• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

İslam ve Batı

20 Temmuz 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

İslam ve Batı

Hüseyin Öztürk

Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eser, İnsan Yayınlarından çıkan ve MİT Başkanımız İbrahim Kalın’ın; bilgi, gözlem, araştırma ve bütün bunların toplamında, tecrübe merkezli tahlillerini makul şekilde ortaya koyduğu “İslam ve Batı” isimli kitabı.

Dünya toplumlarına İslam, “Doğu” dini diye benimsetilmiş. Hıristiyanlık ise “Batı” inancı olarak kabul görmüş. Haliyle “Doğu ve Batı”, birbiriyle mücadele ederek, birbirlerini ötekileştirmeye çalışmış.

Oysa bizim inancımızda; Doğu, Batı ve kâinatın cümlesi Allah’ındır. Yaratılan ve yaratılacak olan ne varsa Allah’ındır.


 

Galiba sıkıntı burada! Hâlbuki İslam başta olmak üzere diğer sapkın olmayan inançların bütününde “Tek Allah’ın varlığı” kabul edilir.


Demek ki, mesele inanmak yahut inanmamak değil. Mesele; araştırılmamış, incelenmemiş, bilgilenilmemiş, özümsenmemiş din ve insan ilişkilerinin anlaşılamaması.

İbrahim Kalın, mevzua salondan değil, sahadan ve bizzat emek harcayarak, ortaya harika bir “İslam ve Batı” sentezi koymuş.

Eserin satırları arasına dönelim ve şunları kaydedelim:


“Bu çalışmada İslam ve Batı’nın iç içe geçmiş tarihinin ana hatlarını tasvir etmeye çalışacağız. Bunu yaparken, bu iki dünyayı ayrı ayrı değil, birbirleriyle olan ilişki ve etkileşimleri açısından ele alacağız.


 

 Yaklaşık on üç asır geriye giden bu uzun tarihi anlamak için “ben” tasavvuru, “öteki” algısı, zaman ve mekân tasavvuru, sembolik dil, imgeler ve siyasi terminolojiler üzerinde duracak, onların inşa ettiği anlam dünyalarına nüfuz etmeye çalışacağız.

Böylece dün olduğu gibi bugün de kendi hakkımızda ve başkaları hakkında ne tür kimlik ve benlik tanımlamaları yaptığımıza biraz daha yakından bakmaya çalışacağız.


 

Burada imaj üretimi dediğimiz sürecin ana parametrelerine de değinmek gerekiyor. Batı’nın İslam algısı; medya mensupları, akademisyenler, uzmanlar, gözlemciler, araştırma kurumları, lobi şirketleri, film yapımcıları, edebiyat insanları ve siyasetçiler gibi son derece karmaşık ve yaygın bir aktörler ağı tarafından üretilmektedir.


Böylesine karmaşık bir ağın ürettiği imajlar, bir zaman sonra “sahte”, “yalan” yahut “kasıtlı” olmanın ötesinde bir nitelik kazanır.

İnsanlar kendilerine sunulan imajlara samimi bir şekilde inanmaya başlar. Çağdaş medya çalışmalarının da gösterdiği gibi imaj, gerçekliğin yerine geçer.


 

İmajı kontrol eden, gerçekliği de kontrol etmeye başlar. Bu bakımdan İslam ve Batı arasındaki ilişkilerin, çoğu zaman bir imajlar savaşı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Bu çalışmada Batı’nın İslam algısının zorunlu yönlerini tartışırken, İslam dünyasındaki Batı tasavvurunun problemli yönlerine de temas edeceğiz. Kitabın ana tezlerinden birisi bu olacak”.

Ezcümle:

Evet, eserde İslam ve Batı son derece aklıselim bir samimiyetle kaleme alınmış. Bir diğer güzel tarafı ise kitabın sonunda, 1881-1885 yılları arasında İstanbul’da Amerikan Büyükelçisi olarak bulunan Lew Wallace’nin II. Abdülhamid hakkında yazdığı çok mühim bir bölüm var.

İnsan Yayınları: 0212-249 55 55 insanyayinari.com.tr

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bir

Çok teşekkür ederiz

Kanber

TANRILAŞTIRILMIŞ BATI VE UYDURULMUŞ DİNLERİNİN VAHŞETİ Biz Çanakkale Meydan Muharebesi, Sakarya Meydan Muharebesi, Sarıkamış hareketleri ile Dinimiz İslam için, vatan ve namus için çok şehit vererek, çok bedel ödeyerek askeri işgalden kurtulduk.      Ancak;  İNGİLİZ LORTLAR KAMARASINDA BİZ BU MÜSLÜMANLARI KUR-AN'DAN YANİ İSLAMDAN UZAKLAŞTIRMADAN BUNLARI YENMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR KARARINDAN SONRA TALİMAT ÜZERİNE TÜRKİYE'de AVRUPA ÜLKELERİNDE KRALLIKLAR VE PAPALIK HALA VARKEN bizim ülkemizde zoraki hilafetin kaldırılması, alfabenin değiştirilmesi, anayasanın ve kanunların Avrupa'dan ithal edilmesi, laikliğin, kemalizm'in, deizmin, sosyalizmin, komünizmin uydurulmuş din haline getirilmesi ile adeta KÜLTÜREL İŞGAL altına girdik. Şarap şampanya, çalgı çengi, heykel, yalan, talan ve ihanet, sosyal medya, moda, marka ve modernizm bağımlılığı gibi neslimizi çürüten neticeleri ülkemizin âli bekası sorunu haline gelmiştir.       Amerika kıtasında Asteklerin, İnkaların ve Kızılderililerin soylarını kurutan,  Afrikadan 400 yıl köle ticareti yapan, 100 milyarlarca dolarlık sömürü geliri elde eden. Şimdi ise gözlerimizin önünde; Afganistan'ı, Irak'ı ve Venezuela'yı işgal eden. İran'ı işgal etmeye çalışan,       EPSTEIN dosyalarında görüldüğü gibi mahsun ve mazlum çocuklara tecavüz ve katliamlar yaparak etlerini ve iliklerini vampir kadar  vahşileşerek yiyen ve kanını emen ÜST DÜZEY DEVLET YETKİLİLERİ gözler önüne serilmişken bu emperyalist  ve vahşi BATI ülkemizde Asya'da ve Afrika'da adeta TANRI'laştırıldı. Rabbimiz Allah Ali İmran suresinin 103 ayetinde; "■Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılınız. Parçalanıp bölünmeyiniz. Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz ve O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz. Buyurmaktadır Bu kültürel ve fikirsel işgalden ve vahşetten kurtulmadıkça, dirilmemiz, kurtulmamız ve muzaffer olmamız mümkün olmayacaktır.      
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23