İfadesi alınan ilk başbakan Davutoğlu mu?
İfadesi alınan ilk başbakan Davutoğlu mu?
Ali Karahasanoğlu
Ahmet Davutoğlu’nun “siyaseti bırakıyorum” sözü sonrasında, aleyhine yazı kaleme almak istemem, onu eleştirmek istemem.
Sadece tarihe not düşmek için.
Yeni Davutoğlu’lara “Boş alan bırakmamak” için.
Aynı yanlışları tekrarlayanların çıkmaması için.
“28 Şubat’ta bile biz bu günlerdeki gibi yanlışları yaşamamıştık” edebiyatının toplumda hakim olmaması için..
Davutoğlu’nun “Bu, Cumhuriyet tarihinde bir ilk” şeklindeki savcılık sonrasında yaptığı açıklamayı dikkatinize sunacağım.
Bu ifade, aslında CHP zihniyeti ile ittifak yapanların, o kafadaki kişilerle oturup kalkanların, vazgeçilmez bir yanlışı..
Esas zulmü görmezden gelip..
Esas vicdansızlıkları, cinayetleri görmezden gelip, küçük küçük hataları abartarak genel bir algı oluşturma taktiği, solcuların profesörlük tezleri..
Davutoğlu da kendi üzerinden bu algıya soyundu.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a acımasızca sözler sarfetti. Hakaretlerde bulundu. Kendisine başbakanlığı altın tepside sunan insana vicdansızca sözler sarfetti.
Savcılık kendisini ifadeye çağırınca, sanki başbakanlığı alnının teri ile kazanmış gibi.
“Başbakanlık yapmış birisine ilk defa böyle bir muamele yapılıyor” dedi.
Ama ifadeye, başbakanlık yaptığı için kendisine tahsis edilen devlet aracı ile gittiğini, yanında devletin kendisine verdiği korumaların olduğunu gizledi..
Kısır tartışmaya girmeyeceğim. Sadece tarihe not düşmek için bunları yazıyorum..
Ne demişti, 2021 yılındaki saygısızca konuşmasında: “Damadını bakan yaptı.”
Baktım, Berat Albayrak, Ahmet Davutoğlu’nun hükümetinde ilk defa bakan yapılmış. Başbakan, bakanları hazırlar, Cumhurbaşkanı da atamasını yapar.
Demek ki ne imiş?
Ahmet Davutoğlu, Tayyip Erdoğan’ın damadının bakan olmasını istemiş, Tayyip Erdoğan da atamasını yapmış.
Davutoğlu itiraz edecek olursa, “Ama ben yapmak istemedim de. Erdoğan böyle olmasını istemişti”..
O zaman da Davutoğlu’na sormamız gerekir, “kasım kasım kasılıyordun. Ben başbakan gibi başbakanlık yaparım Ben düşük profilli başbakan olmam. Benim düşük profilli başbakan olmamı isteyenlere direndim. Koltuğu bıraktım.”
Şimdi söylesin Davutoğlu, Berat beyin bakanlık liyakatinde olmadığını düşünüyor idiyse, Erdoğan istese bile, “Beni başbakan olarak görevlendirdi iseniz, bakanları ben belirleyeceğim” deseydi ya..
Geçelim, bu “sen dedin, ben dedim” mavallarını..
“Ben yaptım, sen yaptın” hikayelerini.
“Ben ben ben.. ben bilirim. ben başbakanım. ben kendim oldum. ben. Ben var ya ben” muhabbetlerini es geçelim..
Hepimizin sonu kara toprak diyelim..
Ahirete azık hazırlayalım..
Dürüst olalım..
Berat Albayrak, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı hakketmesinden çok daha fazla bakanlığı hakketmiş bir isimdir..Berat Abayrak hakketmediği halde bakan yapıldı” deniyorsa.
Sen “‘Ben kendim başbakanlığı hakkettim. Bakanlığı hakkettim ve oldum” diyorsan..
Hem de, “Tayyip Erdoğan’ı, şimdi ondan ayrılan arkadaşları bu ülkede başbakan yaptı, cumhurbaşkanı yaptı” diye de “ego”nuza zirve yaptırmış bir isim iseniz..
Kendi başınıza parti kurduktan sonra, niye başbakan olamadınız demeyeceğim.. Sadece “Niye bakan olamadınız” diye soracağım.
Geçelim.
Esas konumuz şu:
“Cumhuriyet tarihinde ilk defa, eski bir başbakan, sözlerinden dolayı yargılanmış”.
