Tarihi bir tefsir teklifi

09 Mart 2019 Cumartesi

Dünyevi meşgalelerin ruhu, kalbi, aklı yıpratan yanlarından tecrit ile manevi cephemizin tasfiye ve tezkiyesini temin ve tesis edebileceğimiz, her bir anı binlerce feyiz, bereket yüklü üç aylara girmiş bulunuyoruz. Bu günleri dolu dolu geçirmek, bize nurlu tepside sunulan her bir rahmani fırsatı değerlendirmek elbette bir kulluk borcudur. Hele bu aylardaki mübarek gün ve geceleri ihya ile bütün bir ömrü o gün ve gecelerin manevi varidatıyla buluşturmak ve böylece geçici, fani ömrümüzü bir cihetle ibka etmek çaresine tutunmak sadece bir kulluk borcu değil aynı zamanda insan olarak, mümin olarak yaratılmış bulunmanın fıtri vazifesidir. 

Bu aylarda her ibadet diğer zamanlara göre mutlaka daha bereketli sonuçlara götürür. Fakat Kur’an’la içli dışlı olmanın, onu, anlam ve manalarını tefekkür ede ede okumanın yeri, konumu bir başkadır. Üç aylar bir Kur’anlaşma vaktidir; bu yönüyle de yekpare zamanın altın dilimleridir. Derim ki, bu aylarda doya doya Kur’an okuyalım, bu aylarda iliklerimize kadar işleyecek şekilde Kur’an’ın muhtevasıyla bütünleşmeye gayret edelim. Kendimizi bütün mahiyetimizle Kur’an’a arz ederek kendi hakkımızda çıkan sonuçları bilmeye, anlamaya, anlamlandırmaya çalışalım. Kimliğimizi, kişiliğimizi Kur’an’la test edelim. Onun sabit kriterleri ile bulunduğumuz yeri tespit edelim. Olması gereken yerde değilsek ya da başka vadilere savrulmuşsak kendimizi toparlayarak rücu edelim, dönüş yapalım, tekrar özümüzle buluşmanın çarelerini araştıralım.

Şüphesiz anlamını bilmeden ya da sadece meal çerçevesinde kalan bir bilgi seviyesiyle Kur’an’dan istenen ölçüde istifade mümkün değildir. Bu bağlamda mutlaka bizi doğrudan Kur’an’ın mana ve muhteva bütünlüğüne ulaştıracak tefsir okumalarına ihtiyaç var. Zaman sınırlı, kısıtlı. Bu sebeple de maksada ulaştırıcı tefsir okumalarında seçici olmak zorundayız. Bediüzzaman Hazretlerinin konuyla ilgili teklifi hala geçerli. Diyor ki:  

“Kur’an-ı Azimüşşan; bütün zamanlarda gelip geçen nevi beşerin tabakalarına, milletlerine ve fertlerine hitaben Arş-ı Ala’dan irad edilen ilahi ve şümullü bir nutuk ve umumi, Rabbani bir hitabe olduğu gibi; bilinmesi, bir ferdin veya küçük bir cemaatin iktidarından hariç olan ve bilhassa bu zamanda, dünya maddiyatına ait pek çok fenleri ve ilimleri camidir.

Bu itibarla; zamanca, mekanca, ihtisasça daire-i ihatası pek dar olan bir ferdin fehminden ve karihasından çıkan bir tefsir, bihakkın Kur’an-ı Azimüşşana tefsir olamaz… Çünkü, Kur’an’ın hitabına muhatap olan milletlerin, insanların ahval-i ruhiyelerine ve maddiyatlarına, cami bulunduğu ince fenlere, ilimlere bir fert, vakıf ve sahib-i ihtisas olamaz ki ona göre bir tefsir yapabilsin. 

(…) Binaenaleyh, Kur’an’ın ince manalarının ve tefsirlerde dağınık bir surette bulunan mehasininin ve zamanın tecrübesiyle fennin keşfi sayesinde tecelli eden hakikatlerinin tespitiyle, her biri birkaç fende mütehassıs olmak üzere muhakkıkin-i ülemadan yüksek bir heyetin tetkikatıyla, tahkikatıyla bir tefsirin yapılması lazımdır.

