--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Futbol hastalık hâlinden çıkarılmalı, menfaat sektörü olmaktan kurtarılmalıdır!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
0

Kumara vesile olmamalı, spor ve oyun olarak yapılmalıdır. İster seyirci ister oyuncu olsun. Uyuşturucu gibi hastalık olmasın. Bunları yazarken kadın mahremiyetini yok eden sportif projelerin/akımların ülke olarak milli ve manevi değerlerimiz açısından meydana gelecek yıkıma sebep olup olmadığına dikkat edilme meselesini de yazmalı.

Futbol; meşin yuvarlağın ötesinde kitleleri, cemiyetleri, şehirleri, hatta ülkeleri harekete geçiren türlü sosyal olaylara gebe bir tutkudur. İngilizlerin işgal ettiği ülkelerde insanları meşgul edecek takımlar da kurduğu aşikârdır. Burada “işgal-meşgul” kavramlarına dikkat çekmek istiyoruz. Yahudilerin gizli protokollerinde yer aldığını da unutmayalım. Yahudilerin hedefleri arasında masonluğun kuruluşları vasıtasıyla avama (halka) mahsus eğlencelerle çoğunluğu meşgul etmek gündemlerinden hiç düşmez. 

Spor; sağlığı ve gençliği korumaya yaraması, insanı ibadete ve diğer hayırlı hizmetlere her zaman hazırlıklı tutması açısından tavsiye edilebilir. Oysa futbolda yirmi iki kişi koşuyor (bunlara sporcu diyelim) ama milyonlarca seyirci de esir alınmış çeşitli yerlerde. Peki, daha sonra ne oluyor? Meydana gelen büyük heyecan dalgası ve takım tutma inadı âdeta kara sevdaya dönüşüyor. Ciddi memleket ve millet meselelerine ayıracak zaman kalmıyor. O meseleler çoğunluğun gözünde önemini yitiriyor. Futbol fanatikliği, taraftar dernekleri, maç için toplanmalar, bir araya gelmeler belli bir zamandan sonra fetişizme dönüşerek kitleleri asıl meselelerinden uzaklaştıran bir kitle afyonu hâline geliyor. Tabii insanımız alıştırıla alıştırıla bunun farkında değil.  Futbol; öylesine bir önem kaybına da sebep oluyor. İnsanlar hayır kurumlarına yapacakları yardımdan çok spor kulüplerine para yardımı yapıyor. Medyada, gazetelerde görüyoruz. Falanca kulüp büyük meblağlar harcayarak bir stat yaptıracakmış, filanca transfere şu kadar para verecekmiş. Bu ve benzeri haberlere de alıştırıldık. Çoğunluğu ciddi meselelerden uzaklaştıran uygulamalar yerine, herkes ölçülü olarak sporun nimetlerinden faydalandırılsın. İstismarcıların tuzağına düşülmesin istiyoruz.


Futbol; şirazesinden çıkmış, her yönü ve boyutuyla bariz yozlaşma sinyalleri veren bir kitlesel arızalanma haliyle neredeyse bir sosyal hastalık meydana gelmiş. 

Kitleler eğer futbolu her şeyin önüne koyacak öncelikte bir tutkuya dönüştürmüşlerse, bu noktaya nasıl gelindiğini bulmak gerekiyor. Sportif çerçevede kaldığında, kitlelerin duygusal dünyalarındaki muhtemel donuklukları, uyuşmaları ortadan kaldıracak bir iç zindelik potansiyeli taşıdığını da gördüğümüz çeşitli örneklerden biliyoruz. Kitlelere hâkim olan futbol kültürü; bireylerin iç dünyalarında hayat bulan “amatörce” heyecanların şekillendirdiği bireyler ortaya çıktı. Kabul etmeliyiz ki futbol; ulaştığı bütçelerle, harekete geçirdiği mali kaynaklarla küresel ekonominin başka pek çok üretim sektörünün ulaşamadığı büyüklükteki bir maliye haline geldi. Bu da futbolla ilgilenen herkesi gönüllü ya da taraftar olmaktan çıkarıp potansiyel müşteri haline getiriyor. İşin daha kötüsü; kâr için her yolun mübah sayıldığı bugünün dünyasında, bu kadar büyük bir pastadan pay almaktan söz ediliyor. Maçlara “ölmeye” giden, para ödeyerek içine girebildikleri stadyumları “mabed” olarak niteleyen, “vur kır parçala, bu maçı kazan” gibi kuralsız, insafsız motivasyonlarla destekleyen tribün yığınları ölçüyü, dengeyi, kontrolü kaybetmiş durumda. Futbol, şimdi dünyada bir “kusurlu hareketler yumağı” olarak dönüp duruyor insanlık için! Futboldan gerçekten zevk almanın yolu; edebiyle mağlup olmayı bilmesi. Hep kazanan tarafta olmayı isteyenler için futbol esasen bir kahır, bir eziyettir. Çünkü hiç kimse sürekli galip gelemez. Bir gün galip gelirsin, bir gün gelemezsin. Böyle olması iyidir, hazımlı yapar insanı. 

