukla hükümeti kurmaktır.Afganistan da Allah'ın yardımı ile süper iki güç de yenmeye başardı.Birinci zaferi sovyetler birliği kovdu ve parçalanmasına sebeb oldu .İkinci zafer ise kafir amarikayi kovdu afgan mücahit halkı.Ve inşaallah kafir amarikanin sonu yaklaştı.Bundan sonra kimse afganistanı işgal etmeye kalkışamaz

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle