Yemen ve Ensarullah (Husiler) gerçeği
Türkiye’de Yemen iç savaşı konusunda Ensarullah yani Husilerin yönetim yapısı, ittifakları veya Yemen’deki güncel askeri-siyasi durum hakkında yapılan yorumlarda ciddi bilgi eksikliği var.
Şöyle ki:
Ensarullah yani Husiler adlı örgüt; Yemen nüfusunun yaklaşık %35-40’ını oluşturan Şia’nın Zeydiyye koluna mensup toplulukların içinden doğmuştur. Zeydiyye inancı ise fıkhi ve ameli açıdan Sünniliğe (özellikle Şafiiliğe) en yakın Şii kolu olarak bilinir.
Ancak, Ensarullah’ı (Husiler), “İran’ın emrindeki bir örgüt” şeklinde tanımlamak ise yanlıştır.
Zira, Husiler yani Ensarullah ile İran arasında siyasi, askeri ve stratejik ilişkiler bulunduğu doğrudur, fakat bu durum, Husiler’in bütün kararlarını Tahran’dan gelen emirler yönünde aldığı şeklindeki daha ileri bir iddia ise doğru değildir.
Diğer bir gerçek ise şudur:
Suudi Arabistan, Ensarullah’ın Mekke ve Medine gibi kutsal şehirlere saldırı düzenlediğini iddia etti ve de ediyor.
Ensarullah hareketinin temsilcileri, Mekke ve Medine’nin yalnızca Suudi Arabistan’ın değil, bütün Müslümanların kutsal şehirleri olduğunu vurguluyor. Bu şehirlere saldırmak bir yana, zarar görmelerine kendilerinin de müsaade etmeyeceklerini ifade ediyorlar.
Ensarullah’ın bu açıklamalarını yok sayarak onu doğrudan kutsal şehirlere saldırmayı hedefleyen bir güç gibi göstermek de doğru değildir.
Ensarullah, sadece Zeydiyyeli Şiilerden oluşuyor bilgisi de doğru değil,
Zira, Ensarullah Hareketinin oluşturduğu hükümet ve bürokraside azımsanamayacak sayıda bakan, bürokrat, komutan ve savaşçı Sünniler de bulunmaktadır.
Ensarullah, Yemen içerisindeki toplumsal tabanının varlığı tarihsel bir gerçektir. Ayrıca Ensarullah, Yemen topraklarının yaklaşık %35 ila %37’sini kontrol etse de, ülke nüfusunun ezici çoğunluğunun (yaklaşık %70-75’inin) yaşadığı başkent Sana dahil olmak üzere kuzey ve batıdaki en yoğun nüfuslu dağlık bölgeleri ve kentsel merkezlerini ellerinde tutmaktadırlar.
*
TÜRKİYE’DEN BEKLENEN ROL
Yemen’de yeniden tırmanan gerilim ve Suudi Arabistan’ın Türkiye ile Pakistan’a yönelik beklentileri, Ankara’nın nasıl bir dış politika izlemesi gerektiği sorusunu gündeme getiriyor.
Öncelikle bazı gerçekleri doğru anlamalıyız.
Ensarullah yani Husiler, Türkiye’ye yönelik doğrudan bir tehdit değildir.
Ensarullah’a Türkiye’nin saldırması sadece ABD – Siyonist İsrail ve onların İşbirlikçisi Suudi Arabistan’ı memnun edecektir.
Ensarullah ise Suudi Arabistan’ın saldırılarını durdurması ve Yemen’e uygulanan ablukanın kaldırılması için Türkiye’nin arabulucu olmasını istiyor.
Bu iki şart sağlandığında barışa giden yol açılmış olacak.
Ensarullah’ın beklentisi, bu iki şartın sağlanabilmesi için Türkiye’nin öncülüğünde Mısır ve Pakistan’ın da katılacağı bir diplomatik heyetin, devreye girmesidir.
Türkiye ne ABD-Siyonist İsrail ve işbirlikçi Vehhâbî Suûdî’nin yanında ne de İran’ın içinde yer aldığı Şii cephesinde yer almamalı.
Türkiye gibi her iki ülke halklarıyla tarihî, kültürel ve dinî bağları güçlü olan bir ülke olarak uzlaşıcı, yol gösterici ve arabulucu olmalıdır.
Türkiye’ye yakışanda budur...







