Siyasetin bizcesine devam

16 Şubat 2019 Cumartesi

Rahmani siyasetin merkez üssü ve olmazsa olmaz şartı adalettir. Adaletin olmadığı yerde rahmani siyasetten bahsetmenin imkânı yoktur.

Adalet, maddi-manevi her hak sahibine hakkını vermektir. Hak, insanın lehinde ya da aleyhinde olabilecek kazanımların bütünüdür. Eğer kazanım bir değerse, adalet ödüllendirme; eğer kazanım kötülükse cezalandırma şeklinde tecelli eder. Adalet “mutlak” ve “şartlı” olmak üzere ikiye ayrılır. Şartlı adalet de yine “adalet-i mahza” ve “adalet-i izafi” diye iki kısımdan meydana gelir.

Adalet-i mahza, ferdin hukukuna öncelik tanıyan adalettir. Adalet-i izafi ise, toplumun hukukuna öncelik verir; yerinde ferdin hukukunu topluma feda eder. Adalet-i Mahzanın tatbik edilmesi mümkün olduğu yerde, adalet-i izafi ile hükmetmek, adalet değil, açık bir zulümdür.

Mutlak adalet ise, Cenab-ı Hakk’ın bütün varlıkta açığa çıkardığı tekvini adalettir. Bu adaletin tatbikinde istisna yoktur ve her varlık için, her zaman geçerli kurallar manzumesidir. İnsan özelinde de mutlak adalet yine tekvini emirler doğrultusunda tecelli eder. Takdir, böyle bir adalet bildirgesidir. İnsana verilen sorumluluk; ve bu sorumluluğun dünyada ya da ahirette karşılık bulması hakikati, mutlak adaletin, insan iradesinde tezahür eden sabit görüntüsüdür.

Hak, emaneti kullanma ve koruma sorumluluğudur. İnsan bağlamında düşünüldüğünde, hakkı sadece bir yetki kullanımı şeklinde tanımlamak eksiktir. Allah, insana, iyi ya da kötüyü tercih kabiliyeti vermiş; fakat bu tercih kabiliyetini kötüye kullanma yetkisi vermemiştir. Böyle bir yetki vermediği için de insan yaptığı kötülükten sorumlu tutulmuştur. Verilen tercih kabiliyeti ile insan, iyiyi kötüden temyiz edecek ve iyiden taraf yetki kullanacaktır.

Hukuk, hakkı korumak ve haksızlıkları önlemek adına kullanılan meşru müeyyidelerin bütünüdür. Hukuk kuralları, şartlı adalet kurallarının bir bölümünü oluşturur. Hukuk, adaletin bir parçasıdır. Gayesi adaleti temin ve adalete hizmettir. 

İnsanın temel haklarıyla uyumlu olmayan bir hukukun adaletinden söz edilemez. Hayvan ve bitkiler dahil tüm canlı cansız varlıkların hakkını koruyamayan bir hukuk, çerçevesi dar bir hukuktur ve eksiktir.

Bireyin haklarını öncelemek, hukukun öncelikli görevidir. Hukuk karşısında herkes eşit olduğu gibi, bütün rakamsal değerler de eşittir. Bir insan, bütün insanlık kadar kıymet ve değere sahiptir. Ferdiyeti olan her varlık için de bu hüküm aynen geçerlidir.

Hukuk, kişilerin toplumsal katmanlarını nazara almaz, cinsiyette fark gözetmez; suçun cezasını ancak suçlu olana verir; başkalarını işlemedikleri bir suçtan sorumlu tutmaz.

Devlet, meşru gücün adıdır. O meşruiyetini haktan ve halktan alır. Devletin, kurumsallığı yönüyle sosyolojik bir olgu olduğunda şüphe yoktur. Fakat, adaletle bağlantısı yönüyle, onu da ontolojik bir olgu olarak değerlendirmek mümkündür. Bu açıdan da devlet önemli bir kuruluştur.

Devlet, hakkı ikame için vardır. Onun asli görevi, her hak sahibine hakkını vermek, hakkı korumak, haksızlığı önlemektir. Bunları hakkıyla yapan devlet görevini yapıyor sayılır; bu asli konularda eksiklik varsa, görevi yerine getirmekte bir eksiklik var demektir.

Devletin işleyiş biçiminde elbette zaman faktörü, insanların kültürel düzeyi doğrudan etkilidir. Bugün gelinen noktayı, mazide tatbik imkânı olmadığı gibi, geçmişteki şekilleri de bugün aynen tekrar mümkün değildir. Ne ki, bu gerçek, dünkü devlet modellerinin tamamen yanlışlığına bir gerekçe gibi gösterilemez. Dünü, dünün şartlarıyla, bugünü de bugünün şartlarıyla değerlendirmek gerekir.

Demokrasi, günümüzde en iyi yönetim tarzıdır. Halkın kendi kendini idaresi, yönetime doğrudan katılımı anlamında demokrasi, insan fıtratına uygun, bilinen en iyi sistemdir. Ne ki bu durum, onu tartışmasız kılmadığı gibi, ileride ondan daha iyi bir sistem bulunamayacağı anlamına da gelmez. Değişim ve dönüşüm, ontolojik kurallar cümlesindendir. Devlet sistematiği de bu kuralın dışında değildir.

