--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mevlana Hz.lerinin İlk Beyitlerinden

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

Mevlana Hz.lerinin İlk Beyitlerinden

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Tasavvufta gaye, kulluktur, ‘ben’likten kurtulmaktır.

Asrımızın hastalığı da “benlikten kurtulamamak” değil mi? Hem de ne hastalık!

Hele bir de makam, mevki, şan, şöhret, mal, mülk ve servet sahibiysek, başkaları için tükettiğimiz her nefese acırız. Çünkü değmezler! İşte bu hal, diri iken ölmektir.

Mesnevide bu hastalığın sebebi şöyle açıklanır: “Yüce yaratıcının sırrına ermeyenlerin en büyük hastalığı ‘Ben’ hastalığıdır”!

Mesnevi Şerif hakkında çok fazla malumat var. Bir kısım kimseler, kendi meşrebine göre uydurmaya çalışıyor. Meseleyi hakiki manada anlayanlar ise şöyle izah ediyorlar:

Mesnevinin asıl konusu, din ve dinin üç temel dayanağı olan; amel (şeriat), hal (tarikat) ve hakikattir. Hakikati elde etmek, amel ve hali gerektiği gibi yaşamaktır.

Bu anlamda gerçeği elde etmeyi izaha çalışan Mesnevi, bu bilgiye (keşfi bilgi), ulaşma yolları olan ameller (şer’i ilimler), hallere dair bilgiler (sülûk ilmi), hakikat bilgisini de (ilm-i ilahi) bağlamında ele alır.

Abdest, namaz, oruç gibi amellerin neticesinde kazanılan tasavvufî haller de hakikat denilen Hakk’ın bilgisi ya da tahakkuk eden ilahi ilim çerçevesinde açıklanır.

Dolayısıyla Mesnevi, ilm-i ilahi olan tasavvufun asıl konusu olan; vücud ve vücudun zuhur mertebelerinden (merâtib-i vücud), insan-ı kâmil ve Hakk’a vuslat yollarından (sülûk ve mertebelerinden) bahseden bir eserdir.

Bu kısa izahtan sonra Mevlana hazretlerinin baki âleme vuslat ederken hikmet dolu şu ifadelerini nakledelim:

“Vuslat günümde naaşım yürüyüp gitmeye başlayınca, bu cihanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma; ardımdan ağlama, elveda deme.

Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe ve aya, batmadan ne ziyan gelmiş ki? Sana batmak görünür, ama o, doğmaktır.

Hangi tohum ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun? Hangi kova kuyuya salındı da dolmadı?

Cenazemi görünce ayrılık deme. Rabbimle buluşma zamanımdır. Mezar cennetler topluluğunun perdesidir, canın kurtuluşudur.

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız? Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.

Mevlana hazretleri, Mesnevi Şerifi yazmayı kaleme almadan önce, “bişnev” (dinle) hitabıyla başlayan ilk on sekiz beytinde, varlığın zuhurunu işleyerek, klasik tasavvufî mesnevi geleneğini takip eder ve bu beyitleri, Mesnevinin ana kütlesini oluşturur.

Sözü onlardan birkaç beyitle nihayetlendirelim.

Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu.
İçimdeki esrarı araştırmadı.

Benim sırrım feryadımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu
görecek nur, her kulakta onu işitecek kudret yoktur.

Günler geçip gittiyse varsın geçsin.
Ey pak ve mübarek olan insan-ı kâmil; hemen sen var ol!

Ham ervah olanlar, pişkin ve yetişkin zevatın hâlinden anlamazlar.
O halde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm. 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Yazar efendi

16 Mayıs 2025 13:35

yazıyı Reis'e baglamamışsın bu sefer

Vehbi

16 Mayıs 2025 12:09

Geçiver yaveleri Celaleddin için yazilan iddiaların yalan- yanlış olduğunu isbatla Mesnevisi ortadayken,itirazın belgeli değilse.

Vehbi

16 Mayıs 2025 14:25

degilse,kelimesinden sonraki cümleyi kırpma yaparak farklı ifade(yanlış)lere yol açmışsınız,bu gazete için zül değil mi?

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle