Dobruca ve Köstence 1
Dobruca ve Köstence 1
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Göç göç oldu göçler yola düzüldü
Uyku geldi ela gözler süzüldü
O zamanda elim yardan üzüldü
Ağam nerden aşar yolu yaylanın.
Yukarıdaki dizeler Erzurum türküsünden. Bizim bugünkü dar topraklarımız da geniş topraklarımız da nice göç vakıa ve hikâyeleriyle doludur.
Bu coğrafyalardan birisi de Romanya devleti sınırları içerisinde yer alan Dobruca, Köstence vilayeti ile bağlı bucak ve köylerden ibarettir.
Sarı Saltuk Hz.lerinin Anadolu’dan gelmesiyle başlayan bir göç tarihi var. Yıllar sonra savaşlar sebebiyle Kırım Yarımadası’ndan buraya ve Anadolu’ya yeni göçler olmuş.
Mesela Eskişehir’i Kırım’dan gelen soydaşlarımız, Bursa’yı da Köstence ve Dobruca’dan göç eden insanlarımız vatan edinmişlerdir. Başka illerimizde de varlar.
Gerçi insanın hikâyesi de zaten göç üzerine senaryoludur. Doğmak ve ölmek de bir göç değil midir?
Bütün göçlerin sonu; inananlar için ebedi bir hayatın varlığına göç değil midir? Bu dünya, ahiret hayatı için ekip biçilen tarla olması hasebiyle mahsulü ebedi hayatta alınmaya göç değil midir? İnanmayanların nasıl bir dünyası vardır onu bilmiyorum.
………………….
Mevzuumuz, soydaşlarımızın yaşadığı Dobruca’nın siyasi ve kültürel geçmişine göç etmekti.
Söz konusu Romanya olunca, elbet en yetkili isim, 1923 yılında bir Türk anne ve babanın evladı olarak Dobruca’nın Babadağ kasabasında dünyaya gelen, 2019 yılında ise vefat eden Prof. Dr. Kemal Haşim Karpat’tır.
Rahmetli Karpat Hocanın hayatı da tarih, kültür ve nüfus çeşitliliğinin bulunduğu yerlerde geçer ve bir nevi hayatı göç göç olarak yollarda düzülür.
Bugün dünyanın gıpta ile tanıdığı ve bildiği Kemal Karpat; kimlik, toplum, nüfus ve özellikle Osmanlı tarihi üzerine güvenilir kaynakların sahibidir.
Dobruca bölgesinin Osmanlı dönemine tekabül eden kısmını onun kaleminden özetleyelim:
……………….
“Dobruca’nın siyasî tarihini stratejik mevkii tayin etmiştir. Rusya ve Ukrayna steplerinden İstanbul’a ve Ege’ye giden en kısa yolun Dobruca’dan geçmesi, bu bölgenin en eski tarihlerden beri çeşitli kavimlerin geçit yeri olmasına sebep olmuştur.
Bu kavimlerin her biri Dobruca’da çeşitli izler bırakmıştır. Osmanlılar da Dobruca’nın bu stratejik mevkiinden faydalanmışlar, Lehistan ve Rusya’ya yönelik seferlerde, Kırım Hanlığı ile bağlantılarda hep bu bölgeyi kullanmışlardır.
Dobruca’da devlet kuran ilk Türk Balik’tir (Balika). Adını Türkçe balıktan alan Balik’in kurduğu devlet, desteğini Dobruca’nın güneyinde yaşayan Hıristiyanlaşmış Oğuzlar’dan (Gagauzlar) almıştır. (Bugün Gagauzlar, Moldova sınırları içerisinde özerk bir yönetime sahip şehirdir. H.Ö)
Balik’in Dobrotiç adındaki kardeşi bir yıl İstanbul’da kalmış, Bizans imparatoru ile akrabalık kurmuş, 1359’da Kuzey Dobruca’yı işgal ederek Venedik ve Bizans’la yakın ilişkiler içinde olmuştur.
Burada ilk müstakil devleti kuran Dobrotiç bölgeye kendi adını vermiş, Dobruca adı “Dobrotiç’in ülkesi” anlamında ortaya çıkmıştır. Dobrotiç’in oğlu Ivanko zamanında Dobruca iktisadî bakımdan çok gelişmiştir.
Devamı yarına…