Söylem değil, eylem!...
Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan sıfatıyla...
Tarihler 29 Ocak 2009’u gösterirken Davos’ta Dünya Ekonomik Formu panelinde dönemin İsrail Cumhurbaşkan Şimon Perez’e cevap vermek için moderatöre “One Minute” demişti.
Takvimler 2013 yılını gösterirken bu kez 74. BM Genel Kurul konuşmasında...
“Dünya Beşten Büyüktür” diyerek BM’nin Güvenlik Konseyi’ni Filistin başta olmak üzere dünyanın değişik bölgelerinde Müslümanların ezilmesi, sömürülmesi, şiddete maruz bırakılmalarına sessiz, seyirci kalmasını en üst perdeden topa tutmuştu.
Erdoğan, 2014 yılından itibaren ise Cumhurbaşkanı.
Bu tarihten önce olduğu gibi, Cumhurbaşkanı olduktan sonra da başına gelmeyen kalmadı.
Erdoğan... Halen varsa, halen umutsa, halen bu millete ve bu devlete hizmet etmeye devam edebiliyorsa “verilmiş sadakası”nın, almış olduğu “hayır duaları”nın önemi olduğunu düşünenlerdenim.
Şimdi ise öyle bir dönemdeyiz ki...
İçeride ve dışarıda halen Türkiye düşmanlığı yapanlar, Erdoğansız bir AK Parti ve Türkiye hayali kuranlara karşın Erdoğan yeni dönemde de bu milletin umudu olmayı sürdürüyor.
Erdoğan, şimdi de BM toplantısı için New York’ta.
Ben fazladan bir şey söylemeyeceğini düşünüyorum.
“One Minute” ve “Dünya beşten büyüktür” dediği için Erdoğan’ın fazladan yapacağı bir uyarı kalmamıştır.
Bu yüzden;
Recep Tayyip Erdoğan’a inananlar demeç değil, eylem bekliyor.
Türkler, Kürtler ve Araplar daha doğrusu ümmet Ayasofya’yı açma cesaretini gösteren Erdoğan’dan yeni Fatih’lik bekliyor.
Bu ülkenin tarihine, Müslümanların gönlüne altın harflerle yazılmasını umuyorlar. Türkleri uyandıran Erdoğan’ın, ümmetin de hayallerini gerçekleştireceğine inanıyorlar.
Kurtlar Vadisi
Yaklaşık 25 yıl öncesinden bir anlatı.
O zamanın Fethullahçıları bugünün FETÖ’cüleri her perşembe akşamı periyodik toplantı yapıyorlar.
Toplantılara yeni katılmaya başlayanlardan bir tanesi yok.
Bir gün sonra buluşunca arkadaşlarına sormuşlar;
“- Hayırdır, neden dün akşam gelmedin?”
“Kurtlar Vadisi’ni izlemek için gelemedim” cevabını alan Fethullahçılar bir yandan gülerken diğer yandan da...
“- İzlemene gerek yoktu. Sorsaydın ne olacağını anlatırdık” demişler.
Ve eklemişler;
“- Biz yazıyoruz.”
Yalı dairesi mi?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli; Nagehan Alçı’yı çağırıyor.
“Abdullah Öcalan’a İmralı’da ev yapılıyor” diyor.
Alçı evi, “villa” diyerek kamuoyuna servis ediyor. Bahçeli, Alçı’yı yalanlamak için... Başka bir gazeteciyi Ceyhun Bozkurt’u çağırıyor;
“İmralı’ya villa diye bir şey yok” diyor. Ve ekliyor...
“- Ev de cezaevi yerleşkesi içinde zaten” demek zorunda kalıyor.
Demek ki; Ev var, villa da yoksa... Bu olsa olsa cezaevi yerleşkesi içinde yalı dairesidir!
İlk Yazı...
Profesör doktor olan bir dostum, büyüğüm, arkadaşım, hocam ilk yazıyı okuduktan sonra görüşlerini bir mesajla paylaşmış.
“İğneleyici olmuş. Sen de Bülent Arınç’tan geri kalmazsın” diye bir not göndermiş. Ona demedim, diyemedim, yazamadım. Buradan okusun... “Deli deliyi görünce çomağını saklarmış.” Ya da...
Açık açık PR
Besim Tibuk’un Liberal Parti Genel Başkanı olduğu dönemde çok bilindik bir değerlendirmesi:
“Basın, Erdoğan’ı dövdüğünün onda biri kadar beni dövseydi bugün iktidardaydım.”
Şimdi anladınız mı, İmamoğlu’nu dövenleri, Netanyahu’yu her gün manşetlerine taşıyanları!
