• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
30 Mart 2019

Ateş dokunmasın diye...

“Zalimlere meyil etmeyin, sonra size de ateş dokunur. Allah’tan başka dostunuz da yoktur. Sonra yardım da görmezsiniz.” (Hud, 113)

Zalimlere karşı içinizde en ufak bir sempati duyuyorsanız akıbetinizden çok ciddi şekilde endişe duyma hakkınızı sonuna kadar kullanmalısınız. Bu gidiş doğru bir gidiş değildir, sonuç da iyi bir sonuç olmayacaktır.

Adalet her hak sahibine hakkını vermek şeklinde tarif edildiğine göre, adaletin karşıt anlamlısı olan zulüm de herhangi bir hak sahibine hakkını tam olarak vermemek, hak sahibini hakkından mahrum etmek şeklinde tarif edilebilir. Küfre rıza küfür, zulme rıza zulüm olması gerçeğinden hareketle, zalimin yaptığına rıza gösteren, zalime karşı içinde meyil taşıyan kişi de zalimle aynı kategoride değerlendirilir, zalimin başına gelmesi mukadder olan akıbetlerin bütünü onlar için de mukadder olur. Bu akıbet hem dünya hem de ahiret için geçerlidir. 

Binlerce insanın ölümüne, yüzbinlerce masumun mazlum ve mağdur olmasına sebebiyet veren PKK bednam bir terör örgütünün otuz beş yıllık dağlar cesametindeki cürmü ortada iken, sırf etnik dürtüyle, sırf siyasi düşüncelerle böylesi bir zalimler topluluğu ile el ele vermek aynı zalimliğe ortak olmaktan başka ne anlam ifade eder? Hangi dini ve milli gaye ve hedef böylesi bir zulüm ortaklığına fetva verdirebilir?  Milletinden, milliyetinden doğu-batı arasındaki fark kadar uzaklara düşmüş bir eylemler bütünü, hangi meşru gerekçe ile müşterek çizgiye dönüştürülebilir? Böylesi bir gafletin hatta böylesi bir ihanetin idrarla abdest almaktan, kıblesiz namaz kılmaktan başka bir anlam ifade etmeyen mazeretlerle meşrulaştırılmaya çalışılması hangi temiz vicdanı rahatlatabilir? Bu yolla kazanılan seçim, hakikatte en büyük zillet ve hezimet olmaz mı?  

Bu necip milletin en az yarım asrını talan eden, 17- 25 Aralık olaylarında gerçek yüzünü göstermeye başlayan, 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle 250 masum insanı şehit eden,  binlerce vatan evladını yaralayan ve topyekûn bir millete hâlâ travma yaşatan dünyanın en alçak, en sinsi, en hain bir örgütü olan FETÖ ile el ele verip siyaset yapmanın suçunu, günahını, vebalini hafifletecek hangi milli, dini gaye ve hedef ve bunlara sığınak olacak bir mazeret vardır? Sırf Cumhur İttifakı düşmanlığı böylesi bir zalimler topluluğuyla iş birliği içine girmeyi nasıl meşru hale getirebilir? Böylesi bir zulme iştirakin temiz vicdanlarda hasıl edeceği ebedi sıkletin ağırlığını ve sorumluluğunu hangi makul gerekçe hafifletebilir?   

Hayır, hayır, hayır binlerce defa hayır. Zalimlerle iş birliği yapmanın hiçbir meşru, makul, milli, dini, siyasi gerekçesi olamaz; hiçbir savunma, meseleyi kabul edilebilir bir özür ve mazerete dönüştüremez. 

Yarınki (31 Mart 2019) yerel seçimlere bu perspektiften bakıp ona göre tercihte bulunmak zorundayız. Meselenin ciddiyetini sulandıracak her türlü yorum ve izahtan uzak durmak; hakkın hatırı görüntüsü arkasına sığınıp zillet ittifakına destek anlamına gelecek her türlü davranış ve temenniden kaçınmak mecburiyetindeyiz. Yoksa bütün geleceğimizi ipotek altına alacak istikbale ait bela ve musibetlerin sökün edip üzerimize üşüşmesine kadere fetva verdirmiş oluruz ki, bunun vebalini de ne bu dünyada ne de öte dünyada ödeyemeyiz.  

Hani anlatılır ya, bir erkek fare ile dişi fil evlenmiş. Üç gün sonra da fil ölmüş. Fare başlamış mezar kazmaya. Hem kazıyor hem de kendi kendine “üç gün evli kaldın, hadi bakalım şimdi ömür boyu mezar kaz” diyormuş.

Zillet ittifakını iktidara taşımanın en asgari bedeli, bütün bir milletin ömür boyu bedel ödemesi olacağında hiç kuşku yoktur. Zaten onların kuru bir muhalefet söyleminden başka bu millete verebilecekleri bir şey olmadığı ve bundan sonra da olmayacağı yaptıklarının referansıyla ortadadır. Ak Partinin ve Cumhur İttifakının icraatı ise tam bunun aksinedir. Özellikle Ak Parti, kurulduğu günden bu yana yaptıkları ve vaat ettikleriyle on yedi seneye adeta yarım asırlık icraat sığdırmış bir aksiyonun sahibidir. Bunda, lokomotif gücün ve onları motive eden lider Recep Tayyip Erdoğan’ın yorulma bilmeyen bir ceht ve gayretle gece-gündüz çalışmasının ve çalışıyor olmasının çok büyük payı vardır.  

Her yerel seçimin kronik problemi, bazı yerlerde yanlış ya da isabetsiz kişilerin aday gösterilmesidir. Bu seçimlerde de aynı problem mutlaka vardır. Fakat hüküm ekseriyete göredir. Cumhur ittifakının genel yapısını denize benzetecek olursak yanlış adayların bütünündeki olumsuz netice ancak bir kova kirli su gibidir. Bir kova kirli su denizi kirletmediği gibi, denize döküldüğünde o da temizlenir. Böylesi adayları bahane ederek Cumhur İttifakını desteklememek hem aklen hem de siyaseten doğru değildir. Sağduyu yine galip gelecek inşallah. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23