(…) Evet, Kur’an-ı Azimüşşanın müfessiri, yüksek bir deha sahibi ve nafiz bir içtihada malik ve bir velayet-i kamileyi haiz bir zat olmalıdır. Bilhassa bu zamanlarda, bu şartlar; ancak yüksek ve azim bir heyetin tesanütüyle ve o heyetin telahük-ü efkarından ve ruhlarının tenasübüyle birbirine yardım etmesinden ve hürriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından azade olarak tam ihlaslarından doğan dahi bir şahs-ı manevide bulunur. İşte Kur’an’ı ancak böyle bir şahs-ı manevi tefsir edebilir.” 

Bediüzzaman’ın yüz yıldan fazla bir zaman öncesi yaptığı bu teklif hâlâ sahibini, hâlâ muhatabını bekliyor. Meseleyi günümüze taşıyacak olursak, medeniyetin ontolojik ve sosyolojik bütün temellerini İslamileştirerek neticede uygarlığın İslamileştirilmesini inşa niyet ve azminde olan bütün çalışmaların, söz konusu edilen tefsirden beslenme gibi bir mecburiyeti vardır. Yani bu tefsir olmazsa o da olmayacaktır. 

Böylesi bir tefsirin hem yazılması hem de onu yazacak heyetin sürekli organizesi uzun soluklu bir çalışma ile ancak gerçekleşebilir. Bu çok yönlü potansiyel, şimdi göründüğü kadarıyla ancak Diyanet İşleri Teşkilatında bulunmaktadır. Devlet, ilk kuruluş döneminde Alleme Hamdi Yazır’a bir tefsir yazdırarak nasıl bu önemli konuyu sahiplendiyse, şimdi de sahiplenmeli ve her biri kendi dalında uzman büyük bir kadroya istenen vasıfta bir tefsir yazdırmalıdır. İslam Ansiklopedisi gibi muhteşem bir eserin telifini gerçekleştiren Diyanet Vakfı, bu eşsiz tefsirin telifine de öncülük etmelidir. 

Kur’an Yolu meal ve tefsiri de değerli bir heyet çalışmasıdır. Fakat bu dört kişilik heyet sadece ilahiyatçılardan müteşekkildir. Biz, çok çok daha kapsamlı bir heyetten, çok çok daha kuşatıcı enginlikte bir tefsirden bahsediyoruz.

