• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
16 Kasım 2019

Zaferse işte zafer…

Cumhuriyet tarihimizin en başarılı dış siyaset ve diplomasi hamlelerinden birine daha tanık olduk. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın davetlisi olarak gittiği Amerika’da tarihi denecek çapta ve çok yönlü başarılarla dolu bir ziyaret gerçekleştirdi.

Hakkın kuvvette değil, kuvvetin hakta olduğunun da çok çarpıcı görüntüleriyle doluydu bu diplomatik hamle. Erdoğan, sırtını haklılığa ve bütün dünyaya yayılmış sevenlerinin hayır duasına dayamanın da verdiği güçle hamle yaptı; Amerikan siyasetini adeta bozguna uğrattı.  Trump, yaptığı önceki yanlışların telafisi gayretine de düştü; ev sahipliği performansını olması beklenin çok ötesine taşıdı. Yazdığı nezaket dışı iki mektup da kendisine iade edildi; böylece Amerikan başkanı tükürdüğünü yalamış oldu. 

Trump, Amerikan siyasetinin teamülünde pek olmayan bir jest daha yaptı; görüşmeye bazı senatörleri de davet ederek onların birinci ağızdan bilgi edinmelerini sağladı.  Bu da hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinleyenlerin Türkiye aleyhindeki ezberlerini bozdu; Kürt halkıyla PKK’yı özdeşleştirme yanlışından onları vaz geçirdi; PKK ile YPG’nin aynı pis kaynaktan beslendikleri hususunda onları ikna etti.

Ermeni soykırımı yaftasının yanlışlığını da Erdoğan’dan bir daha duydular muhatapları; üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmiş olan bir konuda karar merciinin siyasiler değil tarihçiler olması gerektiği tezini kabul etmek zorunda kaldılar. Nitekim, bu görüşmenin hemen ardından, görüşmede bulunan Senatör Graham, ABD Senatosu’ndaki Ermeni tasarısını bloke etti. 

Hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de saygıdeğer eşi Emine Erdoğan, vakar ve ciddiyetin şekillenmiş yankısı duruşlarıyla beden dilini kullanma adına çok başarılıydılar. Bir de Hilal Kaplan. Basın toplantısına damgasını vuran sorusuyla ve sormadaki dili ve üslubuyla gerçekten harikaydı; onun sorusu daha doğrusu sorgulaması karşısında Trump’ın paniklemesi de görülmeye değerdi. Hilal Hanım, millet olarak göğsümüzü kabarttı, sağ olsun, var olsun.

Türkiye, tezlerinden hiç taviz vermedi; taleplerini aynı kararlılıkla yineledi. Amerika ile ticaret hacminin genişletilmesiyle ilgili muhataplarından gelen teklifi de büyük bir özgüvenle kabullendi. Bu görüşmelerin geleceğe yansımalarının pek çok alanda pozitif büyümeler olacağı aşikar. Zaferse işte zafer, başarıysa işte başarı.

Dış diplomaside bu başarılı hamleler olurken iç bünyede de terörle mücadele adına başarı hamle dalgaları birbiri ardınca devam ediyor. Her iki hamle de teröristleri ve terör sevicileri yasa boğuyor; onların karalar bağlamasına sebep oluyor. Durun bakalım, bu daha iyi günleri, onları daha nice kara günler bekliyor.

Erdoğan’ın iç ve dış siyasette hayata geçirdiği hamleler, hiç kuşkusuz Türkiye’nin hem Ortadoğu’da hem de tüm dünyada merkez ülkelerden biri olma konumuna yükselişinin önünü açıyor; Türkiye’ye alan genişlemesi imkanını sunuyor.

Türkiye bu bağlamda alanını genişlettikçe, eşyanın tabiatına uygun olarak bazı ülkelerin de alanları daralmış oluyor. Bu tersine talihin en önemli namzetlerinden birinin de İsrail olduğunda ve olacağında kuşku yok.  Bütün dünyadaki Siyonist lobilerin Türkiye aleyhine aktif hale getirilmesi boşuna değil. İran da elbet bu alan daralmasından nasibini alacak. Temennimiz Siyonist oyununa gelmeden bu reel gidişi kabullenmeleri. Aksi atraksiyonlar İran’ı sadece dar alana değil dar boğaza hapseder. Çok yönlü mahrumiyetler kendilerine değişmez kader olur.

Türklerle Kürtler ebedi kardeştirler. Türkiye için açılan bütün alanlar hepsinin sayılır. Bu sebeple de Kürtlerin ayrıca bir alan ele geçirme uğruna bu kardeşliği zedelemeleri akıl kârı değildir. Uyanık olunmalı ve Türkiye’nin alan genişlemesinde hızını kesecek her türlü düşünce ve davranışa mesafeli durulmalıdır.

Biz, ecdadımızın geçmişte yerleşmiş bulunduğu coğrafyanın kültürel mirasına ve manevi mülkiyetine talibiz. Maddi mülkiyetten bahsetmediğimize göre, böylesi masum talebimize hiç kimsenin itiraz etmeye hakkı yoktur. Hatta değil sadece ecdadımızın mirasına bütün dünyanın manevi mülkiyetine de talip olabiliriz. Olmalıyız da.

Söz konusu Amerika ziyaretinde olduğu gibi, küresel karşı koyuş ve engellemelere rağmen, Reisin her hamlede başarısı biraz da bu talebi idealleştirmesinden, bu talebi ülkü haline getirmesinden kaynaklanıyor.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

turco ahmet

ne zeka var sende hizmetin icinde bu zeka ile nasil biryerlere gelebildin hayret dogrusu yalakalikla nereye kadar gideceksin bakalim , gel birde yurtdisindan bak bakalim neler goreceksin
  • Yanıtla

Mektup

ABD başkanı TRUMP’a “Başkan şu mektubunu iade ediyorum, al ...’na sok” dedik mi? Dedik. İçeride veya dışarıdaki Türkiye düşmanlarını çatlatan asıl husus budur. Bu büyük Türk Milletinin sesidir. Duydun mu Meral? Kemal?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı