Milli iradenin ne diyeceğine bakmayan siyaset
Milli iradenin ne diyeceğine bakmayan siyaset
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Siyaset, milli iradenin ruhunu okuyabilen kimselerin işidir.
Milli iradeyi dışlayan siyaset, milli iradeye karşı; gasp, kargaşa, kaos, ihanet, darbe, kalkışma ve bunları yapanları destekleme, sahip çıkma, onlarla birlikte hareket etme ve bu hallerin yanı sıra, milli ve manevi değerlere karşı açılmış savaşın gereğidir.
Bu zaviyeden muhalefetin geneline bakıldığında; ülkemizin kalkınması başta olmak üzere ne içeride ne dışarıda, ülkemizin menfaatine dair bir programları, projeleri görülmemektedir.
Hiçbir şey yapmıyorlar değil tabii. Milli irade ile seçilmiş Cumhurbaşkanına, iş başına gelmiş hükümetlere hakaret etmeyi, küfretmeyi, eleştirecekleri hakiki bir şey varsa onu bile ellerine yüzlerine bulaştırarak, dilleriyle kirletmektedirler.
Muhalefetin siyaset dili sarhoş ağzı. İnsana ve insanların kutsal kabul ettiği inançlarına direkt veya dolaylı hakaret etmeyi maharet saymak, kişi yahut kişilerin kimlik ve kişiliğinin problemli olduğunu gösterir.
•
Siyasi tarihimiz çok sancılı dönemlerden geçti. Son örneğini 15 Temmuz’da yaşadık.
Darbeciler silahlarıyla, baskı ve şiddetleriyle, hatta yasayı bile kendilerine uydurarak milleti dışladılar ve hiçe saydılar. Sonuçta ne oldu? Son söz hep milletimizin oldu.
Devlet İdaresi, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurma tecrübesi ve becerisidir. Dünü yok sayan ve reddeden partiler ve siyasetçiler hafızalardan silindi.
Milli irade, beş ana temel esasının bakiliğini ister. Bu temeller üzerinde istiklalini, istikbalini kurar, kurgular, devamını sağlar.
Malumu ilama gerek yoktur ama sıralayalım. “Vatan, Devlet, Millet, Bayrak, Din”... Bu beş temele dost olmayan ve sahiplenmeyen hiçbir siyasi güç, bu ülkede söz sahibi olamaz.
Bizim devlet geleneğimizde, geçmiş ile gelecek arasındaki bağı kuran ve bu geleneğe sahip çıkan siyasete, milli irade “olur” verir ve vermektedir.
İki bin yıllık devlet tecrübemizin bize öğrettiği temel kaidelerden biri de budur.
Devletin idaresi, milletin iradesiyle örtüşmüyorsa, orada milletle kavga var demektir. CHP veya “Yedeğine” sığınan muhalefetin siyasetinde, “devlet idaresi” ile “millet iradesi” arasında kapanmaz uçurumlar vardır.
Bu uçurumlar sebebiyledir ki, ülke olarak 80 yıl kendimize gelemedik. Gelen vurdu, giden vurdu, millet ötelendi, siyaset kirletildi, milletimiz ile devletin arası sürekli açık tutuldu.
Nihayet son 25 yıldır, ilk defa millet devlet kucaklaşması gerçekleşti. Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde millet ve devlet aslına döndü.
Çünkü aklıselim sahibi milletimiz, hakkı ve haklı olarak; ekonomik refah, sosyal adalet, güvenlik, üretim, güçlü aile, güçlü şehirler ve dünyada sözü dinlenen bir Türkiye istemektedir.
•
Ezcümle:
Bizim ülkemizin geleceği; kendi medeniyet birikimine yaslanan, milletin iradesinden meşruiyet alan, devlet geleneğini muhafaza eden ve çağın ihtiyaçlarını okuyabilecek güçlü bir siyasi akılla temsil edilebilir ve edilmektedir.