Yeni vazifesi CHP’ye hayırlı olsun
Yeni vazifesi CHP’ye hayırlı olsun
İDRİS GÜNAYDIN
CHP nihayet murada erdi, yıllardır bir türlü bulamadığı yeni vazifesini buldu.
CHP iki dağın ortasında kaldı. Ne o dağı aşabiliyor ne bu dağı…
Bir yanda deniyor ki; “Kemal Kılıçdaroğlu Ak Parti’nin adamıdır ve ona hizmet ediyor.”
Öbür yanda deniyor ki; “Özgür Özel’in başını çektiği hareket iktidara geliyor, iktidar olacaksak, Özgür veya Ekrem veya Mansur ile olabiliriz. Ama CHP amblemi ile değil, Yeni Parti amblemi ile.”
Yine diğer yandan Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki; “Butlan davası Bursa’da açıldı. Davayı açan CHP’li, ifade veren CHP’li, şahitlik yapan CHP’li… Burada Ak Parti var mı? Yok. O zaman Ak Parti’nin değirmenine kim su taşıyor? Özgür Özel. Biz ne yapıyoruz? Partiyi hırsızlardan soygunculardan, zinakarlardan ve tecavüzcülerden aklamaya çalışıyoruz.”
Ooooo. İşin ruhu çok vahim. CHP’li seçmen iki dağın arasına gerçekten sıkışmış: biri partiyi yiyicilerden ve tecavüzcülerden aklama yarışına destek verenler diğeri “Haram helal ver Allah, CHP’li kulların yer Allah, yeter ki iktidara gelelim Allah” diyen Özgürcüler.
Anlaşılıyor ki CHP’liler o yana da dönse, bu yana da dönse Ak Parti’ye siyasi sermaye olmaya devam edecekler. İki arada bir derede kalan CHP’li seçmen ne olacak?
Özgür iktidara gelse bile CHP’de kalanlar onları yiyip bitirir.
Defaatle yazıyorum: CHP’nin başına gelen bu bela ve tartışmalar Şeyh Said’in bedduasından, İskilipli Atıf Hocanın bedduasından, Topal Osman’ın ve Ali Şükrü Beyin bedduasından, rahmetli Adnan Menderes’in bedduasından kaynaklanmaktadır. CHP bunu anlamamaya devam etmektedir. Bu bedduaları duyan gereğini yapıyor çok şükür.
Zaman zaman CHP veya başka isimle iktidara da geliyor. Kısa süreliğine. Allah onu maskara ediyor, “CHP bildiğiniz CHP” diyor. “Yeni hiçbir şey yok, diyor. Biz dersimizi alıyoruz.
BU KADAR DİN GÖREVLİSİNE NE GEREK VAR?
Ben sormuyorum bu soruyu. Ülkemizde dinsizler, kriptolar, Rum ve Ermeniler, bir kısım Aleviler, Keldaniler, Maruniler, Süryaniler, Yezidiler var. Onlar soruyor. Hatta Kemalist ve laikçi olanları unuttum. Onlara göre cami fazla.
Ben de inanıyorum ki plansız cami yapımı var ve bazı yerleşim yerlerinde ihtiyaçtan fazla. Lakin planlı bir cami yapılmış olsa yine de fazla olduğuna inananlardanım. Benimkisi pozitif bir bakış açısı ile böyle. Kutsal diye her yere Diyanet’e sorulmadan cami yapılmamalı. Yapılan camiye bir lojman, bir imam bazı yerlerde müezzin/ kayyım atanır. Eğer ihtiyaç fazlası var ise, bu devlete de yük, haksız yere milletin parasını harcamaktır.
Bunu geçelim. Bu saydığım gruplar köküne düşmanlar. Onlara göre imamlar maaş almasa camiye uğramazlar. Para için bu işi yapıyorlar. Çocukları olmamalı, hanımları olmamalı, varsa da sefil bir halde yaşamalılar. Okul, yemek asla olmamalı. İmam bu milletin yüz karası olmalı, ailesi de sürünmeli…
Neden? Hiçbir şey üretmiyorlar. Bir icat, keşif yapmıyorlar.
Hımm. Haklı gibi, görünüyorlar.
Bakalım: “1987 yılında Balgat Ortaokulunda DKAB öğretmeniyim. Okulda 113 öğretmen var. Ramazan’ın ikinci günü. Orta birinci sınıftan bir kızımız oruca niyetlenmiş ama okula gelince oruç tutmuş, midesi bulanmış. Öğretmenler su içirmeye kalkmışlar, içmiyor; hap yedirmeye kalkmışlar, almıyor. Öğretmenler Odasına getirmişler. Başına doluşmuşlar, bin bir dil döküyorlar ama çocukcağız orucunu bozmuyor. Bunun Din Hocası kim, nerede demeye başladılar. Baktılar ben oradayım. Benden rica ettiler. Bizi dinlemiyor, belki seni dinler dediler. ‘Kızım suyu iç. Sana günah yok, sen hastasın’ dedim; kızcağız hiç düşünmeden suyu içti. Tüm öğretmenler bana baktı anlamlı anlamlı.”
Burada benim farklı bir hünerim yok. İşin tabiatı öyle. Bu millet Müslüman. Diyelim ki, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, kan nakli olayı ilk çıktığında, doktorlar bunu insanlığa duyurduktan sonra, Müslüman memleketlerde duyanlar doktora mı koşmuştur, imamlara mı? Din alimlerine. Oradan aldıkları cevaz ile bu buluş Müslümanlar arasında revaç bulmuştur. Hâlâ dünyada kan ve organ naklini reddeden Hristiyan gruplar var. Mesela Yahova Şahitleri.. Onların başlarında bir imamları olsaydı bugün bu yanlışta ısrar ederler miydi?
Buna göre tüm organ nakillerini düşünün. Burada din cevaz vermeyince siz ne yaparsanız yapın yürürlüğe girmez. Sperm Bankacılığı neden kurulamıyor? Kıbrıs’ta var Türkiye’de yok. Diğer İslam Memleketlerinde yok. Neden? İşte dinin gücü burada. Dünyanın en iyi kısrağını da yetiştirseniz, ona binmeyi caiz gören bir kurum olmalı. O da din kurumudur. Yoksa boşa kürek çekersiniz.
Şimdi anladınız mı dinin ve din adamının gücünü? Elbette domuz eti yiyene domuz haramdır demek can sıkar. Domuzun etini yemek için domuzun ahlakını almakta da bir beis görmemek lazımdır.
Çok şükür öyle değiliz vesselam.