• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Rücu...

03 Ağustos 2019


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Bu dünya hayatına gelen her insan, gelişiyle birlikte dönüşe de başlar. “Allah’tan geldik, Allah’a dönmekteyiz” (Bakara, 156); “Hepinizin dönüşü O’nadır” (Yunus, 4) gibi ve benzeri meallerdeki ayetler bu rücu ve dönüşü haber verir. Bu dönüş cebridir, herkes için geçerli ilahi bir kanundur.

Mümin, bu dönüşünü dünyada tamamlarsa hem dünyası hem ahireti mamur olur. Dünyada tamamlayamayanlar yolculuklarını berzah aleminde de sürdürürler. Orada da tamamlanmazsa yolculuk haşre, sırata daha da olmazsa cehenneme kadar sürer. Orada mutlaka bu süreç tamamlanır ve mümin cennete girer. İmansızın ise cehennemde rücu yolu kapanır ve o orada ebedi kalır.

Din söz konusu rücuyu tanzim eder, insan iradesini dahil ederek bu yolculuğun başarı ile bitmesinin usulünü öğretir. 

Söz konusu dönüşe tasavvuf dilinde, yola düşmek, yola çıkmak manasında “Süluk” denilir. Süluktan gaye de “Vuslat-ı Baki” menziline ulaşmaktır. Bu bağlamda düşünüldüğünde süluku tasavvufa, tarikata indirgemek eksik ve yanlış bir yaklaşımdır. Rücu manasında süluk, şuur ona açık olsun olmasın bütün insanlığın ortak kaderidir. Ne ki her süluk keyfiyeti şahsa özeldir. Onun içindir k, Allah’a giden yollar mahlûkatın nefesleri sayısınca çoktur, denilmiştir. 

Süluk çoğunluğu itibariyle üç yolla gerçekleşir. İptila, ikram ve iğna… Bir dördüncüsü de iptila ve ikramın sürekli birbiriyle iç içe yer değiştirmesi şeklinde olur.

İptila, çile yoludur, ıstırap yoludur. Bu yolda yürüyen salikin tadacağı her lezzete bin elem derç edilir. O sürekli bu yolla varacağı menzile varır. Menzile vardıktan sonra eğer ömrü varsa bundan sonra hep ikram görür; gördüğü ikram onun ahiretinden bir şey eksiltmez. Hz. Yakup, Hz. Eyüp, Hz. Yunus gibi peygamberlerin hayatı bu süluk şekline örnek teşkil eder.

İkram, şükür yoludur. Salik bu yolla maksadına ulaşacak istidatta ise, Cenab-ı Hakk rahmetiyle o kuluna her türlü nimetini bol bol tattırır; bu da onun kulluğunun keyfiyet kazanmasına vesile olur. 

İğna yolu, salik için en tehlikeli yoldur. Bu yolla maksada ulaşanların sayısı yok denecek kadar azdır. Bu yolda gidenlerin önüne bütün dünya nimetleri bol bol serilir, kişi bunun bir tuzak olduğunun farkına varamaz. Çok kere istidraç ehli böyle aldanır. Mazhar olduğu nimetleri kendi liyakatine hamleder. Derken iğna, Cenab-ı Hakk’a karşı istiğnaya dönüşür; o kişiye asıl varlığı olan aczini, fakrını, hiçliğini unutturur. Karunlar, Firavunlar ve onların benzerleri hep bu yolun tuzağına düşmüş kem talihlerdir. 

Önce kişi, bu nimetlere mazhariyetini Samadiyetin bir tecellisi olarak yorumlar; hâlbuki gördükleri, yaşadıkları mekr-i ilahidir; onu tedrici olarak bütün bütün kaybedeceği zemine doğru çekmektedir. Benlik, enaniyet, gurur, kibir, başkalarını küçümsemek gibi olumsuz bütün davranışlar, bu ilahi tuzağa düşmüş kişinin mümeyyiz vasıflarıdır. FETÖ, işte böylesi bir iğna yolunda, kazanma kuşağında kaybedenler listesine girmiştir. Ona benzer konumda olanların durumu da farklı olmayacaktır.

Hz. Davut ve Hz. Süleyman gibi melik peygamberler bu yolla süluk etmişler; hayatlarına hakim masumiyet vesilesiyle maksatlarına ulaşmışlardır. Hz. Davut, gece-gündüz kendini ibadete veren bir peygamberdi. Bir gün iftar eder, bir gün oruç tutardı. Hz. Süleyman, Belkıs’ın tahtı getirilince, “Bu Rabbimin bir nimeti, şu anda şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü diye beni imtihan ediyor” (Neml, 40) demiş, nimetlere mazhar kılındığında kulun nasıl bir tavra bürünmesi gerektiğini fiili olarak göstermişti…

İptila ve ikram televvünlü yol ise, seçkin fıtratların yürümeye güç yetirebileceği bir yoldur. Fıtraten temkin yaradılışlı olmayanların bu yolda mesafe kat etmesi mümkün değildir. Başta Peygamberimiz Efendimiz olmak üzere büyük peygamberlerinin hemen hepsinin yolu bu yoldur. Peygamberimiz Efendimiz “Bir gün aç kalıp sabreden, diğer gün tok olup şükreden bir kul peygamber olmak isterim” diyerek esasen en makbul süluk yolunun bu yol olduğuna da işaret buyurmuşlardır.

“İbrahim’i Rabbi bazı kelimelerle iptila etti” (Bakara, 124) ayeti bu tür iptilanın en somut örneğidir. Hz. İbrahim’e her iptilanın ardından bir ikramla mukabelede bulunulmaktadır. Nitekim söz konusu ayette, ona bütün insanlığa imam olma gibi bir nimet verildiği ifade edilmektedir. Hz. İbrahim, ateşe atılmak suretiyle yaşadığı iptiladan sonra, ateş onu yakmamakla kalmamış, aynı zamanda onun için serinlik ve esenlik vesilesine dönüşmüştür. (Enbiya, 69) Oğlunu kurban etmek için davranmış; bu iptilanın ardından ise kendisine gökten bir kurbanlık inmiştir. (Saffat, 107) 

Bu konuda önemli bir örnek de Hz. Yusuf’tur. Onun yolu da atası İbrahim’in yoludur. Zaten Yusuf Suresi baştan sona bize bu yolu tarif ve talim etmektedir. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23