Bir de bunun yanına...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamayı ekleyin.
Ne demişti;
Bahçeli, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın televizyon kanallarında fazla öne çıkarıldığını öne sürüp bu nedenle bir kişiyi televizyon yayınlarını takip etmekle görevlendirdiğini söyledi.
“Üç dört tane yayın organının Terörsüz Türkiye sürecini vatandaşlara anlatması ve bunların detaylarını paylaşması önemliyken sabahtan akşama kadar Ekrem İmamoğlu diyorlardı, şimdi de Mansur Yavaş diyorlar. Resmen açık açık PR yapıyorlar.”
Fazla söze ne hacet...
Candaşlardan çok Ekrem İmamoğlu’na, ondan ümidi kesince şimdi de Mansur Yavaş’a çalışan truvalar!...
Kim kazanacak?
“- Geleceksin oturacaksın adam gibi bu işi çözeceğiz yok istemiyorsan güle güle Anayasa Mahkemesi değil nereye gidersen git.”
Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz’a ait bu cümleler.
Çağrı yaptığı kişi Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel.
En son bıçaklı saldırıya uğradığında gündeme gelmişti, Öztürk Yılmaz.
Şimdi ise Özgür Özel’le parti isimleri seçmende kafa karışıklığına yol açıyor, gel bunu çözelim çağrısı sebebiyle gündemde.
İş mahkemede. Öztürk’ün eli Özgür Özel’e göre daha güçlü.
Öztürk Yılmaz ile Yenilik Partisi’ni kurmadan önce bir çok kez canlı yayında teke tek ya da dörtlü grup halinde oturum yaptık.
Parti kuracağını açıkladığı bir yayın sırasında “Parti kurma! Parana, emeğine yazık” demiş ikna etmeye çalışmıştım.
Aynı anda bir dönem Liberal Demokrat Parti Genel Başkanlığı’nı da yapan Cem Toker’e de ”Parti kursun mu” diye sormuş ona da “Hayır” cevabını Öztürk Yılmaz’ın yanında söyletmiştim.
Beni, onu, bizi, hiçkimseyi dinlemedi parti kurdu.
Ne diyor ve inanıyoruz;
“- Hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.”
İki İsmail ?!
Biri İsmail Saymaz diğeri İsmail Küçükkaya. İkisi de Halk TV’den kalkıp Sözcü TV’ye geldiler. Biri Sözcü gazetesinde yazıyor diğeri ise Sözcü’nün yavrusu Tavır gazetesinde.
Sözcü okuru Sözcü TV izleyicisi iki İsmail’in de Yılmaz Özdil’den farkı olmadığını düşünerek izlememe ve okumama kararı aldılar.
Demek ki, her zaman bir artı bir iki etmiyormuş. İki İsmail’in bir İsmail ettiğini de gördük nihayet.
Hatırlayan vardır yoksa da arama motoruna baksın...
90’larda Vitamin diye bir grubun İsmail diye bir şarkısı vardı.
Sanki bunlar için yazılmış gibi...
-”Kırdığın potlar bini aştı, bak yanlışsın herkes kaçtı
İsmail de buna şaştı, aklını seveyim lan İsmail
Lan İsmail, atlı mısın, yavrum Bağdatlı mısın?”
Ben şunu bilir şunu söylerim...
Peter İlkesi “Herkesin bir yeteneksizlik sınırı vardır”
der!
Bir kişi...
İyi muhabirdir, iyi haber müdürü olamaz.
İyi haber müdürüdür, iyi temsilci olamaz.
İyi temsilcidir, iyi genel yayın yönetmeni olamaz.
İyi akademisyendir, iyi rektör olamaz.
Hele siyasetçi hiç olamaz.
Bakınız Ahmet Davutoğlu.
İyi taraftardır, iyi kulüp başkanı olamaz.
Sadettin Saran, iyi Fenerbahçeli idi.
Fenerbahçe’ye nasıl Başkan olduğunu anlamadan, anlamlandırmadan gitti.
İyi eczacıdan, parti genel başkanı olur mu?
Göreceğiz!
Bence olmaz.
Özgür Özel de gidecek.
Ekrem İmamoğlu’nun cezaevi serüveni uzadıkça...
Özgür Özel’in sinir sisteminin bozulması bunun göstergesi.
Görmediniz mi?
Bursa’da ?!
Bir vatandaşa, hem de herkesin içinde, kameraların önünde “Allah seni kahretsin” dedi.
Bundan iki saniye sonra ise partili hanım efendiye, kendi elleriyle börek açan bir kadının; neredeyse tepsiyi geçirecekti kafasına.


