--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Levha çöplüğünden siyaset çıkmaz

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
4

Levha çöplüğünden siyaset çıkmaz
HÜSEYİN ÖZTÜRK

Türkiye, siyasi parti levha çöplüğü gibidir. Herhalde bu anlamda dünyanın en zengin ülkelerinden biriyizdir.

Bizde siyasi partilerin çoğu, toplumsal ihtiyaçtan değil, siyasetin bir rant olarak görülmesinden dolayı kurulmaktadır. Çöplüğe bakınca mesele anlaşılır.

Siyasi rant kuruluşu olarak bir tabela, bir genel merkez, birkaç kurucu. Ardından büyük laflar; “Yeni Türkiye”. “Yeni siyaset”. “Yeni sistem”. “Yeni hareket”. Lakin milletimizin siyasi hafızası bunların hepsinden daha kuvvetlidir ve paye vermez.

Bizim amentü sahibi milletimiz, hangi siyasi hareketin değer yargıları ölçeğinde karşılık bulacağını, hangisinin sandıkta tasfiye edileceğini gayet iyi bilir.

Siyasi tarihimizde kurulup; bir müddet faaliyet göstermiş, sonra milletimizin teveccühünü kaybederek siyasi hayattan çekilmiş nice partiler vardır.

Bazıları bir döneme damgasını vurmuş, bazıları birkaç seçim yaşayabilmiş, bazıları ise daha milletimizin karşısına çıkamadan levha deposundaki yerini almıştır.

Şimdi o levhalı partilerden birisi daha ortaya çıktı. Dünü olmayanın yarını olmaz. Siyaset dünü bilme, anlama, anladığını anlatma sanatıdır. Milleti ve devleti yolunacak kaz gibi gören siyaset değil, olsa olsa parsa toplamaktır.


Şahsiyetli siyasetin ana damarı, devleti ve milleti bir emanet olarak görmektir. Bu emanete sahip çıkacak siyasetçi ister, yönetim ister.

Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın sevk ve yönetimindeki siyaset, işte böyle bir siyasettir ve emanet kavramı çerçevesinde amentü sahibi milletimizin iradesiyle 25 yıldır ülkemizi yönetmektedir.

Bugünlerde milletimizin yıllar önce siyasi hükmünü verdiği bir levha partisi, sanki Türkiye’nin meselelerine cevap verecekmiş gibi yeniden vitrine çıkarılmak isteniyor.

Siyaset mezarlığından tabela çıkarıp üzerine biraz boya sürmekle yeni bir siyasi hareket oluşmaz. Hele Türkiye gibi devlet geleneği asırlara dayanan; nüfusu, ekonomisi, savunma kapasitesi, bölgesel problemleri ve jeopolitik ağırlığı büyümüş bir Türkiye, geçmişin başarısız siyasi kalıplarına kapı aralamaz.


Dünya yeniden kuruluyor. Enerji hatları değişiyor. Ticaret yolları yeniden şekilleniyor. Savunma sanayii bağımsızlığın temel şartlarından biri hâline geliyor.

Yapay zekâdan enerji güvenliğine, gıda arzından, su meselesinden şehirleşmeye kadar devletlerin önünde yepyeni imtihanlar bulunuyor.

Böyle bir çağda Türkiye’ye lazım olan şey, siyasi antikacılık değildir. Türkiye’ye devlet aklı lazımdır. Türkiye’nin yüz yıllık programı hazırdır. Yetişmiş kadroları vardır.

Türkiye’ye milletin değerleriyle kavga etmeyen, tarihinden utanmayan, tarihine sövmeyen, dini-milli değerlerini aşağılamayan ve dünyanın nereye gittiğini okuyabilen bir siyaset ve siyasetçi lazımdır o da iş başındadır.

Devlet yönetmek, eski bir tabelayı duvardan indirip yeniden asmakla ne siyaset yapılır ne devlet yönetmeye talip olunur.

Ezcümle:

Devlet yönetmek mesuliyettir. Bizim gibi bir devleti yönetmek için iki bin yıllık bir hafızanın ne buyurduğuna bakmak lazım gelir. Bizde siyaset, istikamet sahibi siyasetçi ister.

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abdullah

28 Temmuz 2026 13:14

Refahtan çıkan AKP için de böyle diyorlardı

ersan

28 Temmuz 2026 11:25

akp çıktı ya birader

Tika

28 Temmuz 2026 10:27

Yenilik iyidir

Hamza

28 Temmuz 2026 10:26

Devlet yönetme hassasiyetinde ki kriterleriniz de çok haklısınız fakat ülkemizde çok garip şeyler oluyor millet de bundan çok rahatsız. Kıvıran şarkıcı, dansöz gül ve gül-benler. orasını burasını açan teşhirciler. Mahsun gökhan vs adlı türkücüler ve oynaklar ülkenin siyaseti ve yönetimiyle alakalı arka planda ezberledikleri cahilce söylemlerle cümbüş alemi yapıyor, mensubu oldukları cenaha yaranmak için milliyetçi- muhafazakar kesime hakaret ediyorlar Bir kibirli, bir küstahlık gösterişi içinde yedikleri içtiklerinin paralarını sömürdükleri millete üstten bakıyorlar. Son olarak her hırlayan, zırlayan, çığıran, kıvıran dingillere neden "ÜNLÜ" deniyor anlamış değilim bence medya bunların adlarının önüne asıl mesleklerini yazsın yeter. Türkücü, dansöz, kıvırtman, çığırtkan, dizici, filimci gibi.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle