Hakemlerin suç dosyası, Milli Takım ve Malatya tribünlerinin Gazze hassasiyeti
Eski günleri arar olduk. Önceleri, milli takımın maçı olduğunda (lige verilen ara), yazı konusu bulmakta zorluk çekerdik. Bugün ise öyle değil, bunu yazımızın başlığında görmek mümkün. ‘Hakemler’, ‘Milli Takım’ ve ‘Malatya tribünler…’ şeklinde, üç içerik. Yaşantımızın ayrılmaz, toplumun önemli etkileşimi. Süreçte yaşananlarla ilgili ‘kişisel’ görüşlerimizi belirtirken, her yaşanmışlıktan ‘ders-dersler’ çıkarmamız gerekir tezi, önem taşıyor. Bu düşünce hayata geçirilmediği sürece, olumsuz tekrarların ‘altında’ kalmak kaçınılmaz olur…
‘MAÇLARI KİM YÖNETECEK?’ SORUSU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Bürosunca bazı şüpheliler hakkında “eziyet”, “resmi belgede sahtecilik”, “güveni kötüye kullanma” ve “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme” suçlarına ilişkin “Hakemler dosyası” soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında şüpheli iki hakem daha “şike teşvik primi” ve “resmi belgede sahtecilik suçundan tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Bugün ve yarın Türkiye Kupası maçları oynanacak. MHK Başkanının tutuklanması nedeniyle, maç hakem atamalarının hangi kurul tarafından gerçekleşeceği merak konusuyken, bu konuda Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) konuyla ilgili, açıklama geldi. Sahalarda ‘adalet’ olması gereken. Hakemler örneği, sporun/futbolun içine düştüğü ‘rezaleti’ gözler önüne seriyor.
Peki, bu süreç nasıl düzelecek? Siz eğer bahis adı altında oyuna (kumara) göz yumup, kişileri haksız kazanca sevk ederseniz, böyle bir süreçten kaostan başka ne bekliyorsunuz ki? Kumarın, yasal veya yasal olmayan diye bir ayırt edici özelliği olduğunda, futbolu kaosa sürüklenmesi de kaçınılmaz oluyor. Vatandaşa siz ‘yasal bahis’ (kumar) oynayabilir diye teşvik ediyor, yasal olmayan bahis (kumar) oynayamazsın diyorsunuz! Böyle ‘çelişkili’ bir durum olmamalı. Sahada iyi yönetim beklenen hakemlerin ‘şüpheli’ olarak gözaltına ve bazılarının tutuklanmasına neden olan hakem doyasındaki olaylara bakınca (eziyet, resmi belgede sahtecilik v.s., v.s.) futbolun eğlendirici-oyalayıcı özelliğinden çıkıp, toplumu değerlerinden uzaklaştırıcı adeta ‘suç makinası’ haline dönüştürüldüğünü görmekteyiz. Yapılması gereken, çocuk ve gençler başta olmak üzere vatandaşı yıkıma sürükleyen bu ve benzeri olayların ‘bağımlılık-illetten’ kurtarmak gerekiyor. Bu konuda ‘koltuk’ işgal edenler kadar, hepimizin görev ve sorumluluğu var. Çünkü insan olmak, insanlık bunu gerektiriyor…
MİLLİ TAKIM’IN ALDIĞI YENİLGİLER SERİSİ…
A Milli Futbol Takımı’mız UEFA Uluslar A Ligi’nde seri yenilgilerine bir halka daha ekledi. Millilerimiz sırasıyla Fransa (1-0), İtalya (4-1), Belçika (3-0) ve İtalya’ya (3-1) mağlup oldu. Hakem soruşturmalarının bu yenilgilerin üzerinde ne kadar etkili oldu bilinmez belki ama, temel mağlubiyetin ‘yabancılaşan’ futbolun (buna hakemler dahil) etkisini gösterebiliriz. Son İtalya karşılaşması öncesi teknik direktör Vincenzo Montello’nun yaptığı ve beyin yorgunluğundan başka bir manaya gelmeyen, bir önceki yazımıza da konu olan açıklamasını hatırlayın; “… (Ulusal) A’dan (Liginden) B’ye düşersek kimse bana kızmaz.” Hal böyleyken, alınan yenilgilere kimsenin şaşırmaması gerektiği sanırım, yerinde bir yaklaşım olur…
MALATYA TRİBÜNLERİ
GAZZE İÇİN TEK YÜREK….
Futbol aracılığıyla anlamlı organizasyonlar düzenlenmiyor değil. Rasim Akar dostumuzun bize ulaştırdığı “Gazze için ses ver, tribünde yerini al” başlıklı afişi görünce etkilendim. Konya’dan sonra bu kez Malatya tribünleri mazlum, mağdur, savunmasız İslam coğrafyasının sesi olacak. Türkiye Kupası maçı için bugün Malatya Yeşilyurt-Siirtspor karşılaşmasında İsrail’e lanet, Filistin’e destek yağacak. Sporu vicdanın ve dayanışmanın ortak dili kılmak adına bir araya gelen, Başkan Ramazan Ayhan beyefendi ve organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ederiz…







