Rücu...

03 Ağustos 2019 Cumartesi

Bu dünya hayatına gelen her insan, gelişiyle birlikte dönüşe de başlar. “Allah’tan geldik, Allah’a dönmekteyiz” (Bakara, 156); “Hepinizin dönüşü O’nadır” (Yunus, 4) gibi ve benzeri meallerdeki ayetler bu rücu ve dönüşü haber verir. Bu dönüş cebridir, herkes için geçerli ilahi bir kanundur.

Mümin, bu dönüşünü dünyada tamamlarsa hem dünyası hem ahireti mamur olur. Dünyada tamamlayamayanlar yolculuklarını berzah aleminde de sürdürürler. Orada da tamamlanmazsa yolculuk haşre, sırata daha da olmazsa cehenneme kadar sürer. Orada mutlaka bu süreç tamamlanır ve mümin cennete girer. İmansızın ise cehennemde rücu yolu kapanır ve o orada ebedi kalır.

Din söz konusu rücuyu tanzim eder, insan iradesini dahil ederek bu yolculuğun başarı ile bitmesinin usulünü öğretir. 

Söz konusu dönüşe tasavvuf dilinde, yola düşmek, yola çıkmak manasında “Süluk” denilir. Süluktan gaye de “Vuslat-ı Baki” menziline ulaşmaktır. Bu bağlamda düşünüldüğünde süluku tasavvufa, tarikata indirgemek eksik ve yanlış bir yaklaşımdır. Rücu manasında süluk, şuur ona açık olsun olmasın bütün insanlığın ortak kaderidir. Ne ki her süluk keyfiyeti şahsa özeldir. Onun içindir k, Allah’a giden yollar mahlûkatın nefesleri sayısınca çoktur, denilmiştir. 

Süluk çoğunluğu itibariyle üç yolla gerçekleşir. İptila, ikram ve iğna… Bir dördüncüsü de iptila ve ikramın sürekli birbiriyle iç içe yer değiştirmesi şeklinde olur.

İptila, çile yoludur, ıstırap yoludur. Bu yolda yürüyen salikin tadacağı her lezzete bin elem derç edilir. O sürekli bu yolla varacağı menzile varır. Menzile vardıktan sonra eğer ömrü varsa bundan sonra hep ikram görür; gördüğü ikram onun ahiretinden bir şey eksiltmez. Hz. Yakup, Hz. Eyüp, Hz. Yunus gibi peygamberlerin hayatı bu süluk şekline örnek teşkil eder.

İkram, şükür yoludur. Salik bu yolla maksadına ulaşacak istidatta ise, Cenab-ı Hakk rahmetiyle o kuluna her türlü nimetini bol bol tattırır; bu da onun kulluğunun keyfiyet kazanmasına vesile olur. 

İğna yolu, salik için en tehlikeli yoldur. Bu yolla maksada ulaşanların sayısı yok denecek kadar azdır. Bu yolda gidenlerin önüne bütün dünya nimetleri bol bol serilir, kişi bunun bir tuzak olduğunun farkına varamaz. Çok kere istidraç ehli böyle aldanır. Mazhar olduğu nimetleri kendi liyakatine hamleder. Derken iğna, Cenab-ı Hakk’a karşı istiğnaya dönüşür; o kişiye asıl varlığı olan aczini, fakrını, hiçliğini unutturur. Karunlar, Firavunlar ve onların benzerleri hep bu yolun tuzağına düşmüş kem talihlerdir. 

Önce kişi, bu nimetlere mazhariyetini Samadiyetin bir tecellisi olarak yorumlar; hâlbuki gördükleri, yaşadıkları mekr-i ilahidir; onu tedrici olarak bütün bütün kaybedeceği zemine doğru çekmektedir. Benlik, enaniyet, gurur, kibir, başkalarını küçümsemek gibi olumsuz bütün davranışlar, bu ilahi tuzağa düşmüş kişinin mümeyyiz vasıflarıdır. FETÖ, işte böylesi bir iğna yolunda, kazanma kuşağında kaybedenler listesine girmiştir. Ona benzer konumda olanların durumu da farklı olmayacaktır.

Hz. Davut ve Hz. Süleyman gibi melik peygamberler bu yolla süluk etmişler; hayatlarına hakim masumiyet vesilesiyle maksatlarına ulaşmışlardır. Hz. Davut, gece-gündüz kendini ibadete veren bir peygamberdi. Bir gün iftar eder, bir gün oruç tutardı. Hz. Süleyman, Belkıs’ın tahtı getirilince, “Bu Rabbimin bir nimeti, şu anda şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü diye beni imtihan ediyor” (Neml, 40) demiş, nimetlere mazhar kılındığında kulun nasıl bir tavra bürünmesi gerektiğini fiili olarak göstermişti…

İptila ve ikram televvünlü yol ise, seçkin fıtratların yürümeye güç yetirebileceği bir yoldur. Fıtraten temkin yaradılışlı olmayanların bu yolda mesafe kat etmesi mümkün değildir. Başta Peygamberimiz Efendimiz olmak üzere büyük peygamberlerinin hemen hepsinin yolu bu yoldur. Peygamberimiz Efendimiz “Bir gün aç kalıp sabreden, diğer gün tok olup şükreden bir kul peygamber olmak isterim” diyerek esasen en makbul süluk yolunun bu yol olduğuna da işaret buyurmuşlardır.

