• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
23 Mart 2019

İlenti-seçimler ve sorumluluk bilinci

Hakikat, kimin basiret nuruna perdesini aralamış ve bilgi denilen mana oluşmuşsa, mutlaka sorumluluk, ödenmesi gereken bedel, yerine getirilmesi gereken yükümlülük keyfiyetiyle sahibinin kalbinde, vicdanında, derken tüm benliğinde her gün daha da artan ölçüde ve gerçeklilikle orantısı nispetinde varlığını duyurmaya başlar ve kişiyi karşı konulamaz pozitif zorlama ile bildiğini bildirmeye, gördüğünü gördürmeye teşvik eder.   

Bizi biz ve kendimiz kılan aidiyet bağıyla irtibatlı bulunduğumuz bütün ve bütüncül kutsal değerlerin, korunması, kollanması ve varlığımızın en müstesna yerinde konuşlandırılması her şeyden çok ve önce inançla eş anlamlı sahiplenmeyle yakından alakalı. Bu alakayı kaybetmek, kaybolmaktan da kahrolmaktan da beter..

Aklın yükü ağır. Bütün sorumlulukların ilk şartı ve bütün tekliflerin ilk muhatabı o. Bireysel ve toplumsal her türlü isteğin, talebin dengesi onun varlığına endeksli. Halimiz, ikbalimiz; mazimiz, istikbalimiz; durumumuz, konumumuz; birliğimiz, dirliğimiz; bu dünyamız, öteki dünyamız hep onunla ayakta, hep onunla mamur. Aklı yitik olanın işi de bitik..

İdrak, eşya ve hadiselere, hakikatin temsilcisi sıfatıyla nüfuz. Kozmik uyanışın insanda yansıyan yanı. Ben (ene) in, Biz (nahnü) e dönüş ve dönüşümü periyotlarında iradenin de eşlik ettiği hep ilk adım. İdrak, üniversal sorumluluğu seziş ve bu sorumlulukla hayret kuşağında yekpare ürperiş.

İrade, insanın yaratılış hikmetine dayalı kazanımlarının bütününe denk ağırlıkta sorumluluk sebebi. Halife varlık seçkinliğini haklı ve anlamlı kılan da o. İstidatlarına sınır, kabiliyetlerine tahdit konulmadan sonsuz yükselişin bu imtiyazlı namzedine verilen mevcuda müdahale ve varlıkta tasarruf yetkisi de yine insanın ihtiyar ve iradesiyle hangi seviyede sorumlu tutulduğunun bir göstergesi. Ondaki cüzi iradenin kendisinde tükenip külli iradede yeniden varlığa ermesi, söz konusu sorumluluğun sonsuzluk katmanlarında ebedileşmesi.

Sorumluluğun kendisi de bir değer, dolayısıyla o da ayrı bir sorumluluk. Meselenin derinlerden derine yöneldiği nokta burası. Derinlerden derini ise hadiste buyrulanlar: ”Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız. Dağlara çıkar ve durmadan, dinlenmeden Allah’a yalvarır, yakarır, dua ederdiniz. Yataklarınızda hanımlarınızdan haz duyamaz, zevk alamazdınız. Ne kadar isterdim, kesilip biçilen, bir yerlerde kullanılan ağaç olaydım…”

Mülkiyeti gölgemizde her değer, her varlık kendi önemi ölçüsünde birer sorumluluk, birer mesuliyet. Mal öyle, mülk öyle; gençlik, güzellik, şan, şöhret, sıhhat, afiyet, güç, kuvvet, makam, mansıp ve istifademize  sunulmuş bütün zenginlikler öyle..

Müslüman olmak, İslam dinine bütün mahiyetimizle ait bulunmak ise bize ihsan edilen en büyük değer, en yüce varlık. Onu kendi yüceliği ölçüsünde kabullenip kabullenmediğimizin kriteri söz konusu aidiyetin bütün sorumluluklarını yerine getirip getirmeyişimizle doğrudan irtibatlı. Peygamberimiz Efendimiz, Müslümanları bir bünyenin uzuvlarına benzetir. Bir yerde varlık gösteren acı ve ıstırap bütün vücutta aynen hissedilir, buyurur. Öyle isek ne mutlu bize. Değilsek vay halimize…

Bu vesile ile Yeni Zelanda’ da iki camide Cuma namazı için toplanmış masum elli Müslümanı şehit eden ve bir o kadar masumu da yaralayan piyon katili ve onu azmettiren insanlığın düşmanı alçak mihrakları, her Müslüman gibi ben de telin ediyor, yaşayan bütün dünya dillerinde var olan ilenti kelimeleriyle lanetliyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar, bütün İslam ümmetine sabr-ı cemiller niyaz ediyorum.   

Teröristin, terörizmden başka dini yoktur. Dillendirdikleri dinler göstermelik bir yaftadan ibarettir. Biz uygarlığı İslamlaştırıncaya ve medeniyetin hakim unsuru haline gelinceye kadar bu tür saldırılar hep oldu hep olacaktır. Terörün her çeşidine olduğu gibi bu tür teröre ve onu besleyenlere husumetimiz baki kalmalı; fakat terörü sıfırlayacak uygarlığın İslamlaştırılması çalışmalarına da hız kazandırmalıyız. Suçun şahsiliği sebebiyle mukabele-i bilmisil yanlışına kesinlikle düşülmemeli; aksi davranışın terörü tezgâhlayanların oyununa gelmek olacağı gerçeğini asla unutmamalıdır.

Yerel seçimlere artık sayılı günler kaldı. Bu meyanda vatandaşlık sorumluluğumuzu da tekrar gözden geçirmemiz elzem. Cumhur İttifakı, muharriki kendi iç dinamizmi olan yerli ittifak. Muhalefet, günden güne onları harekete geçiren muharriklerin dış güçler olduğunu daha bir açık ediyor. FETÖ ve PKK gibi terör örgütleriyle son derece içli dışlı oluşları da bunun somut delili. Oylarımız ya yerli ittifaka, ya da doğrudan olmasa da dolaylı yoldan o terör örgütlerini ve diğer dünya teröristlerini üzerimize salanlara gidecek. Zahir görüntüler sadece paravana. Yerli ittifak zaafa uğrarsa gelişecek olumsuzlukları da şimdiden hesaba katarsak, Cumhur İttifakına verilen oylar sorumluluk bilincinin muhalefete verilenler ise sorunluluk illetinin belgesi olacak. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23