• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
14 Aralık 2019

Vahdet-i Vücut - Enelhak…

Geçenlerde bir dostum sordu ben de cevap verdim. Sonra da verdiğim cevabı belki istifadeye vesile olur diye sizler için kaleme aldım. Konu çok uzun, bazı yönleriyle de muğlak, kapalı. Özetlemeye ve açmaya, anlaşılır hale getirmeye gayret ettim. Teorik olanı değil pratik ve ameli olanı aktarmaya özen gösterdim.

Hak, Zat-ı İlahinin zuhur ettiği ilk nur, nur-u azamdır. “Allah göklerin ve yerin nurudur…” (Nur, 35) ayetinin işaretiyle bütün Esma-i Hüsna nurunu Hak’tan alır. Ayetteki “Nur üstüne nur” (Nur, 35) ifadesi bu hakikati anlatır.

Hak, varlığı var eden, vücudu mümkün olan vücut veren faal kudret, yaratıcı kuvvettir. Hak nur-u azamı tecelli etmeksizin varlığın var olması imkansızdır.

Hak nur-u azamine ulaşmanın tek yolu, nur-u azamın, kulu cezp etmesi ve kulun da bu kutsi cezp ile müncezip (cezp edilmiş) olmasıdır. 

Kul, bu incizabıyla doğrudan nur-u azama dahil olur ve orada fena bulur. Bu makama ulaşan kişi, iptida ile intiha arasında pek çok merhale ve mertebelerle karşılaşır. Kimisi, bütün mertebe ve merhaleleri kat ederek müntehi olur, kimisi de bir kısmıyla iktifa etmek zorunda kalır.

Bu makamın intihadaki zikri kelime-i tevhittir. Kelime-i tevhidin camiiyeti ve külliyeti tam ve en mükemmel manada intiha makamında tezahür eder. Peygamberimiz Efendimizin “Ben ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz “Lailahe illallah”tır buyurması da bu camiiyeti teyit etmektedir.

“Enelhak” da yine bu makamda müntehilere ait bir zikirdir. Burada “Ene”, ben anlamına gelen zamir değil, aynen “Hu” gibi Esma-i Hüsna’dan bir isimdir. Mutlak benliğin yegâne sahibi anlamındadır. Ayette, “Enallahü Lailahe illa Ene” (Taha, 14) denilerek bu ilahi isme işaret edilmektedir.

İşte Enelhak diyen zakir, aynen Hüvelhak der gibi bu zikri yerine getirmektedir. Sonunda ise en cami zikir olan kelime-i tevhide ulaşacaktır.

Bu makamda, Hüvelhak, ilmelyakin; Entelhak, aynelyakin; Enelhak ise Hakkalyakin mertebeleridir.

İnsanda bir meleke ve duygu vardır ki adı “hak”tır. İnsandaki Hakka fıtri meyil bu meleke sebebiyledir. Bu meyil Hak nur-u azaminin cezbiyle müncezip olunca bu meleke insan mahiyetine hakim duygu haline gelir. Adeta insan mahiyetinin bütününü bu duygu istila eder. İşte bu hale mağlup olanlar da o esnada yaşadıkları hali “Enelhak” ile ifade ederler. Buradaki ene, ben manasına zamirdir.

Seyr-i sulukta yaşanan cem makamının üç mertebesi vardır. Birinci mertebede salik, bütün varlığı kendinde mevcut bulur. Bütün zıtlar salikte toplanır. Bu mertebede yaşananların ifadeye dökülmesi doğru değildir. Çünkü söyleneceklerin çoğu zahir şeriatın hükümlerine muhaliftir.

İkinci mertebe ki buna “cem’ül cem” denilir. Bu mertebede salik varlığın hakikatini zevk eder. Bu zevk sebebiyledir ki varlığın hakikati olan vücudun gayrini mevcut olarak kabullenmez. Her şey O, ( Heme ost) der. Dili, kalbi, ruhu ve derecesine göre bütün mahiyeti “la mevcuda illa Hu” zikrine kilitlenir. Zaten yaşadıklarını başka türlü de ifade edip zikre dökemez. Bu mertebede yaşananlar, fenadan çok hakiki varlığı zevk etmenin, tatmanın sonucudur. Mertebe olarak en son mertebe değildir; fakat diğer mertebelerin hepsinden daha zevkli, ruhani hazza gark edicidir. Bu sebeple de bu mertebeye ulaşanlar içinde yaşadıkları halden çıkmak istemezler. Teorik olarak daha üst mertebelerin mevcudiyetini bilseler de pratikte aldıkları ruhani haz ve zevk sebebiyle bu mertebeyi son mertebe kabul ederler. İşte tasavvuf literatürüne “Vahdet-i Vücut” olarak geçmiş bulunan mertebe Cem makamının ikincisi olan bu mertebedir. 

Üçüncü mertebe (Cem’ul cem’ul cem) ise, şuhudi imanın açılmasıyla hasıl olan bir haldir. Yani her varlığa Cenab-ı Hakk hesabına ve O’nun nazarıyla bakabilme haline ulaşmaktır. Bu nazar, her müşahede edilenin O olduğunu ifade ve yaşama halidir. Bu mertebeye ulaşan salik ise “La meşhude illa Hu” der, yaşadıklarını böyle ifade eder. Vahdet-i Vücuttan farkı, “Her şey O” noktasından çıkmak, “Her şey O’ndan” noktasına ulaşmaktır.