“İbrahim’i Rabbi bazı kelimelerle iptila etti” (Bakara, 124) ayeti bu tür iptilanın en somut örneğidir. Hz. İbrahim’e her iptilanın ardından bir ikramla mukabelede bulunulmaktadır. Nitekim söz konusu ayette, ona bütün insanlığa imam olma gibi bir nimet verildiği ifade edilmektedir. Hz. İbrahim, ateşe atılmak suretiyle yaşadığı iptiladan sonra, ateş onu yakmamakla kalmamış, aynı zamanda onun için serinlik ve esenlik vesilesine dönüşmüştür. (Enbiya, 69) Oğlunu kurban etmek için davranmış; bu iptilanın ardından ise kendisine gökten bir kurbanlık inmiştir. (Saffat, 107) 

Bu konuda önemli bir örnek de Hz. Yusuf’tur. Onun yolu da atası İbrahim’in yoludur. Zaten Yusuf Suresi baştan sona bize bu yolu tarif ve talim etmektedir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • DimiDimi2 ay önce
    Kimin ne olduğunu Allah bilir,sanki hesap günü gelmişbirileri de hesabı kesmiş yok böyle bir şey,dereyi görmeden paçaları sıvamamak lazım
  • nurinuri2 ay önce
    Üstadım,makaleniz çok güzel olmuş da? sözlük eşliğin de okumak gerekiyor??!! aslında yazdığınız yazı,okuyanın anladığı kadarı ile değer bulur!! kanımca... selametle.
  • kibarcikkibarcik2 ay önce
    ömrüne bereket üstad 2 ci paragraf işin özü veselam
  • MaraşlıMaraşlı2 ay önce
    ..Kuran ortada sülük mülük gibi kavramlar gizemli bir toplum oluşturdu. Bu din o kadar açık ki, maalesef hint kültürü ıslama baskın çıkıyor tarikatlar vasıtasıyla .Vahiy kültürü yerine başka kültürleri İslam zannediyor uz...
  • FETÖcüler ümidiniz beyhudeFETÖcüler ümidiniz beyhude2 ay önce
    Allah CC isterse Babacan ı da Gül ü de soldurur. Esbaba bel bağlama. Gel Latif Erdoğan misali muhasebe et! Bediüzzaman ı oku.
  • Hapisten kaçıpABD’de “hür” yaşayanHapisten kaçıpABD’de “hür” yaşayan2 ay önce
    Biri “ekmeksiz yaşarım Hürriyetsiz asla” diyerek hapisten hapise atılır”. “Seyda seni vermeyeceğiz. Mekke i Mükerremin e götürelim” diyenlere “Orada olsam da buraya gelmekliğim lazımdır”. Tarihçe i Hayat ı okuyun. Sakın şeytanca “Hapse girip çürümektense hizmet etmek evladır” demeyin. Yusuf zindana girmedi mi? Bediüzzaman hapislerde işkence görmedi mi? Bugün başörtüsü serbestse başını açmayanların muhteşem mücadelesi sayesindedir. Baş açan mini etek giyenlerin kocaları ise gün geldi 15 Temmuz da öz kardeşine kurşun sıktı. “Ateş et” müsaadesini kim verdi? Emri veren Penisilvanya da yaşayan “dünyayı terketmiş” “münzevi” “kıtmir” “fakir” olabilir mi? Darbenin Merkezi Akıncı’da yakalanan Adil Öksüz Penisilvanya ve Türkiye arasında neyin mekiğini dokudu.
  • Tayyip Erdoğan’la savaştığını zanneden gafiller!Tayyip Erdoğan’la savaştığını zanneden gafiller!2 ay önce
    Siz milletle savaşıyorsunuz. Milleti “ihtilal olunca korkusundan lojmandan camiye ezan okumaya gitmeyen müezzinlerden” ibaret sandınız. Oysa Millet kurşunların ve tankların üstüne yürüdü. Tayyip Erdoğan elbet birgün olmayacak. Her fani gibi. Ama millet hep karşınızda olacak.
  • Şeytan:“Yusuf’u ortadan kaldırın. Babanız size kalsın. Sonra yine iyi kimseler olursunuz”Şeytan:“Yusuf’u ortadan kaldırın. Babanız size kalsın. Sonra yine iyi kimseler olursunuz”2 ay önce
    Bu ülkede hatta dünyada FETÖ’nün kuyuya attığı o kadar çok Yusuf var ki! Makamı ele geçirmek için “hizmetin muvaffakiyeti” için kumpaslara kurban giden Yusuf’lar.En mühimi de 15 Temmuz günü katledilen yüzlerce Yusufumuzu unutmayalım. Ha hain dev kurşun yahut PÖH’e atılan can yakıcı bomba. Ha Kenan Kuyusu’na atmak ne farkı var? İşte zalimin ta kendisi.

Günün Özeti