8 Temmuz 1908’den 8 Temmuz 1996’ya ihanetler zincirinin serencamı
Türk siyasi tarihi ihanetlerle doludur.
Demokratikleşme yönündeki ilerleyişimizin gelişerek yoluna devam etmesi bu ihanetlerle sürekli engellenmiş ve zayıflatılmıştır.
Bu ihanetler, Osmanlıdan Cumhuriyete devam edegelen zincirin halkalarıdır.
Jön Türklerin siyasallaştığı İttihat ve Terakki’nin devamı olarak Osmanlı sonrasında kurulan Cumhuriyet döneminde de CHP’li tek parti dönemiyle sürdürülen vesayetçi güçlerin bir jakoben zihniyetidir.
Yakın tarihin de ise bu ihanetin hedefi en önemli siyasi akımlarından Milli Görüş Hareketinin iktidar deneyimi oldu.
Bu ihanetçi zihniyet tarafından Türk siyasi tarihine ‘28 Şubat süreci’ olarak geçen 28 Şubat 1997’deki MGK kararlarına dayalı baskı ve tehditler sonucu Refah Yol iktidarına son verilmiştir.
8 Temmuz 1996 tarihi Milli Görüş Hareketi lideri ve Refah Partisi Genel Başkanı rahmetli N. Erbakan’ın Başbakanlığındaki hükümetin güven oyu almasından sonra saldırı ve karalama kampanyaları ile ihanet oyunlarının tezgâhlanmaya başlatıldığı tarihtir.
Ne garip bir tesadüftür ki, Üçüncü Ordu subayları Binbaşı Niyazi Bey’in sonra da Binbaşı Enver Bey’in birliklerini alarak dağa çıkmaları ile bir isyan başlatılır.
Bu isyanın arkasında Batılı emperyalist ülkelerin yönlendirmeleriyle hareket eden Paris’teki ‘Jön Türkler’den talimat alan Selanik Mason Cemiyeti vardır.
Şer güç odaklarının desteği ve kışkırtması sonucu başlatılan bu isyanın devamı olan 2. Meşrutiyet, Osmanlı Devleti’nin tasfiyesi amaçlıydı. (8 Temmuz 1908)
Osmanlının ipini çeken zihniyetin çocukları 28 Şubat kararlarını alarak milli ve yerli olan bir hareketin ilk iktidar deneyimini sonlandırmıştı.
Bütün bunlar bize gösteriyor ki, Osmanlıda başlayan şer güçlerin ihanetlerinin kökleri günümüze kadar uzanmıştır ve hâlâ canlıdır.
Bugün Başkan Erdoğan liderliğindeki yönetimi devirmeye çalışanlar da aynı zihniyetin devamıdır.
•
8 Temmuz 1996: Refah-Yol Hükümeti’nin güvenoyu alması ile başlatılan ihanet oyunları ve karşı saldırıların sebep olduğu olaylar bilinmeden yapılacak analizler eksik kalır.
Bu gerçekten hareketle 08 Temmuz 1996’dan önce ve sonrası ile hükümetin düşürüldüğü 30 Haziran 1997 ve sonraki süreçte neler yaşandı? Ve ‘28 Şubat süreci’ olarak geçen döneme nasıl gelindi?
Kısacası, 2. Meşrutiyet’in İlanından Refah Yol iktidarına devam eden ihanetin serencamı mutlaka bilinmeli.
1995 Türkiye genel seçimleri sonrasında Refah Partisinin birinci çıkması vesayetçi güçlerin yanında Siyonist İsrail ve Batılı siyasiler çok ciddi anlamda rahatsız olmuştu.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hükümeti kurma görevini istemediği halde demokratik temayüller gereği seçimden birinci olarak çıkan Refah Partisi’nin genel başkanı Necmettin Erbakan’a vermek zorunda kalmıştı.
Tüm engellemelerden sonra bir oyun tezgâhlandı ve Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin oluşturduğu koalisyon hükümeti 28 Haziran 1996 tarihinde hükümetin kurulmasına müsaade edildi.
Hükümet kuruldu ancak tüm tuzaklar hazırlanmıştı. Asker ve siyasiler ile iş dünyasından oluşan vesayetçi güçler saldırıya geçmişti.
•
Yakın tarihin en büyük siyasi ihanetlerinden biri olan 28 Şubat 1997 kararlarının ağır baskı ve tehditleri sonucu 54. Hükümet anti demokratik bir şekilde , ‘Post modern’ darbeyle 30 Haziran 1997 tarihinde devrildi.
Böylece 8 Temmuz 1908’de Binbaşı Niyazi Bey ve sonra da Binbaşı Enver Bey (Enver paşa)’nın başlattığı ve o tarihten günümüze eli silahlı zorba çözümlere başvurma geleneğine bir kere daha başvurulmuş oldu.
Sonrasında ise 28 Şubat sürecinde dört yılda dört hükümet kuruldu ve ülkenin her alanda gerilemesine sebep olundu. Baskı ve zulüm aralıksız devam etti ve yasaklarla inançlı kesimler kamu alanından uzaklaştırıldı.
Bin yıl yaşayacak iddiaları fos çıktı ve Sayın R. Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti döneminde 28 Şubat’ın ihanetine son verildi ve tüm yasakları kaldırılarak demokratikleşme yoluna girildi ve 28 Şubatçılar yargı önüne çıkarıldı.
Böylece baskı ve zulüm son bulmuş ancak ihanetçi unsurlar ise hâlâ aktif görevde olup Başkan Sayın Erdoğan’ı dış güçlerin yardımlarıyla devirmek suretiyle intikam almaya hazırlandıkları bilinmelidir.
Bu gerçek unutulmamalı ve şer güçlerin oyunlarını bozmak üzere Sayın Erdoğan’a destek sürdürülmelidir…







