15 Temmuz’un görünmeyen tesiri
15 Temmuz’un görünmeyen tesiri
İdris Günaydın
15 Temmuz hain darbe girişimi ve onun ardından teyakkuza geçen infialin görünen yüzü Fetö gibi açıktaki düşmanın tepelenmesi oldu. Fakat o başarısız darbenin tepelenmesinin görünmeyen, bilinmeyen bir tarafı daha var: Kemalistler “Gezi” benzeri bir kalkışmaya çok hazırlıklı olmalılar. Generaller de yeni bir “12 Eylül”üçok düşünmeliler. 15 Temmuz sadece Fetöcü isyankarların bertarafının bir provası değil, spontane sivil halkın darbe girişimlerine karşı koyma refleksinin bir denemesi oldu. Buradan ortaya çıkan ders şu olmalı; bundan sonra ister sokakta ister beyaz eldivenle darbe yapmak isteyenlerin yüz kez düşünmesi gerekiyor.
Halkın oyu ile iktidara gelmiş, bir de milletin değerleri ile barışık bir hükümet sokaktan gelen gayrı kanuni yöntemlerle yok edilemez. Hem kendilerine yazık ederler, hem çok tahribat olur. Hele Gezi benzeri bir kalkışma olursa tahribatın önü alınamaz. Milletin kahir ekseriyetinin darbeci Kemalist ve yasakçı laikçilere birikmiş bir hıncı var.
Bazı şahıslar hükümete kızgın olsalar bile Kemalist olmadılar. O felsefeyi ve dünya görüşünü benimsemediler. Ak Parti’den kayarlarsa Saadet’e veya YRP’ye üç beş kişi gider. Hüda Par’a da giden olur.
Birikmiş hıncı diyorum; o belli; tek başlarına iktidar olsalar yaptıkları açık zulmün yanı sıra muhalefette iken saldırıları, alay ve küfürleri yetti.
Bir kesimin elini kolunu, ağzını bağlayacaksın. Sonra da “bana vuruyorlar” diye böğüreceksin
Bu grubu da ikiye ayırıyorum: Birinci grup bu toprağın kandırılmış çocukları. Onlar er veya geç köklerine yani özlerine dönerler.
Bir grup da var ki, “Bu millete güven olmaz. Erinde gecinde bizim Ali Cengiz oyunumuzu anlar, özüne döner o zamanlarda ithal ettiğimiz kriptolar, sosyal güvencemiz olsun. Daima, asıl bu milleti kendi safvetine döndürecek değerleri aşağılasın” mantığında. Onların yaşam biçimleri de belli, gittikleri partiler de… Onları bu iktidar cennete götürse cehennemi isterler, dünyanın en iyi tatil bölgesine götürse, “zaten görevi değil mi?” derler.
Neyzen Tevfik “Geldikleri gibi gitmediler; kimi itini bıraktı, kimi bitini…Kimi de piçini bıraktı… Yoksa bu kadar şerefsizin bizden olması mümkün değildir” sözlerini hatırlayalım..
Bu söze karşılık “cuk” diye oturan bir söz daha var: “Allah’a kul olduk kalu belada, Yalnız bu yolda ikrarımız var; Üç günlük ömür için kahbe dünyada, Kula kul olmamak kararımız var. Hayra hayr oluruz, şerre belayız, Bu zevk-i cidale pek müptelayız, Fazilet ehline biz müktedayız, Bizim de nurumuz ve narımız var.”
Hülasa 15 Temmuz Tayyip Erdoğan’a büyük imtiyazlar verdi. Attığı imzalardan daha çok önünü açtı. Milleti hazır ol vaziyetinde yedeğine aldı. Millet 15 Temmuz’daki provasının aşkı ile köyü kenti patlayacak noktaya geldi. Bundan Saadetliler de YRP’liler de nasiplenecek gibi. Çünkü ortadan kıyı çıkarırcasına, onca yapılan devrim niteliğindeki hizmetleri küçümseyerek, bir şey becermişler gibi durmadan konuşuyorlar. Sanki bu ülke 1980’leri 1990’ları yaşamadı.
Kemalistler, hakaretlerine adli takipten rahatsızlar. Saadet ve YRP’liler de onların tınlamasına uyuyorlar. Aynı nakaratı utanmadan tekrar ediyorlar. Yazık çok yazık. Ne rahmetli Erbakan’ı anlayabildiler, ne de onun talebesi Tayyip Erdoğan’ı!
BİR MÜNEVVER KADIN PORTRESİ
Özlem Gülsen mi Gürses mi? Laikusların en aydın.. entel, ilerici kadınlarından. Öyle laga lugalara karnı TOGG...
Ne bilsin fareli köyün kavalcısı TOGG’un benzinsiz çalıştığını? Şimdi sor: uçak kömürle, tren mazotla der... Onlar hak ettikleri için değil aynı soydan oldukları için oraya getirildiler.. Maalesef cahilin cahilleri ama yüz yıllık tarihleri var. Vesselam.