Bir önceki yazıyla birlikte müspet-menfi, rahmani- şeytani olarak iki ana kategoride değerlendirdiğimiz siyasetten kastımızın makro siyaset olduğu açıktır. Bu bağlamda siyasetin olmadığı bir sosyolojik alan da yoktur. Bütün mesele siyaseti dışlamak değil rahmani olana irca edebilmektir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • SerdarSerdar4 ay önce
    Bırak kardeşim iktidarın iyiliğini destekleyip kötülüğü eleştiren bir muhalefet olsun. ıktidara hatalarını güzel bir üslupla uyaran hatırlatan bir muhalefet olsun. Cehapenin muhalefetinden bıktık.
  • Mürsel AkdenkMürsel Akdenk4 ay önce
    Sn. Latif Erdoğan;İlgili yazımda Harf hataları nedeni ile;Düzletip tekrar gönderiyorum: Arz ederim.A-Sn.Latif Erdoğan;"Siyasetin Bizcesi" adlı 1 ve 2 nolu yazılarınızı büyük bir keyifle okudum:1- Öncelikle;İslami ve İnsani Siyeset gibi alanlardaki yazılarınızı bu şekilde Sure ve Ayetlere Dayandırmanızı bütün kalbi duygularımla takdir ediyorum.2-Aynı şekilde Sizler gibi;İslami Birikimlere Sahip Kişilerden arzum; İSLAMDA LİDERLİK EĞİTİMİ;GENÇLİK LİDERLİĞİ EĞİTİMİ ; İSLAMİ VE İNSANİ CEMAATİZ DİYEN TOPLUMLARDA İSLAMİ EĞİTİM VE İSLAMİ ÖĞRETİMİN ÇOCUKLARDAN YAŞLILARA VE ENGELLİLERE KADAR; HER KADEMEDE ÖĞRETİMİ ÜZERİNE,ilgili yazılarınızı da bekliyorum.B.3-Sizlerin bu yazılarınızdan da;cesaretalarak; Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığına ve İlgili Vakfına ve Vakıflarımıza; Milli Eğitim Bakanlığına ve Türkiye Yüksek Öğretim Kurumlarına da çağırıda bulunarak;Türkiye içindeki ve Türkiye Dışındak Türklere İSLAMİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM KADEMLERİNDE ÖN LİSANS ÖNCESİ SERTİFİKA 1,2,3,4 GİBİ KURS PROGRAMLARINIDA HAZIRLA MALARI AÇIK ÖĞRETİM, YADA UZAKTAN ÖĞRETİM YOLU İLE BİZLE RE ÖĞRETMLERİNİN YOLLARI DA AÇILMALIDIR;diye düşünüyorum. Çalışmalarınızda üstün başarılar dilerim.Dr. Mürsel Akdenk: Eğitim; Gençlik; Spor; Kültürel Liderlik; Turizm,Özel Eğitim Destek Terapisi;Yönetim ve Siyaset Bilimleri Uzmanı.Melbourne-Avustralya:24.2.2019
  • LaflaLafla4 ay önce
    Vatandaş kardeş,risaleleri okursan bu mevzu orda var,ordan alıntı yapılmış.Benim demek istediğim yaşadıklarımız,maalesef içler acısı
  • hüseyin hüseyin 4 ay önce
    muhteşem bir yazı Allah razı olsun. müslümanlar olarak hatta bütün insanlık adaleti mahzayı arıyoruz ama malesef. gücü eline geçiren ezmeyi marifet sanıyor
  • AliAli4 ay önce
    Latif hoca teşekkürler güzelyazmışsın. Osmanlıdan beri ferdin hukuku hiçe sayılmış bebeklerin öldürülmesi ,boğdırulması,bugün de aynısı fakat kimse yazamıyor. Öyle karanlıklar sahnelenmiştir ki ancak allah cc bilir..
  • vatandasvatandas4 ay önce
    LAFLAsen adını yazmaktan utanan kardesim 100 kelimelik beyin dagarcigimizla ,kitap makale,edebi eser yazan ,kelime,bilgi dagarcıği 10 000 ,20 000 olan bu insanları eleştirmek yerine faydalanmak,yararlanmak,öğrenmek, teşekkür etmek çokmu zor?altın çamura düşünce eğri nden birsey kaybetmez.insana çamur atmak o insanı değerinden kaybetmez.çamur atan kaybeder sadece. Yazar beyefendiye saygilarimla.
  • Rıfat canpolatRıfat canpolat4 ay önce
    Türkiyede adalet var öylemi.Tüm gazeteleri okuyorum aşağı yukarı. Feto meselesinde gücü olanlar üst makamlarda olanlara fetoyla birlikte fotoğraf çektirenlere fetoya arsa bağışlayan belediye başkanlarına birşey yok fakir fukara çocuğuna birşeyi bahane et işten at. Feto soruları çaldı peki şimdi mülakat icat edip kpssden 82 alan Türkiye fizik birincisini mülakatta ele ondan sonrada Allah peygamber adalet de. Hani adalet mskam arabası sarhoşluğuna devam. Askeriyenin arsalarını sağa sola peşkeş çekip imara açıp rant sağla fabrikaları sat dışardan şeker al kağıt al artık yeter Allah peygamber deyip on altı yıldır beni de kandırdınız yetti artık. Adaletmiş hani nerede
  • LaflaLafla4 ay önce
    Tamam kitabin anlatmışsın da bu dediklerinin yüzde kaçı uygulanıyor ve uygulanmıyor.Keşke yazınca ve söyleyince herşey oluverseydi.

Günün Özeti