İyimserlik çağrısı

17 Ağustos 2019 Cumartesi

Zıtlıklar hayatın gerçeğidir. Yaratılış nizamı böylesi bir denge üzerine kuruludur. Onu aşmak imkânsız, aksine gayretler faydasızdır.

Geceler, gümüş tenli mehtabın gizemiyle güzel; gündüzler renk ve ışık cümbüşünün cömert ortamında sevimlidir. Yerinde muhabbet, yerinde ise nefret asil davranıştır. Dostluk kadar, durum gereği düşmanlık da makbuldür. Yaşam yolunun kıvrımları ibret yüklü manzaralar seyretmemiz adına nice hikmetlerle doludur. Suyun zirvelerden inişini resmeden şelaleler ne kadar çarpıcı, ne kadar anlamlıdır…

Olmasını şiddetle arzuladığımız halde daha sonra olmadığı için şükrettiğimiz ya da tam tersine olmaması için olanca gücümüzü sarf etmemize rağmen daha sonra olduğundan dolayı bayram coşkusu yaşadığımız olayların sayısı hiç de az değildir.

İyimserlik şükre davetiyedir. Şükür ise nimeti celbeden cazibedir. Güzel düşünen güzel görür, güzel gören hayatından lezzet alır. İyimserliğin yanılgıları, kötümserliğin isabetlerinden daha isabetli, daha hayırlıdır. Hüsnü zan mümkün oldukça suizanna düşmemek önemli bir ilkedir. Kutsi hadiste, “Kulum Beni nasıl bilirse, Ben ona öyleyim”  şeklinde ifadesini bulan ilahi düstur, iyimserlere cennet muştusu olmanın yanında, oldurucu ve olgunlaştırıcı bir ahlak öğretisidir.

Psikolojik yanımızın telkinlere karşı ne denli hassas olduğu malumdur. Kötü bir insana, iyisin diye diye iyileşmesi, iyi bir insanın aksi uyarılara yenik düşerek kötüleşmesi pratikte az değildir.

Bedbin, kötümser insanın çevresine sürekli negatif enerji yaymasına mukabil, nikbin, iyimser insan da çevresine sürekli pozitif enerji neşreder. Bu çerçevede iyimserlik önemli bir toplumsal yardım işlevi görür.

İyimserlik, hiçbir zaman realitelere göz yummak ve ütopyaya sığınmak anlamına gelmez. Belki, realitenin zıtlardan oluşan bir ahenk olduğunu baştan bilmek ve beklentileri bu ahenge uygun akort etmek anlamına gelir. İyimser kişi, olumsuzlukları da aynen olumlu olaylar gibi reel dünyanın bir parçası olarak görür. Olumlu ya da olumsuz her olayı hayırlı neticeye irca etmeye çalışır.

Çünkü bizler, hem hayırla hem de şerle imtihan olunmak mevkiindeyiz. (Enbiya, 35) Bunlardan hangisi ile imtihan olunduğumuz değil, imtihanı kazanıp kazanmamız önemlidir. Şerle imtihan olunup kazanırsak sonuç hayırdır. Hayırla imtihan olunup kaybedersek sonuç şer demektir. Öyleyse önemli olan, imtihanın her iki halini de hayra tebdil edebilmektir. İyimser insanın gayreti de bu istikamettedir… 

İyiye, güzele, faydalıya talip olmak; kötüyle, çirkinle, zararlıyla yüzleştiğinde ise daha kötüsünden, daha çirkininden, daha zararlısından korunmuş bulunmaya şükürle mukabele etmek… İyimserliğin en özlü tanımı bu hal olsa gerektir.

İyimserlik, her şeyi bilip takdir eden ve her takdirini yaratmaya gücü yeten bir Allah’a iman ile beslenirse, insandaki varlığı geçici bir halden sabit bir karaktere dönüşür. İman teslimi, teslim tevekkülü netice verir. Tevekkül ile de iki dünya saadetine ulaşılır.

İyimserliğin karşıt kavramı kötümserliktir. Kötümserlik bir bakıma insanın olumsuzluklara kilitlenmesi anlamına gelir. Kötümser, her olaya, her hadiseye hep olumsuz yanıyla bakar, bütün değerlendirmelerini bu bakış açısına göre yapar.

Mesela o, iktisadın temel prensibi olarak, ihtiyaçlar sınırsız kaynaklar ise sınırlıdır düsturunu kabul eder. Bilmem kaç bin yıl sonra tükeneceğini tahmin ettiği bazı rezervlerin matemini şimdiden tutar. Hâlbuki Kur’an bize onların dediklerinin tam aksini öğretir.

“Ne istemişseniz mutlaka onu size vermiştir. Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız kesinlikle sayamazsınız. Bununla birlikte insan, yine çok zalim, yine çok nankördür.”( İbrahim, 34)

İnsan, neye ihtiyacı var da onu ister fıtrat diliyle, isterse istidat diliyle Allah’tan istemişse mutlaka o ihtiyacı giderilmiştir. Diyelim ki, insanın ihtiyaçları sınırsızdır. Mademki her ihtiyacı karşılanmaktadır, öyleyse insan, karşılanmayan hiçbir ihtiyacı olmayan bir varlıktır. Hâlbuki Allah’ın yeryüzü sofrasına yaydığı nimetlerinin haddi hesabı yoktur. Yani sınırsız olan nimetlerdir, kaynaklardır. İnsanlık bu nimetleri adil bir paylaşımla paylaşmış bulunsalar yeryüzünde tek bir ihtiyaç sahibi insan bulmak bile imkânsız olacaktır. Bu yapılmadığı içindir ki, dünya nüfusunu yüzde sekseni yoksulluk sınırında yaşamakta diğer yüzde yirmi ise israfın her türlü rezaleti içinde ömür sürmektedir.

“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, onu rızıklandırmak Allah’a ait olmasın.” (Hud, 6) ayeti, rızıklandırma keyfiyetini insanla da sınırlandırmaz; canlı bütün varlığın maddi-manevi bütün rızkının Allah tarafından verildiğini ve verileceğini ifade eder.

Peygamber Efendimiz, bütün felaket tellallığı yapanlara şu uyarıda bulunur: Şu helak oldu, bu helak oldu deyip duran kişi esasen en çok helake maruz kalan odur. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • CVBCVB1 ay önce
    evet.özellikle siyasi seçim ve kritik durumlarda : Media TvYoutube Face FısıltıTarikatCimaat ,ÖYLE OLUMSUZ HABER LAF POMPALIYORLAR Kİ, millet bolluk içinde bunalıma düşüyor.130 kiloluk kişiler,açııızaçıız millet aaaaç !diye bağırıyor. çünkü,medya Türkiye hakkında, karanlık aç sefil tablo çiziyor. resim çiziyor. video gösteriyor. BU MEDYA OLDUKÇA BİLİMSEL METODLA ÇALIŞIYOR.insanların algısını manüpile ediyor.insanları yalan söylemeye ,sahtekâr olmaya zorunlu tutuyor.GERÇEĞİN ZIDDINI SÖYLEYİN,SİZİ RAHAT BIRAKALIM >psikolojik işkenceden böyle kurtulursunuz deniliyor. söyleniyor.

Günün Özeti