Davutoğlu’nun açıklaması bu..
Benim de “Bu yalan. Büyük bir yalan. Çok büyük bir yalan” diyerek, tarihe not düşeceğim gerçek ise şu..
Rauf Orbay’dan başlayacağım ama..
Biliyorum, gençler o başbakanı hatırlamazlar.. Mustafa Kemal ile devlet yönetiminde ters düştüğü için, suikast iftirası ile yargılandığını anlatsak da, dikkatlerini çekmez..
O zaman daha yakın tarihe gelelim..
Adnan Menderes niçin yargılandı, sayın Davutoğlu, söyler misiniz.
Ezanın asli diline çevrilmesinden, CHP’ye yönelik eleştirilerinden değil de..
Gerçekten don davasından dolayı mı yargılandı.
Öyle mi iddia ediyorsunuz.
Menderes de, sözlerinden, icraatlarından, düşüncelerinden, bu milletin aslına dönmesini istemesinden dolayı yargılandı.
Hatta asıldı..
Evet beyler.
CHP’li Oktay Ekşi’nin. CHP’li diğer isimlerin..
Menderes’i gösterip, günümüz siyasetçilerini tehdit eden diline, “Menderes’in sonunu hatırlayın” dediklerine şahit olmuştuk ama..
Menderes’in siyasi söylem farkından değil, yolsuzluklardan dolayı asıldığını idida edecek kadar gerçekleri çarpıtan militan CHP’lilerin söylemlerine alışmıştık ama..
Şimdi hayatı, kendi ifadesine göre “CHP ile mücadelede geçen” Ahmet Davutoğlu da, Menderes’in sözlerinden, düşüncelerinden, düşündüklerini uygulamasından dolayı değil de, yolsuzluktan dolayı yargılanmış olduğu sonucuna bizi götürecek şekilde, sarfettiği bu cümle ile karşılaşmış olduk..
Demek ki, sözlerinden dolayı yargılanan ilk başbakan Davutoğlu değilmiş.
Hem de başbakan iken görevinden darbe ile indirilip yargılanan başbakanlar bile varmış, bu ülkede..
Menderes’in düşündüklerin söylediği için yargılanan bir başbakan olduğu örneğime ben inanıyorum. Ben Menderes’in asla, Ekrem İmamoğlu gibi bir yolsuzluk yapmış ve o sebeple yargılanmış olduğuna inanmıyorum..
Ama vereceğim başka örnekler de var..
Süleyman Demirel demeyeceğim. “Başörtülüler, Arabistan’a falan gitsinler” diyen bir adamdan örnek getirmek istemem.
12 Eylül darbesinde, zorunlu ikamete tabi tutulduğu örneğini getirmeyeceğim. Başörtülü milletvekili Merve Kavakçı için “Bu kadına haddini bildiriniz” diyen Bülent Ecevit’in yazdıklarından dolayı tutuklandığı örneği, Davutoğlu’na karşı kullanmayacağım.
Ama Necmettin Erbakan Hoca’nın Bingöl konuşmasından dolayı, yargılanıp mahkumiyet kararı aldığını Davutoğlu’na hatırlatacağım.
Siyaset bilmezsiniz.
Siyasi tarihi bilmezsiniz.
Çıkmışsınız ağaca, balık yakalamaya kalkıyorsunuz..
Aslında PISA 2025’de, Türkiye’nin, 38 OECD ülkesi arasında puanını en fazla artıran ülke olmasını, fen ve okuma becerilerinde ortalamanın üzerine çıkmasını, matematikte de puanını artırdığının ayrıntılarını yazmalı idim..
Geçtiğimiz yıllarda, Davutoğlu ile birlikte bu ülkenin her şeyine itiraz eden, rakamları çarpıtan solcuların, “Okuduğunu anlayamayan öğrenciler yetiştiriyoruz” şeklindeki algı operasyonlarına cevap olarak..
Bakın, artık “okuduğunu anlamada, AK Parti iktidarı öncesinden iyi duruma gelmişiz” diyecektim..
“Fen’de, Matematik’te 2002 öncesinden iyi durumdayız” değerlendirmesi yapacaktım..
İkinci sayfamızdaki haberimizden bunları okuyabilirsiniz..
Ben sadece şunu söyleyeyim: “Her şey daha kötü oldu” denilen Türkiye’de nasıl oluyor da, en zor alanlardan birisi olan eğitimde, bu başarı yakalanıyor.







