--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sapla samanı karıştırmanın adı fitneciliktir

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
2

Sapla samanı karıştırmanın adı fitneciliktir
HÜSEYİN ÖZTÜRK

Bizim nesil harman nedir, düven nedir, sap nedir, saman nedir bilir. Kağnıyı da uçağı da, teknolojiyi de gören bir nesil olarak son altmış yılın canlı şahitleriyizdir.

CHP zulmünün hadiseleriyle büyüdük, darbelerin iç yüzünü yaşayarak olgunlaştık, ekonomik, sosyal, kültürel arazların hemen hepsini yaşadık.

O devirler, sapla samanın karıştırıldığı fitne devirleriydi. Gerçi bugün de aynı zihniyet; fitne, fesat ve ürettikleri nice pisliklerini; özellikle siyasette, medyada ve sosyal medyada sapla samanı karıştırarak vazifelerini harfiyen yapmaktalar. Gerçi görevleri bu!

Şükür ki, dirayetli bir Adalet ve İçişleri Bakanımızla, Cumhurbaşkanımız Erdoğan var. Yoksa geçmiş devirlerde hükümet kuran, hükümet yıkan sözde gazeteci geçinen nice kökten ahlaksızlar, hâlâ bugün sapla samanı karıştırmaya devam etmekteler. Ama pilleri bitti. Çöplükteki yerlerinde tepinmekteler.

Neyse sap ve saman denilince biraz gerilere gidelim. Mesela bizim harmanımızdaki düveni hatırlarım.

Düvenin altında çakmak taşı denilen keskin taşlar vardı, büyük bir sofra gibi ekin harmana serilir, günün hayvanı hangisi ise düvene koşularak harman sürülürdü.


Buğday taneleri ile sap birbirinden ayrılacak hale gelince düven biter, bu sefer harman toplanır, tınaz yapılır ve sapla samanın ayrılması için savurularak tane samandan ayrılırdı.

Bu hali dedem hayata benzetirdi:

“Hayat da böyledir işte oğul! Birbirine karışmış olan şeyleri savurarak birbirinden ayırmalı. Saman hayvanlara, buğday insanlara lazım.

Eğer ayırmazsan, hiçbir yerde dirlik, birlik olmaz; sap, saman, buğday birbirine karışır ve fitne-fesat alır yürür” derdi.

Harman yerinden bugüne geldiğimizde, sapla samanı karıştıran soyguncu, düzenbaz, hilebaz, haram helal demeden keselerini dolduran hani şu malumlar var ya, onların gözü öyle dönmüş ki; sap, saman ve buğday ne buluyorlarsa cukkalarını dolduruyorlar.

Böyleleri için “ektiklerini biçiyorlar” denilir ama bunlar ekmeden biçiyorlar, başkalarının ektiklerinin üzerine çöküyorlar.

Mesela şu “ahbabçılar”. Güya birbirlerini hiç tanımıyorlar ama vakti zamanında devlete ve millete küfretmek için ağızlarını doldura doldura hakaret etmişlerdi. Şimdi sütten çıkmış ak kaşık rolü oynuyorlar.

Ya belediyelerdeki yolsuzluklar! Çok cesur kimseler doğrusu. Kimse yapacağından geri kalmadan ve adeta birbirleriyle yarışarak, yangından mal kaçırırcasına yapıp ettikleri ortada.


Hazır ve kolay elde edilen mala, mülke, paraya, makama, imtiyaza sahip olmanın bencilliği ve kibirliliği yüzünden gözleri kör, kulakları sağır olanlar anlamazlar ama bunların halini anlatmak için Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin sözüne uğrak vurmalı:

“Mal ve mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi.

Bir rüzgâr eser, savurur harman gibi”. Adaletin karşısında şimdi savruluyorlar.

Ezcümle:

Hiçbir haksızlık, hiçbir adaletsizlik, hiçbir vicdansızlık, insafsızlık yoktur ki, karşılığı olmasın ve bedeli ödenmesin.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Vatandaş

6 Ağustos 2026 07:05

Mala mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi? Bir muhâlif yel eser, savurur harman gibi! Sayın yazar bu deyiş Hz.Mevlanaya aittir.

ismet

6 Ağustos 2026 05:09

bu sanatçı sepetçi tayfası tufeyliler yıllarca müslüman mshallesinde salyangoz sattı bu satıştan da bayağı ihya oldular bari bundan sonra bu soysuzları akifin dediği gibi hiç olmazsa yanımızdan kovalım

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle