Yaşlılara bakım, muhaliflik
Bir kaç gün önce bir olay duydum.
Köye ambulans girdi ve mahallelerden birinden yaşlı bir adamı almış hastaneye götürmüş.
Kimmiş diye sordum, ismini söylediler. Adamcağız yıllarca kendi halince çalışmış, çabalamış, çocuklarını okutmuş, büyütmüş, kimseye muhtaç etmemiş evini bakmış, oyunu vererek vatandaşlık görevini yapmış…
Hatta üç yıl askerlik yapmış bu vatana. Şimdi çocukları büyümüş, her biri devletin bir o yanında bir bu yanında görev almış… Babalarına bakamıyorlar çünkü karı-koca işe gidiyorlar.
Bu insan evinde yalnız kalmış. Tarla da var ama getirip yapacak yok, Pazar da var ama alıp pişirecek yok. Yaşlı, bakım evine de gitmemiş.
Devlet de bu adama bakıcı tutmuş, onu himayesine almış.
Bunu çekemeyenlerde bir hiddet, bir hiddet. Devlet yaşlıya maaş bağlıyor, hastaya maaş bağlıyor, dula maaş bağlıyor; emekliye gelince para yok.
Yahu bre nadanlar! Bir kez de hayır tarafından bakın şu olaylara. Sevinmeli değil mi? Şükretmeli değil mi? Bu adam, çalışmış üretmiş, üç yıl askerlik yapmış, oğullar büyütmüş askere göndermiş, torun sahibi olmuş, ülkenin okullarını şenlendirmiş… Sevinmeli değil mi?
Almanya’da bir adamdan dinlemiştim; Çok eski yıllarda yaşanan bir olay..
Türkiye’ye izine geliyor. Almanya’da bir sağlık kuruluşunda da hasta imiş. Özel izin alıp geliyor. İzin süresi dolunca dönecek lakin pasaportunda bir sıkıntı çıkıyor uçağı kaçırıyor. Alman yetkilileri arıyor. Onlar da havaalanına bildiriyorlar. “Vatandaşımızı gönderin. Tedavisi sürüyor” diye. Havaalanı olumsuz cevap verince Almanya bir ambulans uçak gönderip vatandaşı olan Türkü alıyor. O zaman “vay be” demiştim. “Devlet böyle olmalı.”
Evet! Bazı emeklilerin sıkıntıları var. Bu da rast gele alınmış bir kararın neticesi değil. Devletin çeşitli araştırma birimleri var. Araştırıyorlar. En son cumhurbaşkanının önüne geliyor bu dosya. Bu aşiret değil ki; devlet...
Kadın gençken incir ağacından düşmüş, Felç kalmış. Sandalyeye mahkum. Bakanı yok. Kocası ölmüş. Eli ile işlerini görüyor. Devlet hasta bakıcı maaşı bağlamış. Ne yapsın? Bu hastası orada çile çekerken onun maaşını başka birine mi versin? Yapamasa küfür kıyamet...
Bu hükumetin yaptığını, aldığı riski kim aldı? Cehennemin üzerindeki köprüden geçiyor, halkını cehenneme düşürmüyor, hepsini koruyor.
Nedir derdiniz?
Savaşa girmiyor; korkak, Savaşıyor; zalim, yatırım yapıyor; yapma, yapmıyor; hani icraat, Hastane yetersiz; bu memleketi idare edenler özel hastanelere gidiyor, devasa hastaneler yapıyor; randevu nerede randevu?
Uçağımız yok; hani bizim uçak?
Uçak yaparız, ne lüzum var bunca masrafa?
Araba üretilmez; “bu ülke çakı bile üretemez” üretir; mazot pahalı…
Yahu! Sizi ne ile avutsunlar?
Yunan adalarına turistik gezinizin faturasını da mı hükumet ödesin? Öldüğünüzde kefen paranızı da mı? Allah korusun siz, bu kafa ile, gassalın kullandığı pamuğun parasını da hükumetten istersiniz.
Vesselam.