Eğer Diyanet bu işe sahip çıkmaz ya da çıkamazsa, mutlaka başka güçlü vakıflar ya da iş adamları sahip çıkmalı ve bu kutsi vazifeyi daha fazla muhatapsız bırakmamalıdır. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • LatifLatif3 ay önce
    Dünya öyle bir topraktırki, üzerindekini kendi besler, büyütür ve yine onları kendisi yer.İbret ile bakıldığında, yerde halı gibi serili olan bu toprakta, bizden önce gelip yaşayanların hep uzvlarının olduğu görülür.Aslında bastığımız toprak, değil önce yaşayanların yüzleri, yanakları ve diğer azalarıdır.İşte dünyanın aslı budur.Bunu bilip, ona göre hareket etmek lazımdır.
  • Ali ErenAli Eren3 ay önce
    Sevgili Latif Bey! Yeni bir tefsir yazılması hususunda bunun Diyanet tarafından yapılmasının uygun olacağını söylüyorsunuz. Kusura bakmayın ama siz galiba Diyaneti de tanımıyorsunuz, 4 kişiye 300.000 dolara Diyanet'in hazırlattığı Kur'an Yolu isimli tefsire hiç göz atmamışsınız. Eğer sadece önsözünü okumuş olsaydınız böyle bir yazı yazmazdınız. Özür dilerim ama soracağım: Tefsir konusunda bilginiz mi yok, hassasiyetiniz mi yok Tefsir denilen Kur'an Yolu isimli eserin birinci baskısında mut'aya cevaz verildiğini bilmiyormusunuz? Başka alim yokmuş gibi sapık İbni Aşurdan iktibaslar yapılıyor. Muharref Tevrat ve İncil'e birçok atıflar yapılıyor. Bunları okudunuz da buna rağmen ona tefsir diyorsanız çok vahim. Böyle bir eser(!) hazırlattıran Diyanetten hala düzgün tefsir mi bekliyorsunuz?
  • Abdulcabbar Abdulcabbar 3 ay önce
    Böyle bir tefsiri kimse yazamazsa da aslında risale-i nur,Kur’an’ın Ma’nevi tefsiri olma özelliğinden dolayı böyle bir tefsirin temel taşlarını döşenmiş, isteyen risale-inurdan 25. sözde ve konu ile ilgili diğer bölümleri okuyabilirler
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, emeklilik hakkını elde etmiş Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • kartalbeykartalbey3 ay önce
    Diyanet’in Kur’an tefsiri zaten mevcut. Okumaya niyetlendim, epey de yol aldım ancak öyle gereksiz teferruata girmişler ki sonunda onu bıraktım. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri ile Ebussuud Efendinin tefsirleri de çok dolu ve tatminkâr. Yeni bir tefsir, düzgün olmak kaydı ile, elbette zarar değildir. Ancak güncelleme, reform maksadı ile yazılıyorsa ondan uzak durmak gerekir tıpkı merhum Ö.N.Bilmen Hoca Efendinin tefsirinden uzak durulması gerektiği gibi. Ö.N.Bilmen merhumun da tefsiri dopdolu ve güzel ancak yayınevi o kadar hatalarla bu tefsiri basmış ki “böyle şey olmaz, Müslüman’a bu yakışmaz, acaba bunu basan yayınevi gavur mu da mahsus böyle bastı” diyorsunuz. Daha çok şey diyorsunuz da bu kadarla keseyim. Sekiz cildin her birinde yüzlerce hata, hata, hata, hem de ilk okula yeni başlayan bir çocuğun yapmayacağı hatalar. Cümlenin manasını değiştiren, ayetin manasını değiştiren hatalar. Kısacası bu tefsiri bu hali ile piyasaya veren yayınevi Müslüman’ın cebinden parasını tokatlamayı amaçlanmış. Başka türlü izah edilemez.
  • Mustafa KardeşeMustafa Kardeşe3 ay önce
    Diyanet İslam Ansiklopedisi'nde, bahsettiğiniz konularla ilgili yanlış yazılan ne var? Doğrusunu siz yazın da öğrenelim. 50-60 yılını ilmin bir konusuna veren yanlış bilecek de kim doğrusunu bilecek? Ne yazık ki halkımızın ilme verdiği değer bu kadar. Diyanet İslam Ansiklopedisi'nde, "şiilerin hadis kitapları dahil hiçbir hadis kitabında cevşen ile ilgili bir hadis yok" diyor. Yanlışsa isbatı kolay. Cevşen ile ilgili hadisi kaynağı ile beraber (buhari, küleyni vb. numarası vb.) yazarsınız olur biter. Bilmeyenler büyük alim muamelesi görürken, doğrusunu söyleyene sapık diyorlar.