Futbol hayata benzer! Sevinciyle, üzüntüsüyle, heyecanı-sabrı-şükrü-tahammülü-sosyalleşmeyi bir arada bulundurmasıyla. Karmaşık bir yapıya bürünmesiyle. Eskiler, hatıralarını anlatmaktan bugünü yaşamaya fırsat bulamıyor. Yeniler de koşa koşa yaşamaktan, “hız-hırs-haz” sarmalında hatıra olmaya değecek bir şey biriktiremiyor. 


İnsanlar futbolu bir başka seviyor. Başka hiçbir konuda anlaşamasalar da futbolu sevmekte anlaşıyorlar. Hem de her geçen gün biraz daha yaygın şekilde. Bu ilgi yoğunluğu, dünyanın bütün sevgilerini paraya çevirmenin bir yolunu bulan dünya ekonomik sisteminin dikkatinden de kaçmıyor. Gerçekten de bütün sektörleri kıskandıracak kadar cazip bir ‘mal’ haline geldi futbol. Top orta noktaya konduğunda, dünya üzerindeki o kadar çok göz o noktaya çevriliyor ki başka hiçbir şey bunu sağlayamıyor. Kim milyarlara varan sayıda insanın gözünü diktiği bir gösteriye reklam vermek istemez? Kim milyonlarca hazır müşterisi olan bir mala yatırım yapmaz? Kim milyon dolarların söz konusu olduğu ayak oyunlarına katılmaz? Biraz felsefi ifade ile futbol ve magazin, yozlaşma ve yalnızlaşma acılarının uyuşturucusu gibi. Futbol, magazin, sanat vs. herhangi bir alaka olması gereken yerde değilse sıhhatini kaybeder marazileşir. Sıhhatli ilgi, “itidal ilgisi”dir. İtidalini kaybettiği ölçüde ilgiler sıhhatini de kaybeder. Bu her alanda böyledir. Sadece futbolda değil. Dinde de felsefede de sanatta da sporda da. İtidalin ölçülü, dengeli olduğunu gençler bilmez. Her şeyi bozdukları gibi dilimizi de bozdular. Caddelerdeki iş yeri dükkân levhalarına bakın Türkçe kelimeye pek rastlamazsınız. Futbol tabiriyle söylersem; futbolu hayatla özdeş kılarak hayatı da futbolu da taca atmayalım. Futbolu hayatın önüne geçirip hayatı boşluğa düşürmeyelim. Sıhhatli ilgiler; doğruya, faydalıya, güzelliğe yönlendirebilir. Bu müzik de olabilir, futbolda, başka şeyler de. 

Sıhhatli ilgi; önemi ve değeri, hayatın bütünlüğünün içinde uygun yere konulmasıdır. Futbol, din-dışı kutsallık üreten yeni-paganizm biçimlerinden biri. Bir din-dışı kutsallık. Din-dışı bir coşku, duygu, haz ve anlık tatminler dünyasına hitap ediyor. Futbol; hırs ve hazın âidiyetini gösteriyor evlerde, stadyumlarda, kafelerde, çeşitli mekânlarda… (Devam edeceğim İnşallah…)

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle