Bir daha asla!
Bir daha asla!
LATİF ERDOĞAN
Soluk soluğa; fakat tek solukta okunacak bir kitaptan bahsediyorum: Bir Daha Asla!
Sözün başında, kıymetli dostum Abdülhalik Çimen’i hayati tecrübelerini taçlandıran bu önemli eseri yazmış olması vesilesiyle kutluyor, tebrik ediyorum.
Kitap bize, 15 Temmuz hain darbe girişimini bütün detaylarıyla anlatıyor, anlamlandırıyor, yorumluyor. Büyük bir ustalık isteyen anlatımla, yazar kendini arka plana çekiyor ve diyeceklerini, söyleyeceklerini kolektif kaleme yazdırıyor. Böylece kolektif kaleme dahil ettiği kalemler sayısınca güçlü bir kalemle eserini yazmış bulunuyor.
Kuşatıcı bir bakış açısıyla, sadece 15 Temmuz hain darbe girişimine odaklanarak Türkiye’de darbe zihniyetinin arka planını görmezden gelmiyor, bütün darbe girişimlerini inceleyerek konun aslına iniyor ve bu köhne zihniyetin temellerini sarsacak analizlerde bulunuyor.
O geceyi anlatan satırlar bizi elimizden tutuyor, geçmişle gelecek arasında gezdiriyor, olayları yaşanır kılarken dahi, satır aralarına yerleştirilmiş umut dolu cümlecikler ile bizlere sürekli güven telkin ediyor. Kitabın bütününde olduğu gibi, her bölümünde, her sayfasında, her paragrafında hatta her satırında bu güven iklimi varlığını koruyor.
Bu tür bizzat yaşanılan, içinde kendimizin de bulunduğu olaylar analizinde, ifrat ve tefritten uzak kalabilmek gayet zordur; Çimen, bu zoru da başarıyor, itidal ve istikametten ayrılmayarak kitabında Efendi üslubunu muhafaza ediyor.
Kitapta o gecenin gizli kahramanları da anlatılıyor. Bu meyanda Serhat Albayrak için ayrı bir bölüm açılıyor.
“Bu uzun tarihsel mücadelenin, hercümerç oluşun ve farklı kisvelerle ortaya çıkan yıkıcı teşebbüslerin karşısında medya grubumuz kararlı ve sarsılmaz bir duruşu temsil ediyordu. Bu duruşun oluşmasındaki en büyük paylardan biri hiç şüphesiz Turkuvaz Medya Yönetim Kurulu Başkanvekili Serhat Albayrak’a aittir.”
“Bu kitapta ona ayrı bir bölüm açmak, bir tercih değil gereklilikti. Çünkü 15 Temmuz gecesinde ve başka kritik süreçlerde sergilediğimiz tavır sadece anlık bir refleksten değil, uzun bir yolculuğun bize kazandırdığı dünya görüşünün ve tecrübenin eseridir.”
“Serhat Bey’i çeyrek asrı aşan bir süredir tanırım. Bu sürenin yirmi yılında birlikte çalıştık. Esas kadar usulü, sonuç kadar süreci de önemser. Titiz ve fikri takibi güçlü bir yöneticidir. Kendi adıyla ya da görüntüsüyle ön plana çıkmayı asla istemez. Kişilerden ziyade meselelerle ilgilidir.”
“Bu noktada yalnızca Serhat Bey’i değil, onu yetiştiren fikri zemini de anlamak gerekir. Babası Sadık Albayrak, Türkiye’nin saygın fikir ve aksiyon adamlarından biridir. Yarım asrı aşan yazarlık hayatına sayısız eser sığdırmıştır. Ele aldığı konular fikir hayatımıza yön vermiş, kendisinden sonra yapılacak çalışmalara istikamet belirlemiştir.”
“Serhat Albayrak da işte bu düşünce ikliminde yetişmiştir. Bu iklimin yansıması olarak Serhat Bey, medyayı hafızanın korunduğu, fikrin ve mücadelenin değer bulduğu bir alan olarak gördü. Onun medya yolculuğu da ülkemizin değerlerinin ve birikiminin kurumsal zemine taşınmasının örneği haline geldi.”
“O gece Serhat Albayrak, yalnızca bir medya yöneticisi olarak değil; yayın sürekliliğini sağlayan, bilgi akışını koordine eden ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için farklı kurumlar arasında irtibatı ayakta tutan bir sorumluk bilinciyle hareket etti.
Sonuç açıktı: A Haber ve ATV susturulamadı, grubun bütün gazeteleri gece boyunca çalışarak yeniden hazırlandı, basıldı ve dağıtıldı. Susmadık, yaşananları kayda geçirdik. Bu koordinasyonu sağlayan Serhat Albayrak’tı.”
Evet, kitapta Serhat Albayrak’ın daha pek çok mümtaz hasletinden, liderlik misyonuyla ilgili somut başarılarından bahsediyor. Doğrusu, Serhat Albayrak kitapta anlatılanlardan daha fazla anlatıma layıktır; ve ümit ediyorum ki ondaki bu seçkin hasletler ileride daha geniş alanlarda hizmet ve başarı semereleri verecektir.
Kitapta, birinci elden tanıkların anlattığı, çok çok önemli konulara yer verilmiş. Ne ki merakınızı tahrik için onlardan bahsetmeyeceğim. Fakat birisini aktarmadan da geçemeyeceğim.
Berat Albayrak anlatıyor: “Cumhurbaşkanımız bu süreci gayet sakin ve kontrollü bir şekilde yönetti. Bu işe müdahale noktasında Sayın Cumhurbaşkanı abdestini aldı, iki rekat namazını kıldı, Bismillah, dedi, süreci başlattı. Gayet sakin, özgüvenli ve güçlü bir şekilde diğer krizler gibi bu süreci de Elhamdülillah yönetti.”
Bizim yorumlarımızın da eserde yer alması beni ziyadesiyle mütehassis etti. Aziz dostumun kitabını imzalama nezaketine de ayrıca müteşekkirim.
Abdulhalik Çimen’i, konuyla ilgili yakın tarihimizi aydınlatma ve milli hafızaya not düşme adına çok önemli bir misyon yüklenen bu güzide eseri vesilesiyle tekrar tebrik ile Turkuvaz Kitap’tan çıkan “Bir Daha Asla!” kitabını siz okurlarıma hararetle tavsiye ediyorum.