--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Gökyüzünde siyonist hüllesi ve “Şuşa”nın sızlayan ruhu!

Mustafa Ceylan
Mustafa Ceylan
0

Yıllardır meydanlarda, kürsülerde göğsümüzü gere gere haykırdığımız bir hakikat var.

“İki devlet, tek millet!”

Biz Azerbaycan’a baktığımızda sadece sınır komşumuzu değil, canımızı, kanımızı, Kafkas İslam Ordusu’nun mirasını, Nuri Paşa’nın emanetini görürüz.

Karabağ otuz yıllık Ermeni işgalinden kurtulurken kendi toprağımız özgürleşmiş gibi şükür secdelerine kapanmamız, Şuşa’nın semalarında ezanlar yankılandığında gözyaşlarımızı tutamamamız bundandır.

Ancak son günlerde Bakü yönetiminden öyle hamleler, öyle akıl tutulmaları sadır oluyor ki; Anadolu insanının yüreği kan ağlıyor, kardeşlik hukukumuzun üstüne Siyonist gölgeler düşürülüyor!

İngiltere merkezli Middle East Eye portalının deşifre ettiği ve açık kaynak uçuş verileriyle tescillenen skandal, kelimenin tam anlamıyla diplomatik bir “hülle” ve kardeşlik hukukuna sürülmüş kara bir lekedir.

Hatırlayacaksınız; Türkiye, Gazze’de kundaktaki bebekleri katleden soykırımcı İsrail rejiminin hiçbir resmi uçağına semalarını açmıyor.

Nitekim 2024 yılında Siyonist rejimin sözde Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Bakü’deki zirveye gitmek için Türk hava sahasını kullanmak istemiş, Ankara’nın çelikten iradesine çarparak seyahatini iptal etmek zorunda kalmıştı.

Peki, resmi uçağıyla Türkiye’nin gökyüzünden geçemeyen, Karadeniz rotasına ise korkusundan giremeyen bu Siyonist elebaşı bu kez ne yaptı?

Bakü yönetimiyle el ele vererek ucuz bir şark kurnazlığına başvurdu!


 

Tel Aviv’den kalkan Azerbaycan Havayolları’na (AZAL) ait J222 sefer sayılı ticari yolcu uçağının içine gizlenen Herzog, sivil havacılık kurallarının arkasına saklanarak Türk hava sahasından geçirildi.

Üstelik bu sinsi operasyon Ankara’dan gizlenerek yapıldı.

Üst düzey yetkililerimizin de ifade ettiği gibi; Türkiye’nin hava sahasından geçen her sivil tarifeli uçağın yolcu listesini tek tek kontrol etmesi uluslararası kurallar gereği mümkün değil.

Bakü yönetimi, Türkiye’nin bu iyi niyetini ve sivil uçuşlara tanıdığı imtiyazı suistimal ederek, eli kanlı bir rejimin temsilcisini adeta “kaçak yolcu” gibi vatan semalarımızdan aşırdı!

Bu skandalın insanın kanını donduran, vicdanları en çok yaralayan detayı ise Herzog’u taşıyan o Boeing 787-8 Dreamliner tipi uçağın adıdır.

“Şuşa!”

Bre gafiller!

Şuşa demek, şehit kanı demektir!

Şuşa demek, Türkiye ile Azerbaycan’ın kader birliği yaptığı, dosta güven düşmana korku salan Şuşa Beyannamesi demektir!

Karabağ zaferinin sembolü olan, Mehmetçik ile Azerbaycan askerinin omuz omuza yazdığı destanın adını taşıyan bir uçağı, Filistinli mazlumların katillerine tahsis etmek kimin aklıdır?

Sosyal medyada ve diplomasi kulislerinde konuşulduğu gibi, Herzog için özellikle “Şuşa” isimli uçağın seçilmesi Ankara’ya verilmiş örtülü bir mesaj mıdır?

Eğer öyleyse, bu mesajın adı diplomasi değil, en hafif tabiriyle vefasızlıktır!

Türkiye’nin SİHA’larıyla, siyasi ağırlığıyla ve dualarıyla kazanılan zaferin sembolünü, İslam düşmanlarının ayakları altına kırmızı halı yapmak hangi kardeşlik kitabında yazar?

Hadisenin zamanlamasına baktığımızda ise tablo çok daha vahim bir hal alıyor.


 

Bakü yönetimi bir yandan okullarda Müslüman Azerbaycan halkının evlatlarına başörtüsü yasağı getirerek İslami değerlere savaş açıyor, Türkiye’de 28 Şubat zihniyetinin tarihe gömdüğü kokuşmuş yasakları hortlatıyor; diğer yandan İslam dünyasının bağrına hançer gibi saplanan Siyonist rejimin başını Türkiye’ye rağmen baş tacı ediyor!

Kendi öz evladının başındaki örtüye tahammül edemeyenlerin, başında Siyonist kipasıyla gezen bebek katillerini bağrına basması tesadüf değildir.

Bu, Batı’ya ve Siyonist lobilere şirin görünmek uğruna kendi öz değerlerine yabancılaşmanın, kimlik bunalımının açık bir tezahürüdür.

Elbette büyük devlet olmak, kimin ne fırıldak çevirdiğini bilmek ve cevabını en vakur şekilde vermek demektir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Herzog’un bu hülle yoluyla Bakü’deki Asya’da Etkileşim ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) zirvesine katılacağını bildiği için Bakü’ye gitmedi ve zirveye Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ı gönderdi.

Erdoğan’ın bu tavrı, hem Siyonist rejime hem de o rejimin temsilcisini Türk hava sahasından gizlice geçiren Bakü’deki işgüzarlara vurulmuş diplomatik bir tokattır.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, mazlumların ahını alanlarla aynı fotoğraf karesine girmez, girenlerle de arasına mesafe koymasını bilir!

Azerbaycan halkı bizim öz kardeşimizdir.

Onların imanından, vatan sevgisinden ve Türkiye muhabbetinden zerre şüphe duymayız.


 

Ancak Bakü’deki karar alıcıları buradan dostça ve kardeşçe uyarıyoruz.

Siyonist İsrail’den size dost olmaz!

Tel Aviv’in karanlık dehlizlerinde kurulan tezgâhlar uğruna Ankara’nın sarsılmaz desteğini, Anadolu halkının tertemiz muhabbetini ve Şuşa’nın aziz hatırasını incitmeyin.

Kardeşlik, arkadan iş çevirmekle değil, aynı kıbleye ve aynı davaya sadakatle olur!

Allah'a emanet olun ...

Mustafa Ceylan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle