Dobruca ve Köstence 2
Dobruca ve Köstence 2
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Yine dert yanacağım. Bizim orta ve yüksekokullarımızda kesinlikle ne Selçuklu ne de Osmanlı tarihi tüm yönleriyle okutulmuyor ve anlatılmıyor. Karpat Hocadan özete devam.
Dobruca’nın Osmanlı idaresine giriş tarihi kesin olarak belli değildir. Güney Dobruca’nın önemli şehri olan Silistre, Tırnova (Günümüzde Bulgaristan’da) Çarı Şişman (Susmanos) tarafından I. Murad’a verilmiştir.
Dobruca Hâkimi Ivanko da bu tarihlerde gönüllü olarak Osmanlı hâkimiyetini kabul etmiştir. Ancak Silistre valisi şehri Osmanlılara teslim etmeyince savaş yeniden başlamıştır.
Bu karışık durumdan faydalanmak isteyen Eflak Beyi Mircea, 1388’de kısa bir süre Dobruca’nın güneybatı kısmını ele geçirmişse de 1394’te Yıldırım Bayezid tarafından mağlûp edilerek Dobruca’yı terk etmek zorunda kalmıştır.
Mircea Ankara Savaşı’ndan sonraki karışıklıklar sırasında tekrar Dobruca’ya girmiş, Çelebi Mehmed’e karşı Mûsâ Çelebi’yi desteklemiş, ancak 1416’da Çelebi Mehmed’e yenilmiştir. Çelebi Mehmed Dobruca kalelerini fethetmekle kalmamış, Eflak’ı da ele geçirerek Mircea’ya Osmanlı hâkimiyetini kabul ettirmiştir (1419).
Böylece Osmanlı idaresine giren Dobruca 460 yıl kadar Türk hâkimiyetinde kalmıştır. Bir ara Kazıklı Voyvoda diye bilinen Eflak Beyi Vlad Tepeş’in istilâsına maruz kalan bölge halkı büyük zarar görmüş, bu sırada 40.000 kadar Müslüman öldürülmüştür.
………………
Osmanlılar zamanında askerî, idarî bir üs ve geçit yeri olarak kullanılan Dobruca’nın halkı eşkinci, müsellem, cambaz, (hayatını riske atan) tatar gibi sınıflara ayrılmış ve bunlar askerî amaçlarla istihdam edilmiştir.
Baba Sarı Saltuk’un şehri olan Babadağı, XV-XVII. yüzyıllarda kuzeye yönelik seferlerin idarî-askerî merkezi olmuştur.
1471 yılında Şehzade Cem, Boğdan seferi (1484) sırasında da II. Bayezid uzunca bir süre Babadağı’nda kalarak burada bazı imar faaliyetlerinde bulunmuştur.
II. Bayezid, Malkoçoğlu Bâlî Bey’e Silistre’nin idaresini vererek onu Boğdan sınır muhafızlığına getirmiş, böylece Osmanlılar tarafından Dobruca’ya ilk idareci tayin edilmiştir.
Kanûnî Sultan Süleyman da Boğdan seferi (1538) sebebiyle bir süre Dobruca’da kalmış, bu sırada Saltuk Baba’nın türbesini ziyaret etmiş, ardından Tuna’yı geçerek Bender’i almıştır.
İbrâil’in de fethinden (1543) sonra Türkler Dobruca’dan kuzeye yani Lehistan ve Boğdan’a gidecek yeni bir geçit elde etmişlerdir.
Osmanlıların iskân politikası sonucu Dobruca halkının ekseriyetini Müslüman Türkler oluşturdu. XV ve XVI. yüzyıllara ait tahrir defterlerindeki kayıtlar, bölgedeki yer adlarının çoğunun Türkçe olduğunu ve yoğun Türk yerleşmesinin meydana geldiğini gösterir.
Dobruca İstanbul’un tahıl, özellikle buğday ihtiyacının önemli bir kısmını karşılardı. Karadeniz kıyısındaki birçok liman şehrinde büyük tahıl ambarları inşa edilmişti.
………………….
Ezcümle:
Yazı alanım tarih köşesi değil. Mecburen hatırda kalacak kadar bilgiler kırıntısı vermek zorundayım. Dobruca’da dev bir Osmanlı tarihi var.
Şunu söylemeliyim. Kendi tarihimizi öğretmeye ve öğrenmemeye direniyoruz sanki. Oysa tarihi bilmemek, pusulasız gemi kaptanına benzer ve gemiyi karaya oturur.