• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
09 Şubat 2019

Siyasetin bizcesi

Birden fazla insanın yaşadığı ortamda mutlaka siyaset vardır, olmak zorundadır. İnsan mahiyetinin heterojen yapısı ve her insanı diğerlerinden ayıran tarafı bunun böyle olmasını gerekli kılmaktadır. “Onların dünya hayatındaki maişetlerini biz taksim ettik” (Zuhruf, 32) mealindeki ayette geçen maişetin bir manası da istidat ve kabiliyetler olsa gerektir. Ayetin devamında “Ta ki birbirlerine iş gördürebilsinler” denilmesi de bu manayı teyit etmektedir. İnsan istidatlarının farklılığı ve birbirinden üstün olma keyfiyeti, insan topluluklarının bulunduğu her yere siyaseti de beraberinde taşır. 

Ne ki bu fıtri haldeki siyaset nötrdür. Ona pozitif ya da negatif değer kazandıracak olan siyasetin kullanılış biçimidir. Bu bağlamda siyaseti müspet ve menfi olmak üzere iki ana kategoride değerlendirmek mümkündür. Biz bunlardan müspet olanına rahmani menfi olanına ise şeytani siyaset deme meylindeyiz.

Rahmani siyaset, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere nebilerin ve onların arkalarından iz sürüp gidenlerin gerçekleştirdikleri siyasettir. Efendimiz, “Farzlarla emir olunduğum gibi insanları sevk ve idare etmekle de emir olundum” buyurarak, siyasetin de kendi asli vazifelerinden biri olduğuna işaret buyurmuşlardır. Siyaset sadece devlet yönetimine has bir alanda gerçekleşen olgu değildir; fakat o alanda da yine insanlığa örnek olması için peygamberler gönderilmiş ve Rahmani siyasetin talimi bizzat onların öğretileriyle yapılmıştır. 

Rahmani siyasetin birinci anahtar kavramı hiç kuşkusuz “teavün/ yardımlaşmak” prensibidir. “İyilikte ve takvada birbirinizle yardımlaşın, günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın” (Maide,2) ayeti bu anahtar kavramı bütün kuşatıcılığı ile ifade eder. Ayette mukabele sanatı bulunduğuna göre, burada “birr”den maksat günah olmayan her faydalı iştir. Takvadan maksat ise sonu düşmanlığa dayanmayacak davranışlar bütünüdür. 

Şeytani siyaset ise cidali, kavgayı esas alır; varlığını devam ettirmeyi bir başkasını yok etmeye bağlar. Bölme, parçalama, yutma şeytani siyasetin asla vazgeçemeyeceği sabitelerdir. Irk, renk, dil ayrışmalarıyla asimilasyonu besleyen her zihni yapı şeytani siyasetin çarkını döndüren unsurları kendinde barındırıyor demektir.  

Rahmani siyasette ikinci anahtar kavram istişaredir. İşi kolektif akla, kolektif şuura, kolektif dayanışmaya havale etmek anlamında istişare asla ihmal edilmemesi gereken çok önemli bir prensiptir. “ İşlerinde onlarla istişare et” (Ali İmran, 159) ayeti de bunu amirdir. “Onların işleri kendi aralarında şura/ istişare meclisi iledir” (Şura,38) mealindeki ayet de bu manada yol göstericidir. Şura aynı zamanda bir surenin adı olmakla da istişarenin önemine dikkat çekilmiştir. Bilmediklerimizi bilenlerden sormak da ayrıca bir Kur’an emridir. (Nahl, 43) Efendimiz de “İstişare eden zarara uğramaz” buyurmuşlardır.   

Şeytani siyasette bencilliğe dayalı tahakküm vardır. İstişareler, karşıdakinin fikrini öğrenmek ve muhalif düşünceleri ve bu düşüncenin sahiplerini elimine etmek için kullanılan bir araçtır. Gruplaşmalar çıkar ilişkileriyle gerçekleşir. Çıkar ilişkileri değiştikçe, dostluklar ve düşmanlıklar da sürekli değişir. Şeytani siyasette, fedakârlık, vefa, sadakat gibi kavramlar aptallıkla eş anlamlı görülür. Kişi, aldatabildiği ölçüde kurnaz ve akıllı kabul edilir.

Rahmani siyasetin bir başka anahtar kavramı liyakattir. Rahmani siyaset bütün görevlendirmelerde ehliyeti, liyakati esas alır. “Emaneti ehline verin” (Nisa,58) ayeti bize bu prensibi ders verir. Peygamber Efendimiz, vefatından hemen önce hazırladığı ordunun başına, yaşı oldukça genç Usame b. Zeyd’ i tayin etmiştir. Daha sonra devlet idare edecek olan dört halife, daha sonra nice ordular idare edecek olan komutan sahabeler o gün Usame ordusunda sadece birer neferdi. Usame’nin henüz çok genç olduğu bazıları tarafından açıktan dillendirilmeye başlanınca Efendimiz orduyu toplamış, bu görevlendirmenin Usame’nin bu işe liyakatinden dolayı gerçekleştiğini bizzat ifade buyurmuşlardır. İşi ehline verme kadar ehil olmayana vermeme de bu prensibe dahildir. Peygamber Efendimiz görevlendirmelerinde bu hassas noktaya da azami ölçüde itina göstermiştir. 

(Konu uzun. İnşallah bir sonraki yazıda devam edelim.) 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23