  • Mustafa' ya:Mustafa' ya:3 ay önce
    Yorum yazarken soyadını unutma; (islamsızoğlan meselâ..)
  • meal hırsızlarımeal hırsızları3 ay önce
    İnternette bir ayet meali arayın, bir yığın it-kopuğun meal yazdığını göreceksiniz; islamsızoğlan, edepsizolan, yaşarşar, m.esed ve daha yığıınla! Belediye itlaf ekiplerinin önce bunları telef etmesi lazım ki temiz alana düzgün bir şey ekilebilsin. Ama şu an bu kudrette bir otorite yok! Kuran meali sadece yetkilinin elinde olacak; diğerleri yasaklanacaktır; yoksa bu millet aha meal diye satmadığını bırakmadı! Hepsi de en yetkili ha! Ha bir de bir yığın hırsız var; dayamışlar sadeleştirilmiş elmalı tefsiri diye kendi yazdıklarını (böyle bir tefsir yok, merhumun kendi yazdığından başka) hortumla babam, hortumla paracıkları!
  • Ali UlusayanAli Ulusayan3 ay önce
    Risalelerasrın tefsiri değil mi efendi?
  • Turgut meyveciTurgut meyveci3 ay önce
    Biiznillah acizane tavsiyem......... Eski tefsirleri terk edip YENİ BİR TEFSİR YAZMAK kesinlikle DOĞRU DEĞİL..... Ancak! Mevcut tefsirlerin ilimce en üst seviyede olanlarını bir araya getirip, asrımızın ilim ve sosyal anlayışını da hesaba katarak gerekli yerlerde ilmi ve fıkhı izahlar yapıp tekrardan ele almak en iyisi olacaktır. zannediyorum.
  • Ortalık bi durulsunOrtalık bi durulsun3 ay önce
    Aman sakın bilim adamlarını bu tefsir olayına sokma, bissürü celal şengör bekliyor kenarda.. Zaten şimdi TV' lerde cıyak cıyac öten yığınla dinsiz ilahiyatçılarla başımız belada!
  • Şefik AltınbaşŞefik Altınbaş3 ay önce
    Allah c.c. razı olsun olsun Latif hocam, uzun zamandır acizane kafamdan çıkmayan bir konuyu gayet anlaşılır bir dille ifade etmişsiniz. Evet, devrimiz harikalar asrıdır, ve madem Ayetin ifadesiyle "Kur'an da yaş ve kuru ne varsa mevcuttur" öyleyse bunları anlayıp insanlara da anlatacak meal ve tefsirler olması lazım. Kur'an yalnız dua ve ibadet kitabı değildir, onun içinde tıp, astronomi, matematik, fizik, kimya, ticaret ve benzeri ne kadar ilim ve bilim varsa yeteri kadar ifade edilmektedir. Eğer İslam tarihini birazcık okuyanlar göreceklerdir ki, dünyadaki her konudaki ilmi buluşlar ve icatlar, asrı saadete en yakın tarihten başlayarak Osmanlı dönemine kadar gelmiştir. Hatta ilk denizaltı gemisi, "Tahtel bahir" adıyla o dönemde icat edilmiştir. İlk roketin babası da "Lagari Hasan Çelebidir" 4. Murat devrinde yaşamış ve dünyada ilk roketle saray bahçesinden gökyüzüne çıkmıştır. Bunlar gibi aklınıza ne keşif ve icat varsa, ilk tohumunu diken İslam alimleridir. Bu sayılanları ve fazlasını internete giren herkes görebilir. Şimdi sadede gelelim, bu saydığımız alimlerin hepside yaşadıkları devirde Kur'an'ı en iyi şekilde bilen ve ondaki bu ilmi hakikatleri çıkaracak ve insanlığa yararlı hale getirebilecek düzeyde Kur'an'ı anlayabilmek için lazım olan diğer ilimlerede hakimdiler. Şimdiki mevcut bütün meal ve tefsirler yalnız ilahiyatçılar tarafından yazılmıştır, onların da yalnız Diyanet meal ve tefsirini4-5 kişilik bir heyet hazırlamıştır. Diğerlerin hepside bir kişi tarafından hazırlanmıştır, yazımızın başında dediğimiz gibi, Kur'an yalnız