NİKÂHA DAİR
Peygamber Hz. Muhammet (S.A.V.) Peygamberlik silsilesinin sonuncusudur. Ondan önce gelen peygamberler insanlığın gidişat kıvamını oluşturmuşlar, bir sonraki peygamber zamanına bir İslami gelenek bırakmışlardır. Bunlardan biri de nikâhtır.
Tarih boyunca ve bugün inanan inanmayan, ilkel halde yaşayan, yaşamayan insanlar bile ya İslami nikâh sistemine uygun ya da yakın bir nikâh sistemine sahiptir.
Asıl sorulması gereken soru şudur:
Nikâhlanmayı nereden akıl etmişlerdir?
Eğer bunun için bitkileri örnek alacak olsalar örnek alamazlar. Hayvanları örnek alsalar onların da bir örnekliği yok. Melekleri, cinleri zaten göremiyorlar. Öyle ise nikâhlanmayı nereden öğrendiler?
Eğer insanların kendi hevesleri ve arzularına bırakılsa insanlığın bu husustaki yüz karası, çıplaklar kampıdır. Nikâhsız yaşamdır.
Demek ki; insanlık tarihi nice peygamberlerin varlığına şahit olmuştur ki; nikâhı onlardan öğrenmişlerdir.
Bu hususta Kur’an’da adı geçen peygamberler dışında 124.000 veya 224.000 peygamberin geldiği, ilk insanın da bir peygamber olduğu aklen mümkündür. Çünkü yukarıda değindiğim gibi gerek ilk insanlar arasında gerekse dünyanın insan yaşayan her bölgesinde nikâh vardır.
Nikâh elbette ki iki kişi arasındaki haramlığı ortadan kaldırıp o kişileri helal hale getirmektir. Yalnız burada bir mesele var: Bu iki kişiden hangisi tabi, hangisi matbu olacak? Yani “iki kişinin yolculuğunda bile biri diğerini imam seçsin” diyen bir İslam’ı gelenekte karı kocadan hangisi hangisine uyacak?
Fıtraten bu konu hallolmuş aslında ama, bazı insan aklı kendini putlaştırınca, kocasından ayrılmış kadınlar bir şey olduklarını sansınlar diye mesela, Feminizm hareketinde olduğu gibi; erkeğe uyması gerekirken “eşitlik” iddiasında bulunuyor, uymuyor.
Bu hususta ayet çok açık: “Allah’ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler kadınlar üzerinde sorumlu gözeticidir.”
Yani ayetin en vurgulu kısmı başıdır. “Erricalü gavvamune alen nisai: Biz erkekleri kadınlara mukavim yaptık. Yani erkekleri kadınlardan daha muhkem yarattık”
Bunu bir misalle, la teşbih vela temsil, sırık- fasulye metaforu ile anlatalım.
Bu ayeti Allah kullarına sırık ve fasulye örneğine yükleyin dese insanlık nasıl bir örneklemede bulunurdu?
Mesela “Allah sırığı ( bizim yörede çangal denir) fasulyeye muhkem kıldık” mı derdi?
Veya “Allah, fasulyeyi sırığa muhkem kıldık” mı derdi?
Aklın yolu, elbette ki Allah “biz sırığı fasulyeye muhkem kıldık” derdi.
Sırık (Çangal) nedir? Fasulyenin kendisine sardığı boylu, yiğit, cesur, bükülmez, boyun eğmez bir cisimdir.
Fasulye nedir? Eğilen, bükülen, sarılan sarıldığı oranda yücelen, yüceldikçe çiçek açan, çiçek açınca sebze veren bir bitkidir. Sırığı yanında oldukça emniyettedir. Hatta emniyeti bizzat içindedir.
İşte nikâh budur. Yani bir fasulyenin sırığa sarması, sardıkça yükselmesi ve bitki vermesidir, anlam kazanması, kıymet bulmasıdır.. Bunun tersini düşünelim: Bazı fasulyeler ota- çöpe sararlar. İsimleri fasulyedir ama yine çiçek açarlar ama ezilmeye mahkûmdurlar. Yine sebze verirler ama verdikleri sebze ezilmeye çürümeye mahkûmdur. Sırığa saran fasulye gibi yücelen, yükselen değeri artan bir sebze olmak yerine zamanla yok olan, hayatın zorlukları ile kaybolan, gittiği yerlerde bir sığıntı olmaktan öte geçmeyen bir varlık durumuna düşerler.
İşte nikâh kadına bunu sağlar ve onu onurlandırır, yüceltir. Bunun için kadının ve erkeğin nikâh akdine sahip çıkması gerekir.
Nikâhın sağlam durmasının bir yolu da Zuhruf Suresi 36. Ayette açıkça kendini gösterir: “Allah’ın insanlığa gönderdiği mesajı görmezden gelen kişiye bir şeytan tahsis ederiz. Artık o şeytan onun arkadaşıdır.”
Nikâhlı evliliklerin dağılmasının sebebinin hemen hepsinde kadın veya erkeğin bir şeytan arkadaşı olması ve o şeytanın da arkadaşını yıkıma götürmesidir.
Bugün o şeytanın götürdüğü ilk çöplük TV, diziler, filmler, dedikodu programları, yemek programları vs.dir. Sabahtan TV karşısına kurulup gece yarılarına kadar, çocukla ilgilenme, kocanla ilgilenme, hanımınla ilgilenme, evle ilgilenme vd…
Sonunda bağırtı, hakaret, suçlama ve ayrılık…
Her şey o anlamlı ayetin anlamını kavramamak. Her şey Allah’ın gönderdiği mesajı anlamayıp şeytanı arkadaş edinmek. İşte hayat, işte sonuç. Allah istikamet versin vesselam.







