• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
22 Haziran 2019

Bahtın açık olsun İstanbul

Yarınki seçimi, olumlu-olumsuz bütün sonuçlarıyla tekrar tekrar düşünüp öyle karar vermek ve oyumuzu böylesi bir karar sonunda kullanmak durumundayız. 

Ancak kartalların taşıyabileceği ağır bir hamuleyi, sivrisineğin kanatlarına yüklemek ne ise, İstanbul’un idaresini İmamoğlu’na vermek aynen odur. Bu ağır ve bir o kadar da kutsal emaneti, bu işe ehil olduğuna dair aklının çok ötesinde seyreden hırs ve ihtirasından başka hiçbir emare görülmeyen; ehliyetsizliğini ifşa adına ise onlarca delil bulunan böylesi bir adaya vermek İstanbul’a yapılabilecek en büyük haksızlıktır; bile bile bu haksızlığı işleyenler hem vicdanlarına karşı hem de tarihe karşı sorumlu tutulmaktan asla kurtulamayacaktır.

31 Mart seçimlerinden sonra yaşanan süreçte hep birlikte görmüş olduk ki, Ekrem İmamoğlu, iç ve dış mihrakların hazırlayıp piyasaya sürdüğü bir proje adaydır; köpürtülmesi ondandır, kendisinde misafir bile olmayan yüksek vasıfların sabit adresi gibi gösterilmesi ondandır; gaye birlikteliği dışında siyaseten yanlış da olsa FETÖ ve PKK ile aynı karede yer almak zorunda kalışı ondandır.

İstanbul seçimini farzı muhal kazanacak olsa, İstanbul sadece İmamoğlu gibi bir beceriksizin elinde kalmanın zararına uğramış olmayacak; aynı zamanda Binali Yıldırım gibi yüksek frekanslı, maksimal donanımlı bir kabiliyetin İstanbul’a kazandıracaklarını kaybetmiş bulunmanın zararına da uğramış olacaktır. Yani İmamoğlu’nun seçimi kazanması İstanbul için telafisi imkânsız kayıpların geometrik çapta seyretmesi anlamına gelecektir. 

Geçen Pazar gecesi bir tartışma programı yapıldı. Binali Yıldırım’la Ekrem İmamoğlu karşı karşıya geldi ve İstanbul için gerçekleştirmeyi düşündükleri projelerle ilgili tezlerini savundular. Pek çok kamu araştırması Yıldırım’ın farklı galibiyetini dillendirdi. 

Olur, insan bazen konuşmada inkıbaz denilen tutukluluk hali yaşar; en çok bildiği meseleyi bile anlatmada güçlük çeker. İmamoğlu da herhalde böyle bir hal yaşadı, diyerek meselenin o cephesini pek de önemsemedim. Fakat sonra anlaşıldı ki, İmamoğlu bu kadar beceri yoksunu savunmalarını bile soruları, tartışmayı yöneten İsmail’den alarak gerçekleştirmiş. İsmail Küçükkaya, meğer üç gün önce bir otelde İmamoğlu ile buluşup neler soracağını onunla paylaşmış ya da tersi olmuş. Yani İmamoğlu kendisine sorulmasını istediği soruları İsmail’e dikte ettirmiş.  

En adil, en masum olunması gereken bir ortamda dahi adaletten sapan ve cürm-ü meşhut irtikap etmekten çekinmeyen bir insan emin ve güvenilir insan değildir. Emin olmayana emanet teslim edilmez; hele İstanbul gibi kutsal bir emanet… Biz de teslim etmeyecek, yarınki seçimde oylarımızı Cumhur İttifakının adayı Binali Yıldırım’a vererek, yabancı, yalancı ve karanlık mihrakların hazırlayıp önümüze koyduğu bu badireyi de atlatmış olacağız, inşallah.

CHP, geldiği çizgi itibariyle bütün politika felsefesini tahrip üzere konuşlandırmış bir siyasi partidir. Onlar için öncelikli mesele, yapmak, inşa etmek değil yıkmak, tahrip etmektir. Nitekim alelacele kaptığı mazbatayla belediye başkanlığı koltuğuna oturur oturmaz CHP’nin bu tavrı İmamoğlu’nda da nüksetmiş, ilk iş olarak her Ramazan ayında Sultanahmet’te düzenlenen dini eserler fuarını lağvetmekle işe başlamıştır. Ve yine ilk iş olarak, belediyeye ait veri tabanını kopyalatmak gibi bir ihanete imza atmıştır. Belediye başkan yardımcılarının kapı kilitlerini değiştirmek garabetini gösteren de yine odur. Bir de boş, lüzumsuz belediye hizmetleriyle hiç alakası olmayan laflar üretmiştir. Tabii bu arada çirkin bir davranışa da imza atmış ve VIP sevdasıyla gözü dönmüş bir hale mağlup olarak devletin temsilcisi valiye iğrenç bir üslupla hakarette bulunmuştur. Elbette her tarafından olumsuzluk dökülen böyle bir kişiyi seçerek İstanbul’un bahtını karartacak değiliz. Altın vuruş misal oyumuzu Binali Yıldırım’a vererek hem en isabetli davranışı sergilemiş hem de iç-dış bütün hain ve düşmanlara gerekli cevabı vermiş olacağız. 

Cennet ucuz değil, Muhammet Mursi bedelini ödeyerek inşallah şehadet mertebesine ulaştı ve Cennet’e hak kazandı. Ona bu zulmü reva görenlere de bir müjdemiz(!) var: Zalimler için yaşasın cehennem! Mursi için bütün dünyada gıyabi namaz kılındı; hayırla yâd edildi ve edilecek. Bakalım o zalimler öldüklerinde hayırla hatırlayanları bulunacak mı?

Murat Alan kardeşim, geçen hafta menfur bir saldırıya uğradı. Kendisini telefonla aradım, gazan mübarek olsun, dedim. Onu çok metin gördüm. Allah metanetini artırsın, her türlü kem halden muhafaza buyursun.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23