• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Mustafa İsmail tarzı ve üslubu

30 Kasım 2019


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Şeyh Mustafa İsmail (1905- 1978), Mısır ağzıyla İstanbul tarzı temsili tilaveti icra edebilen en büyük üstatlardan biridir. İstanbul tarzı tilavet, harflerin mehariç ve sıfatlarına riayet, tecvit kural ve kaidelerine teslimiyet, Kur’an’ın kendi iç musikisine son derece hürmet, gerekli yerlerde ve gereklilik ölçüsüyle sınırlı kalmak şartıyla makam çeşnisiyle kıraati süslemek anlamına gelir.

Dört asra yakın Osmanlının bir eyaleti olmuş Mısır’da bir kültür vibrasyonu şekliyle İstanbul tavrı Kur’an okuyuşuna aşina olunması gayet tabii bir durumdur. Ve Mustafa İsmail de bu gelenekten nasiplenmiş seçkin bir simadır.

Güçlü nefes, okumayı kolaylaştırır; fakat olmazsa olmaz şart değildir. Zaten Kur’an’daki secaventlerin, durakların bir faydası da tertil üzere yapılacak okumalarda okuyucuya kolaylık içindir. Sonra her okuyucu, nefesi bittiği yerde, anlama uygun yerde durabilir, okuyuşunu durduğu yerden tekrar ile sürdürebilir. Yani, tek nefese pek çok ayet sığdırmak ve hele bunu kendisini zora sokacak raddeye getirip uygulamaya çalışmak Kur’an tilavetine artı değer hiçbir şey ilave etmeyen gayretler cümlesindendir.

Mustafa İsmail, bütün okuyuşlarında bu dengeleri en ölçülü şekilde kullanabilen müstesna bir Kur’an okuyucusudur. Onda zorlama ve sunilik yoktur. Okuyuşlarında, ister bas ister tiz perdelerde hep fıtridir, kendini ve dinleyenleri asla yormayan bir seyir içindedir.

Mustafa İsmail, makamları tilavetinin önüne asla geçirmez. Dinleyenler önce onun sesinde Kur’an’la buluşurlar ve musiki çeşnisini daha sonra zevk ederler. Kur’an’ın bütününü aynı ustalıkla ve aşere takrib üzere onun gibi okuyabilen en azından tilavetleri bize kadar ulaşabilmiş kariler arasında yoktur.

Manaya hâkimdir. Bu sebeple de nerede sesini yükselteceğini, nerede alçaltacağını, nerede hangi makamın çeşnisiyle tilavetini süsleyeceğini çok iyi kontrol edebilmektedir. Musikiye aşina kulaklar onun okuyuşundaki seyir içinde pek çok musikiye ait makamı keşfedebilirler. Bayati derler, Nihavent derler, Uşşak, Saba, Rast, Segâh vs. derler. Fakat Mustafa İsmail onları tilaveti içinde öylesine eritir ki, musikiye aşina olmayanlar da söz konusu makamları isimlendiremeseler de kalpleriyle, ruhlarıyla tadar, zevk ederler. Bu sebepledir ki, Mustafa İsmail saatlerce Kur’an okur, dinleyenler de bıkmadan usanmadan saatlerce onu aynı haz ve heyecanla dinlerler.

Bir keresinde kesintisiz tam altı saat Kur’an okuduğu ve dinleyenlerden hiçbirinin yerinden kımıldamadığı söylenir. Tilavet ettiği Kur’an kayıtlarının süre olarak altı seneyi aştığı rivayet edilmektedir ki, bu durum da onun sıra dışı bir okuyucu olduğunun en çarpıcı göstergelerinden biridir.

Mustafa İsmail, bütün İslami değerlerde olduğu gibi Kur’an tilaveti adına ve özellikle de aşere takrib ilmi bağlamında bizde yaşanan fetret döneminde -ki Sadettin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk ve daha önceki kuşaktan Hafız Burhan gibi isimler bu dönemde alan kayması yaşamışlardır- İstanbul tarzı Kur’an okumayı koruma, yayma ve yaygınlaştırma konusunda çok önemli sorumluluk yüklenmiş ve yüklendiği sorumluluğu en güzel kıvamda eda edebilmiş bir dava adamıdır.

Bizde Kur’an ilmi bireysel teşebbüs ve gayretlerin himmetine terk edildiği dönemde, Mısır’dan yükselen bu lahuti ses hem Kur’an’ın bütün dünyada coşkuyla dinlenmesine vesile olmuş hem de İstanbul tarzı okuyuşun bekasına çok önemli katkıda bulunmuştur. Onun, Kur’an’ı Mısır ağzıyla okuması ve kendi milletine has hançere ile devreye girmesi hem doğal hem de doğru olandır. Başka türlü davransaydı yanlış olur ve Kur’an’a yaptığı hizmetler baştan akim kalırdı.

Üslup taklit edilemez; edilse de taklidine üslup denilmez, taklit denilir. Mustafa İsmail, hiç kuşkusuz sesiyle, yorumuyla sadece kendisinin aynısı olan bir üsluptur. Üslubu yönüyle de taklit edilmesi imkânsızdır. Bu imkânsızlık, sadece salt üslup yönüyle değil onun üslubunun harikulade oluşuyla da ayrıca irtibatlıdır. 

Üstatları taklide yönlendirmeler bence yanlış bir öğretidir. Onlardan öğrenilmesi gereken üslup değil usuldür. Çünkü üslup bilginin yanında fıtri meyli, istidat ve kabiliyeti de zorunlu kılan bir olgudur. Bunlardaki nispet farkı zaten üsluptaki taklidi de geçersiz kılar.

Bizden bir örnekle demek istediğimi somutlaştırmış olayım. Rahmetli Abdurrahman Gürses, İsmail Biçer’in hocasıdır, üstadıdır. Fakat merhum İsmail Biçer, asla hocasının üslubunu taklit gibi bir yanlışa düşmemiş, kendi olmuş ve kendi kalmıştır. Ve en doğru, en isabetli olanı yapmıştır.

Şimdilerde bütün dünyaya yayılmış bulunan temsili okuyuşun kökü ve ana damarı İstanbul tavrıdır. Fark ağızlarda ve bireylere ait üsluplardadır. Bu sebeple de İstanbul tavrı-Mısır tavrı gibi ayırım reel olarak doğru değildir. Doğru olmayan bir husus da herhangi bir milletin ya da ırkın bir başka millet ya da ırkın ağzını taklit etmesidir. Bu sebeple de bir Türk, kıraatte bir Mısırlı hafızın ağzını taklit ederse bu yanlıştır. Bir hafız, bir başka hafızın üslubunu taklit ederse bu da yanlıştır. Bir Türk de bir Mısırlının ya da başka ülke insanın kendi ağızlarıyla icra ettikleri kıraatlerini ötekileştirse bu hepsinden daha yanlıştır.

Ben, aynı ruhani hazla Mustafa İsmail’i dinlediğim gibi Abdurrahman Gürses Üstadı da dinlerim; aynı ruhani hazla İsmail Biçer’de karar kılarım. Sonra bütün hamele-i Kur’an’ı umumi ve üçünü de isimleriyle dualarımda hususi yâd ederim. Bir de pek çok hayırlı faaliyetleri yanında ve o çorak dönemde kırk bin hafız yetiştirmiş Gönenli Mehmet Efendi’yi… Her birinin mekânı cennet, makamı Firdevs olsun, Cenab-ı Hakk, bizleri, dünya ve ahirette hamele-i Kur’an’a dost eylesin, onlardan kılsın. Amin.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Metin

"Doğru olmayan bir husus da herhangi bir milletin ya da ırkın bir başka millet ya da ırkın ağzını taklit etmesidir. Bu sebeple de bir Türk, kıraatte bir Mısırlı hafızın ağzını taklit ederse bu yanlıştır." Demek bunu söylemek için bu yazıyı yazdın. İyi de "yanlış" derken kaynağın ne? Neden yanlış olsun. Kıraatte kavmiyet ya da ulusalcılık diyebileceğimiz bu saçmalık da ne? Siz hangi kafayla bakıyorsunuz Kurana ve Kıraatte. Sen beğenmeyebilirsin. Ama yanlış demeye hakkın yok.
  • Yanıtla

salih

Sn. Yazar sanırım sizde mısırlı Abdulsamet Batı nin dinleyenlere huşu veren güzel sesinden kuran dinlemissinizdir. Hakikaten süper bir ses
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23