ilahiyatçıların anlayacağı kadar ilimlerden bahsetmiyor ki, her ilahiyatçı da diğer ilimleri bilerek onlar hakkında bir söz sahibi olamayacağı için, aynen buyurduğunuz gibi, bütün ilimlerden en iyi Müslüman ve Arapçayı her yönüyle bilen alimler seçilerek, böyle bir ilim meclisinde Kur'an ortaya konularak, yeniden yalnız İslam alemi için değil, bütün dünya insanları için yeni bir meal ve tefsir yazılması şarttır. Birazcık mevcut dinlere tabi olan insanlar hakkında dünya boyunca yapılan araştırmalar ve anketler incelenirse, şu anda dünyada 2.1 milyar Hristiyan, 1.6 milyar Müslüman var, diğerlerini yazmıyorum onlar çok daha azlar. Yabancı araştırma kuruluşları bu rakamların önümüzdeki yıllarda tersine döneceğini ifade ediyorlar. Bunları şunun için yazıyorum, yukarıdaki meal ve tefsir yazılması ve her dile tercüme edilmesi, şu anda Müslümanlar için en ehemmiyetli bir vazifedir. Latif hocam, bunları sizin bildiğinizi biliyorum, fakat önceki yorumları okuyunca, her biri birilerine intisap etmiş koyu bir taassup içinde olanların, bu ince mevzuyu ancak kendilerine söylenirse kabul edeceklerini zannettiğim için belki şahsi olarak araştırırlar diye yazdım. Selam ve dualarımla hocam...
  • nurğaysenurğayse3 ay önce
    biismiSuphan acizane özüm tefsirleri bugünün insanının anlayacağı şekile getirmek ıçın sadeleştirilmesine karşıyım tefsiri hazırlayan muhterem zad yabancı dilden hazırlamamış bi zahmet buyurun kelime dağarcığınızı geiştirin okuyun, lugat kullanın lütfen birileri anlayacak diye ASLINDAN uzaklaştırmayın.gelecekte EDEPYAHU kelamının karşısında edep ne ya sorusuyla karşılaşmaktan içtinap duyarım
  • selimselim3 ay önce
    4 kişiyle değil 44000 kişiyle tefsire kalksan nereye varacaksın,nereye ulaşacaksın,nelerin kilidini açacaksın.bırak bu işleri yeteri kadar tefsir var.özünü anla ahlakını yaşa.
  • ensar behruzoğluensar behruzoğlu3 ay önce
    saidi nursi bu fikrini seyyid Abdulhakim hazretlerine ifade eder ve aldığı cevap Said önce yapılan tefsirlerde ne eksik varki tefsir yazacaksın onu bana getirirsen sobaya atarım buyuruyor o da o fikirden vaz geçiyor zamane din admlarınnın kimi hadis-i şerif tanımaz kimi kura a na dil uzatır bunların yapacağı tefsirden rabbim bu milleti korusun ihtiyaç hissediyorsanız açın BEYDAVİ Tefsirini okuyun zamane insanlar fıkıhtan bihaber tefsirle hangi problemi çözecek görüyorsunuz ya fetö ya islamöğlu vb birçok kötü niyetli adam dini mübini bozmak için ne şeytani plan içindeler
  • MustafaMustafa3 ay önce
    Kadir gecesi hariç bütün kandiller mevlitler kutlu doğum Cevşen BİDAT yazılı diyanet İslam ansiklopedisinde . Allah subhanehu ve teâlâ aşkına kim yazacak Kur'an mealini Diyanet ve tarikatlar elele vermiş tahrif ediyor,olmayan amelleri var gibi gösteriyorlar.
  • Bayram paşaBayram paşa3 ay önce
    Tarihi tanzim tekfiri! Tanzimat'a dönüş ! Varlık kuyruğu !!!! Bir tek varlıklı insan yok nedense bu kuyrukta !
  • Okumayan topluluğa tefsir yazmak!Okumayan topluluğa tefsir yazmak!3 ay önce
    Kur' anın tefsiri var muhterem yazar; haberiniz yok mu yoksa bundan?
  • Kamil Kamil 3 ay önce
    Diyanet öncelikle siyasetle uğraşmaktan uzaklaşmalı,bu haliyle birşey yapamaz
  • Bilal YılmazBilal Yılmaz3 ay önce
    Latif bey bahsettiğiniz Kur'an-ı Kerim'in tersiri zaten şu anda var.Mahmut Usta Osmanoğlu hazretlerinin Ruhul Furkan adındaki tefsiri var.

Günün Özeti