Roller karışınca senaryo bozulur
Aile başta olmak üzere, ahlaktan ve benzeri hasletlerden söz etmeye utanıyorum. Özellikle muhafazakâr kesimdeki yozlaşmanın hızını ölçmek mümkün değil.
Yine de birkaç hususu dile getirelim.
Aile dâhil, kadın ve erkeğin olduğu her mekânda; bilerek, isteyerek, ısrarla, inatla, hatta hususi projeler ve her türlü iletişim yoluyla; haram para, lüks, makam, mevki, şan, şöhret gibi insanı insanlıktan çıkaran sistemli bir işleyişle roller karıştırılıyor.
Kadın yaratılış fıtratına isyan ettirilerek; kapitalizmin tüketim malzemesi olarak kullanılması neticesinde, kadın kalmanın değer yargıları hercümerç ediliyor.
Erkekler de tüketimin hizmet elemanları olarak görülüp, modernizmin hazzına köleliği kabullendikleri müddetçe, erkek olmanın ve kalmanın değer yargıları çöpe atılıyor.
•
Günümüzde evlerde, resmi veya özel kurumlarda, yani bilumum her türlü iş yerinde, erkek elemanlar, kadın elemanların birer figüranı vazifesi durumuna düşürüyorlar.
Şimdi söyleyeceklerim, aklıselim sahibi insanlar ile hakikaten erkeği erkek gibi kadını kadın gibi bilip; “İnsan ve kul olduklarına inananlaradır”. Gerisi hariçtir.
Fıtrat diye bir hakikat var. Kadını yaratan kadına göre, erkeği yaratan erkeğe göre bir fıtrat yüklemiş ve bu âleme göndermiş.
Kadının da erkeğin de eline senaryosu fıtrat olarak verilmiş ve cüzi iradesiyle bu senaryoya göre yaşamaları istenmiş.
“Senaryonun dışına çıkılırsa, bir de bu işin sonunda tekrar ebedi âleme dönüş olacak. Orada hesabını vereceksiniz” denilmiş. Söz iman edenleredir.
Gelin görün ki, fıtratlar öyle bozulmuş ve bozulmasına öyle imkânlar sunulmuş ki, roller karışmış, her iki cins de sadece dünyalık birer robot olarak görülmeye başlanmış.
Bu hususta birkaç notu paylaşalım:
•
Modern dünyada ev işlerini, temizliği ve çocuk bakımını erkeğe yüklemeyi eşitlik diye sunan anlayış, erkeğin varoluşsal doğasına ve evdeki asıl rolüne zıttır.
Erkeğin evdeki işlevi gündelik ev işlerini bölüşmek değil; gücünü, sarsılmaz duruşunu ve koruyucu liderliğini hissettirmektir. Söz, “aileyi ve evliliği kutsal bilenleredir”.
Erkeğin fıtri ağırlığını koyamadığı ve evde sadece pratik işleri yürüten bir yardımcı konumuna indirgendiği bir ailede, kadın üzerinde gerçek ve saygı uyandıran olumlu bir etki oluşturması mümkün değildir.
Bu fıtri gerçek göz ardı edilip, erkekten evde daima; nazik, hiç itiraz etmeyen, sürekli hassas ve pasif bir rol beklendiğinde, erkeğin doğası tahrip edilir.
Erkeğin saygınlığı ve kadın için sığınacak güvenli bir liman olması; evdeki sarsılmaz dengenin teminatı olmasıyla sağlanır. Aksine bozulur.
Her sorumluluğu iki tarafın da aynı şekilde üstlenmesi, erkeğin ve kadının doğasındaki bariz farkları yok eder.
•
Ezcümle:
Erkeğin kendi doğasından uzaklaşıp, her şeyi üslendiği ya da kadının rolünü çalacak kadar aşırı verici olduğu durumlar, kesinlikle hüsranla sonuçlanır.