Vahdet-i Şuhut noktasından sonra ise ya doğrudan Rıza makamına ulaşılır, ya da önce Fark yaşanır sonra Rıza makamına ulaşılır. Son makam, bu işin ehli olanların ittifakla ifade ettikleri şekliyle Rıza makamıdır. Zaten İnsan-ı Kamil olmak da bu makamla doğrudan irtibatlıdır. İnsan-ı Kamil, kulun, her halinden Cenab-ı Hakk’ın razı ve hoşnut olacağı ilahi ahlaka ulaşması keyfiyetidir. 

Hem Cem makamı hem de Fark ve Rıza makamları ancak İhsan yani Cenab-ı Hakk’ı görüyor gibi O’na kulluk yapma mertebesinden sonra yaşanır. Öncesinde söylenenler, sözün sahiplerine ait yönüyle ya kuru bir taklittir, ya da bilgiyi hal ile karıştırma yanılgısıdır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Serkan aydin

Cok tehlikeli ve şirk kokan bir yazı.iste islam alemini bu bedbaht hale getiren bu anlayıştır.birde öyle bir tevil ediyorsunuz ki zorlama benzetmeler ile sanki kuran da islam anlayışında varmış gibi mugalata yapıp islam akidesinin bir parcasiymis gbi gösteriyorsunuz.hallaci mansurun dediği enEl hak ben allahım demektir..bu bastan asagi şirk olan sozu oyle bir carpitip, aslinda ehil kişiler alimler tarafından belli mertebeleri aşıp üst seviyeye haiz olanlar tarafından anlaşılacak cok derin anlamlari olan manidar bir sozmus gbi yutturmaya kalkmayın.ben allahım demek ben allahım demektir..ene kelimesi ben demektir kimi kandırıyorsunuz..islamda mertebeler olmaz . hinduizmden tasavvuf yoluyla geçmiş bu zirvalari islamın bir parçası olarak göstermeyin..kurandan bir örnek göstermelisiniz savunduğunuz bu iddialara .ama kuranda böyle bir şey yok.vahdeti vücut varlığın birligidir yani evreninin bizzat taanrinin kendisi olduğu icindeki herseyinde allahhin parçası olduğu görüşüdür.bu inanc paganizm inanclarinda görülen pantaizmdir ..vahdeti suhud ise panantaizmdir.once pantaizm ve panantaizm nedir onu bi öğrenin..hallaci mansur en El hak(ben allahim)sozu,beyazıt bestami cubbemde alllahtan baska bisi yoktur ve yine ben onu tesbih ederim o beni tesbih eder sözleri ,muhittin arabinin taptiginiz benim ayaklarımın altındadır ve yine firavun ve şeytan cennetliktir,herşey allahtir köpek ağaç otlar herşey allah'ın kendisidir sözleri,yunus emrenin ete kemiğe burundum yunus diye göründüm diye allah'ın tobe hasa ağzından konuşması,mevlananin mesneviyi bana allah yazdırdı demesi ve yine allahi görmek istiyorsanız aynaya bakın demesi,imam rabbaninin muhammet mustafa eşittir allah bi eti kemiği var farklı olarak o kadar demesi..bunlar aklıma ilk gelenler daha böyle şirk dolu bi ton sozler var ozellikle tasavvufta. bu sözleri nereye koyucaz eyy yazar..vahdeti vücut ve suhud hakkında hiç bir bilginiz yok.tasavvuf ekolunde vahdet-i vücutcu yani varlığın birliğini savunan her şeyin bir olduğunu aslında herşeyin tanrının tecellisi tezahürü ve yansıması hatta bizzat herşeyin tanrı olduğunu savunan bir cok mutasavvuf var.bu inanç çok eski ve kadim antik çok tanrılı dinlerde gözüken pantaizmin ta kendisidir aslında,pantaizme göre evren bizzat tanrının ta kendisidir ve içinde taşıdığı herşeyde tanrının bir parçasıdır bir yansıması 'dir ..mecusilik hindiuzim ve diger pagan dinleri bu inancın üzerine sekillenmistir zaten..ve mecusilikte hulul inancıda vardır yani tobe haşa tanrının insan bedeninde ve benliginde belli bir dinsel uğraşlar ritüeller mertebeler dereceler sonucu tanrının zuhur etmesi anlayışı inanışı vardir..bu anlayışlar malesef bize islama tasavvuf kilifi maskesi adı altında sanki islamın bir parçasıymis gbi sentezlenmis entegre edilmiştir..bizim sözde hocalarımız şeyhlerimiz hep bu sapkın inancı aciklamak daha dogrusu aciklayamadiklarindan bahane bulmak için kuranin birde batıni yorumu vardır onuda anca evliyalar ermisler kutuplar gavslar anlar sıradan insanlar anlayamaz die komikce bir argüman ile savunmuslar ve bu pantaism inancini bu tur bahaneler ile kamufle edip ustune anlasilmasi mumkun olmayan sadece belli merhela ve mertebelere ulaşan alimlerin anlayacagi bir havas ilmi diye yutturmuslardir. lütfen bir yazar olarak önce pantaizm ve hululizm ı araştırın.gercek belgellerle bilgi ile bilinir tevatur ve rivayetlere gore deil..
  • Yanıtla

Hasan

Bende hinduizm den bahsediyorsunuz zannettim meğer spiritüel İslamiyetten bahsediyormuşsunuz.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23